Wordpress Themes
Tem 22

Belki bugüne kadar yalnızca forma girmek ya da formunuzu korumak ve üzerinizdeki negatif elektriği atıp rahatlamak için spor yapıyordunuz. Artık vücudunuzu çalıştırmak için çok iyi bir sebebiniz daha var.

Beyninizin daha aktif hale gelmesini sağlamak… Yapılan araştırmalara göre bazı spor türleri uzun vadede beynin kapasitesini artırmak için ideal. Yani spor yaparak sadece mükemmel görünmekle kalmayıp mükemmel düşünmeyi ve daha kapsamlı bakış açıları geliştirmeyi, sorunlara farklı yönlerden yaklaşmayı, hızlı ve doğru çözümler üretmeyi, doğru iletişim kurmayı da becerebilirsiniz. Bu da hem insan ilişkilerinde, hem de iş hayatında daha başarılı olmanız anlamına geliyor.

Beyne spor takviyesi Peki, spor yapmak nasıl oluyor da zihinsel fonksiyonlarımızı etkileyen bir aktivite haline geliyor? Daha doğrusu vücudu çalıştırmanın beyne faydaları neler? İşte, birkaç maddede bu soruların cevabı…

  • Bedeni doğru ve bilinçli bir biçimde harekete geçirmek kan dolaşımım düzene sokuyor ve beynin özellikle zorlandığı zaman ihtiyaç duyduğu oksijeni almasını sağlıyor.
  • Spor, bize zarar veren ve düşünme gücümüzü azaltan stres hormonlarını etkisiz hale getiriyor.
  • Yaratıcılık hormonunu artırıyor ve vücudumuzdaki endorfin hormonunu aktif hale getirerek kendimizi daha mutlu ve enerjik hissetmemizi sağlıyor.
  • Sinir hücrelerinin yeniden yapılanmasına yardımcı oluyor. Ayrıca beyindeki hücrelerin yaşlanmasını geciktiriyor.
  • Sinir hücreleri arasındaki ilişkiyi düzenleyerek özellikle hızlı tepki verme ve koordinasyon yeteneğini geliştiriyor.
May 08

Yenidoğan ve süt çocuklarında ishal daha kolay oluşur ve ağır seyreder.Bu durum ilk aylarda ki çocukların besin bileşimlerindeki değişikliklere kolay uyum gösterememeleri ayrıca,ishal yapan pek çok patojen mikroorganizmalara henüz bağışıklık kazanmamış olmaları ile açıklanmaktadır.
İshal nedeniyle dünyada her yıl 3 milyondan, Türkiye’de de 20 binden fazla çocuk yaşamını yitirmektedir.
İshalde vücuttan yüksek oranda su ve tuz kaybedilir. Vücut normalde gereksinimi olan su ve tuzları, yiyecek ve içecekler yoluyla alır ve dışkı, idrar, terleme ve solunum yoluyla dışarı atar. Hasta ne kadar çok sulu dışkı yaparsa o kadar fazla su ve tuz kaybeder. İshalle birlikte görülen kusma da bunu arttırır. Vücuttan su ve tuz kaybı bebek ve çocuklarda, hava sıcak ise hastanın ateşi varsa daha hızlı oluşur.
İshalde vücutta oluşan değişiklikler;

-İştahsızlık
-Bulantı,kusma
-Ateş
-Malnütrisyon
-Kayıpların karşılanmaması
-Su ve elektrolit kaybı —–DEHİDRATASYON———-ÖLÜM
Peki nedir dehidratasyonun belirtileri?

-İçine çökmüş kuru gözler
-Kuru ağız
-Hızlı zayıf nabız
-Ani kilo kaybı
-Az ve koyu sarı idrar ya da idrar çıkaramama
-Deri elastikiyetinin kaybedilmesi
-Süt çocuklarında bıngıldağın çökmesi
Dehidratasyonun Önlenmesi

-Bol su ve sıvı besinlere devam edilmelidir.
-Sık aralıklarla beslenmelidir.Katı besinlere geçilmişse;pirinç lapası,haşlanmış patates,yoğurt,elma,havuç verilebilir.
-Çocuğa ORS (oral rehidratasyon sıvısı) verilmelidir.Her dışkılama sonrası;
-<2 yaş ise 1 çay bardağı
->2 yaş ise 2 çay bardağı verilmedilir.
-Yetişkine alabildiği kadar verilebilir.
ORS sıvısı elektrolit ve glukozu sağlayan bir karışımdır.Sağlık ocaklarından ücretsiz temin edilebilir.Gözlerde çöküklük, ağız kuruluğu olan orta derecede sıvı kaybı olan çocukların tedavi planının bir sağlık merkezinde yapılması daha uygundur.
İshalli Çocuğun Beslenmesi

