ANNE BABANIN DEPRESYONU COCUGA GECIYOR

Posted by: admin  :  Category: Sağlık

Anne ve babanın yaratacağı huzurlu ortam çocuğun gelişmesinde beslenme kadar önemli…

Amerikalı bilim adamları, depresyonun, anne ve babadan çocuklara geçebildiğini belirlediler.

Massachusetts hastanesinde yapılan araştırmada, 380 çocuk denek olarak ele alındı. Araştırmada, anne veya babası depresyon içinde olan çocuklarda aynı sorun, diğer çocuklara göre dokuz kez daha fazla bulundu.

Sonuçları American Journal of Psychiatry dergisinde yayımlanan araştırmanın, hastalıkla ilgili klinik tedavisi konusunda doktorlara yeni ipuçları verdiği belirtildi.

ANNE BABAYLA YATAN ÇOCUKLAR

Anne ve babasıyla birlikte yatan çocukların ileriki yaşamlarında sanıldığı gibi psikolojik sorun yaşamadığı bildirildi.

ABDde yapılan bir araştırma, birlikte uyumanın sağlıklı olduğunu ve çocuğun gelişimi üzerinde uzun süreli etkisi bulunmadığını ortaya koydu.

California Üniversitesinden Dr. Paul Okami, öncelikle ailelerden çocuklarının uyku planını sunmalarını istediklerini, buna göre, ailelerin yüzde 35inin bebekleri 5 aylıkken aralıklı olarak kendileriyle uyumasına izin verirken, yüzde 9unun sürekli birlikte uyuduklarını söyledi.

Okami, çocuklar 5 yaşına gelinceye kadar bu oranın yüzde 6ya düştüğünü, 6 yaşında ise sadece yüzde 3 olduğunu belirtti.

YALNIZ UYUYANLARDAN HİÇ FARKLARI YOK

Araştırmacılar, 5 aylık oluncaya kadar ailesiyle birlikte uyuyan çocukların 2 ya da 3 yaşına geldiğinde yalnız uyuyan çocuklardan hiç farkı olmadığını, birlikte uyumanın uyku bozukluğuna yol açmadığını saptadı.

Aynı şekilde bu çocukların 6 yaşına geldiğinde duygusal farklılık ya da davranış farklılığı ortaya koymadığı belirlendi. Araştırmacılar, ayrıca bu çocukların, birlikte uyumaya karşı olanların ortaya attığı akıllarında seksten başka birşey olmuyor görüşünün yanlış olduğunu da kaydetti.

VAROLAN ENDİŞELER YERSİZ

Araştırmaya konu olan çocukların, 18 yaşına geldiklerinde yeniden incelendiğini ifade eden araştırmacılar, çocukların bu yaşta da yalnız uyuyan çocuklardan çok önemli bir farklılık göstermediğini belirtti. Her iki grubun da aileleriyle ve yetişkinlerle aynı şekilde ilişki kurabildiği kaydedildi.

Doktorlar, araştırmada birlikte uyumayla tütün, alkol ve uyuşturucu kullanımı arasında bir bağ da bulamadı.

Dr. Okami, Developmental and Behavioral Pediatricsde çıkan makalede araştırmaların birlikte uyumayla ilgli endişelerin yersiz olduğunu gösterdiğini söyledi.

ANTIBIYOTIGE BAGLI ISHAL

Antibiyotikler, özellikle clindamisin, ampisiun cephalosprin, aminoglikoside bağırsak zarı şişmesine neden olarak ishal yapabilir. Antibiyotik kökenli ishal oldukça yaygındır. Clindamisin kullananların %25i ve ampicillin kullananların %10 u ishal olmaktadır. Antibiyotikle bağlantılı ishalin en ciddi şekli (pseudo-memrenous colitis) denilen ve antibiyotiğin büyük abdestin oluşum ortamını değiştirmesinden dolayı bazı bakterilerin gelişmesini sağladığı durumdur. Bu da kolonda enflamasyon yapar. Tipik olarak ishal belirtisi antibiyotik alınmasından 4-10 gün sonra ortaya çıkar. Fakat antibiyotiğin kesilmesinden sonra belirtilerin %25i ortadan kalkar.

Teşhis

Antibiyotik uygulaması sırasında veya birkaç hafta sonra görülen ishal, karın krampları ve ateş en tipik belirtilerdir.

Doktorunuz ishalin antibiyotik kullanımına bağlı olduğundan şüphe ederse, büyük abdestin mikroskop muayenesini yaptırır. Buna bağlı kolitlerde, clostriduim diffıcile adlı bir organizma bulunur.

Antibiyotik kesildikten sonra çoğu kişinin rahatsızlığı geçer. Bazılarında ise ishal ve susuzluk devam eder. Başka kişilerde ise pseudo-membranous kolit ömür boyu sürebilir.

Tedavi

Doktorunuz ishale neden olduğunu düşündüğü herhangi bir antibiyotiği derhal keser. Belirtiler hafifse, doktorunuz cholestyramine tavsiye eder. Bu ilaç clostriduim difficile organizmasını yok eder. Daha ciddi durumlarla vancomycin veya metronidazole kullanılabilir. Hastalık tekrarlayabilir ve birkaç tertip daha ilaç gerekebilir.

obesite şimanlık ilaç tedavisi

Posted by: admin  :  Category: Sağlık

SANTRAL ETKİLİ (Gıda alımını ya da iştahı azaltan )ilaçlar: Bu grupta halen kullanılan ilaçlardan birisi Sibutramin(REDUCTİL)dir.Serotinerjik bir ilaçtır.Kalp yetmezliği, koroner damar hastalığı ve inme öyküsü olanlarda kullanılmamalıdır. İştah azalması,kabızlık,ağız kuruluğu gibi yan etkileri vardır.
GASTROİNTESTİNAL SİSTEMDE ETKİLİ İLAÇLAR
Lifler kalorileri yoktur. Mide ve bağırsaklardan emilmezler. Midede kitle etkisi ile doygunluk yaparak midenin boşaltmasını geciktirir ve kalorili besinlerin alımını azaltır. Ör: Glukomannon (Propol)= Kanjak soğanından elde edilir. Su ile birleşince hacmi yirmi kat artar.
Gastrointestinal enzimlerin etkisini etkileyen ilaçlar: Alfaglucosidase inhibitörleri:
(Acarbose) Yemek sonrası glikoz piklerini düşürür ve glisemik kontrolü sağlar. Az dozlarda pek zayıflatıcı etkisi olmadığı kabul edilmektedir.
Tetrahıdrolıpstanın (Orlıstat-Xenical): Kilo kaybı ile birlikte lipid düzeylerinde de azalma sağlar. Karın ağrısı,gaz ,şişkinlik gibi yan etkiler oluşturur. Yağlı dışkı ve dışkıyı tutamama olabilir.
Obesite tedavisinde ilaçların kullanılması konusunda görüş ayrılıkları vardır. Ayrıca birçok ilacın varlığına rağmen, güvenilirliğini tam anlamıyla kanıtlamış, uzun dönem etkinlik ve güvenlik araştırmaları yapılmış ilaç sayısı çok azdır.
Özellikle son yıllarda bizim de kullandığımız ISOMERIDE adlı ilacın sonradan yapılan çalışmalarda kalp üzerinde pek çok yan etkisi olduğu ispatlanınca piyasadan kaldırılması, ilaç kullanımında çok dikkâtli olunması gerektiğini göz önüne getiriyor. Onun için benim tavsiyem, çok iyi bir diyet ve egzersizle kilo kaybedilmeli,yetersiz kalınırsa bunlara ilaveten çok dikkâtli olarak İLAÇ kullanılmalıdır