-Uygun ve dengeli beslenme komplikasyonları azaltacaktır.
-Ors yanında;açık çay,tuzlu ayran,meyve suları,yoğurt ve yoğurtlu çorbalar,anne sütü alıyorsa anne sütüne devam edilmelidir.
-Su tutucu özelliği olan besinlere ( nişasta ve nişastalı besinler,patates,pirinç,vs) beslenmesinde yer veriniz.
-Meyvelerden ayva,elma,muz ve şeftaliyi tercih etmeli,kabukları ile tüketilmemelidir.
-Şeker,kayısı,erik mümkün olduğunca kullanılmamaya çalışılmalıdır.
-İshalli çocukta susuzluk belirtisi olmasa bile su ve sulu besinler daha fazla verilmelidir.
-Anne sütünün önemi geçiştirilmemelidir.—antienfektif özellikleri nedeniyle ishalden koruyucu niteliktedir.
—osmolaritesi düşüktür ve laktoz içermesine rağmen iyi tolere edilebilir.
—emilimi ishal sırasında bozulmaz.
—içerdiği büyüme faktörleri mukoza onarımını hızlandırır.
İshalden korunmak için uyulması gereken kurallar

-İshalin en önemli ve en sık nedeni mikroorganizmalardır. Kirli eller temiz olmayan besinler ve içeceklerle barsağa taşınırlar bu nedenle hijyene dikkat edilmelidir.
-İçme suyunun temiz olmasına dikkat edilmelidir. Bebeklere verilen suyun mutlaka kaynatılması, büyükler için klorlu değilse kaynatılması gerekmektedir.
-Anne sütü verilmeye devam edilmelidir.
-Sebze ve meyveler bol su ile yıkanmalıdır.
-Yiyecekleri hazırlamadan önce çocuğu beslemeden önce tuvaletten önce ve sonra eller su ve sabunla yıkanmalıdır.
-Besin zehirlenmelerini önlemek için;besinleri hazırlama,pişirme ve saklama tekniklerine uygun tüketmek gereklidir.
Ülkemizdeki bebek ve çocuk ölümleri nedenleri arasında önemli bir yer tutan ishale bağlı ölümleri azaltmak amacı ile, Sağlık Bakanlığı 1986 yılından beri ülke genelinde İshalli Hastalıkların Kontrolü Programını yürütmektedir. İshal ölümleri çocuk ölümleri içerisinde ikinci sıradan yedinci sıraya gerilemiştir.Sağlık bakanlığına bağlı sağlık kuruluşlarında 0-5 yaş grubu çocuklardaki ishalli hastalıklarda olabilecek dehidratasyonunu önlemek üzere ücretsiz ORS desteği sağlanmaktadır. Bu tedavi şansını, hem de bireylerin sağlık kuruluşlarını kullanımını arttırmaktadır.
İshalli yetişkin bir kişinin bir günlük örnek yemek listesi

SABAH: Çay,az yağlı beyaz peynir,beyaz ekmek
KUŞLUK/İKİNDİ/GECE:Tuzlu ayran veya yoğurt veya kabuksuz elma/şeftali
ÖĞLE/AKŞAM:Et yemeği (ızgara,haşlama veya fırında pişirilmiş),haşlanmış patates,yoğurt,beyaz ekmek,az yağlı peynirli makarna veya sade pirinç pilavı

Dyt. f.inayet CİHANGİR

Nis 30

Beslenme yanlışlarınızın şişmanlık, hipertansiyon, koroner kalp hastalığı, diyabet, kanser gibi 21. yüzyıl hastalıklarına yakalanma olasılığınızı artırdığını gösteren kanıtlar çoğalıyor. Sorun sadece çok yemekte veya aşırı miktarda gıda tüketmekte değildir. Yanlış besin seçimleri yapmak da önemlidir.

YANLIŞ beslenmemizin pek çok nedeni var. Bunlardan ilki yaşam temposunun müthiş hızlanması, bu hız ve telaş içinde beslenmenin ıskalanmasıdır. Hızlanmış hayat, fast-food gıdaların tüketimini körüklüyor. Aşırı kalori yüklü, vitamin, mineral, flavonoid, antioksidan ve posa fakiri fast-food besinler ve atıştırmalar sağlığımızın canına okuyor.