Saç dökülmelerine dikkat

Posted by: admin  :  Category: Sağlık

Bazı deri hastalıkları, stres, uygunsuz saç bakımı ve kozmetik ürünlerin saç dökülmelerine yol açabildiği bildirildi. Esenler Hayat Hastanesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Tamer Yavaş, normal bir insanda günde ortalama 100-150 saç telinin döküldüğünü söyledi. Erkeklerin yüzde 30′unda 25 yaşında, yüzde 40′ında 40 yaşında, yüzde 50’sinde ise 50 yaşında ”androgenetik” denilen, hormonal nedenlere bağlı saç dökülmesi meydana geldiğini belirten Yavaş, ”Bu ‘erkek tipi saç dökülmesi’ olarak adlandırılsa da kadınlarda da en sık görülen saç dökülmesi tipidir” dedi. Yavaş’ın verdiği bilgiye göre, saç dökülmesinin nedenleri şunlar: Deri hastalıkları, Bazı ilaç ve hastalıklar (kanser tedavisi gibi) Stres, Uygunsuz saç bakımı ve kozmetik ürün kullanımı, Genetik, Doğum yapma, Yüksek ateş, ağır enfeksiyon ve soğuk algınlığı, Triod hastalıkları, Eksik protein içerikli beslenme, Doğum kontrol hapları, Demir eksikliği, Büyük cerrahi girişimler ve kronik hastalıklar, Mantar hastalıkları, Dökülmeyi önleyen ya da saçın yeniden çıkmasını sağlayan ilaçlar bulunduğunu belirten Yavaş, cerrahi yöntemler uygulanarak da saç ekilebildiğini veya saçsız alanın daraltıldığını söyledi.

Sıcak ve nemli hava depresyon nedeni

Posted by: admin  :  Category: Sağlık

Aşırı sıcak ve nemli havanın, insanların tahammülkarlığını düşürdüğü ve ani tepki vermesine neden olduğu bildirildi. Psikolog Ceyda Subaşı, aşırı sıcak hava ve nemin özellikle çalışan insanların tahammülkarlığını azaltarak depresyona neden olduğunu söyledi. Subaşı, “Yaz aylarının başlamasıyla birlikte özellikle sıcak ve nemli hava strese neden oluyor. Sıcaktan bunalan insanlar fevri hareketler sergiliyor, çabuk sinirleniyor ve çok kolay tepki verebiliyor” dedi. Mevsimle birlikte insanlarda panikatak hastalığının da arttığını belirten Subaşı, “Sıcakta çalışan insanlar bir an önce işini bitirip serin bir yere gitmek isteği için işini çok hızlı yapmak istiyor. Bu nedenle panikatak meydana geliyor. Çalışan insanlar dışarıda çok kalıyorsa ve sıcakta çalışmak zorunda ise küçük molalarla çalışmalı. Kendine 10 dakika aralarla dinlenme molası vermeli. Bol bol sıvı tüketilmeli” diye konuştu. Aşırı sıcaktan dolayı insanların kalp atışının hızlandığına dikkat çeken Subaşı, şunları söyledi: “Sıcaktan dolayı insanların beynine kan gidiyor, bu nedenle çalışmak zor oluyor. Ve en ufak bir harekette insanlar sinirlenebiliyor. Yazın sıcağında araç kullanan kişiler önceki mevsimlere göre daha gergin oluyorlar. Yazın stresten uzaklaşmanın en iyi yolu psikolojik olarak kendimizi sıcağa hazırlamamızdır. Yani sıcak ve nemli havayla yaşamayı öğrenmemiz gerekiyor.” Yazın sıcaktan kaynaklanan stresten kurtulmak için önce 10′a kadar sayılması, ardından da derin derin nefesler alınarak egzersiz yapılması gerektiğine işaret eden Subaşı, “Bunlar yapılmadığı zaman insanda kalp rahatsızlığı, tansiyon ve kolesterol gibi hastalıklar meydana gelebilir” dedi. Türkiye’de aşırı sıcaklar nedeniyle 65 yaş üzeri her 1 milyon kişiden 5′inin öldüğünü belirten Subaşı, yaşlılar, bebekler, şişmanlar, kalp-damar hastaları, yanık, egzama, sedef, ter bezi bozuklukları olanlar, hareketsiz kalanlar, sporcular, nöbetçi askerler, madenciler ve itfaiyecilerin risk altında olduğunu sözlerine ekledi.

sitemap sitemap.txt sitemap.html