REKLAMA KANMAYIN

Yoğun bir reklam bombardımanı tüketiciyi yanlış besin seçimlerine yönlendirmede daha etkili hale geliyor. Reklamlarla tüketimi artan yiyecekler elma, üzüm marul, lahana, fasulye veya bakla değil!.. Doymuş ve trans yağlarla yüklü, şeker ve tuz deposu, kalori zengini, sağlığa yarardan çok zarar getiren hazır-paketlenmiş besinlerin tüketimi, reklamların etkisiyle daha da artıyor. Bu tür besinlerin renkli, parlak ve etkileyici ambalajlarda sunulması ve oldukça çekici hale getirilmesi de önemli bir etken. Özellikle atıştırmalık olarak pazarlanan gofret, çikolata , bisküvi, şekerleme ve cipslerin isimleri de paketleri de müthiş etkileyicidir.

LEZZET TUZAĞI

Yanlış besinlere yönelmenin arkasında başka faktörler de var. Bunlara lezzet unsurunu da eklemek gerekiyor. Hazır gıda üreticileri, ürünlerinde sağlıktan çok lezzet faktörüne önem veriyor. Bu ürünlerde bol bol kullanılan “yağ, şeker ve tuz” üçlüsünün oluşturduğu lezzet üçgeninin içine bir kez girdiniz mi çıkmanız oldukça güçtür. Bu besinler, yağları, tuzları ya da ihtiva ettikleri şeker miktarları yükseldikçe daha kolay satılıyor. Zararlı değilseler bile sağlığa yararlı olmadıkları kesin olan bu tür besinlerin tüketimini arttıran daha pek çok etken var: Bu ürünler doğal olanlara oranla çok daha kolay bulunabiliyor ve çok daha ucuzlar. Bir simitten bile ucuza alabileceğiniz gofretler, bisküvi ve cipsler her an her yerde kolayca bulabiliyorsunuz. Üstelik bunları okul, işyeri veya köşe başlarındaki paramatik kurgulu makinalardan kolayca temin etmeniz mümkün.

BESLENME EĞİTİMİ

Eğitim noksanlığı da önemli bir etken. Okullarımızda beslenme dersi yok. Öğrencilerimize beslenmeyle ilgili herhangi bir eğitim verilmiyor. Tıp fakültelerinde bile “beslenme-sağlık ilişkisi” yeteri kadar öğretilmiyor. Kısacası ilkokuldan üniversite sonuna kadar eğitim müfredatımız beslenme konusunu “es” geçiyor. Beslenme bilgisi ve bilinci fakiri çocuklarımız ve gençlerimiz, anne baba, nine ve dedelerimiz beslenmeyi sadece karın doyurmaktan ibaret bir süreç zannediyor.

SAĞLIK İÇİN BESİN

Lezzet odaklı beslenme eğilimi besinleri birer tatmin ya da keyif aracı haline getiriyor. Sebze ve meyvelerin, tahılların, bakliyat grubunun önemini yeteri kadar bilenimiz pek az. Besinleri sadece karın doyurmak, enerji ihtiyacımızı karşılamak ve keyif almak-lezzet tatmak için tüketiyoruz. Onların gelişmemizi, büyümemizi, kırılıp dökülen yanlarımızı tamir etmemizi sağladıklarından da, yeni hücreler, dokular üretmek, sağlığımızı koruyup güçlendirmek için kullandıklarından da (ne yazık ki) habersiziz.

BESLENMENİN ANLAMI

Eğer sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürmek istiyorsak işe nasıl beslendiğimizi sorgulamakla başlamalıyız. Kilo fazlalığı ve şişmanlıktan, kalp hastalığı, inme şeker ve tansiyondan korunmak, kansere karşı güçlü bir koruma duvarı oluşturmak için buna mecburuz. Doğru besinlere yönelmek, onları yeterli miktarda, dengeli oranlarda ve uygun bir çeşitlilik zenginliği içinde tüketmek çok önemlidir. Sağlıkla ve huzurla yaşlanmak istiyorsak karbonhidrat, protein ve yağları tanımak ve onları uygun miktarlar ve oranlarda nasıl tüketeceğimizi bilmemiz gerekiyor. Doğru protein, karbonhidrat ve yağların neler olduğunu öğrenmemiz ihtiyacımızdan fazla enerji yüklenmememiz, antioksidan vitamin, mineral ve posa zengini gıdalara yönelmemiz bir zorunluluk haline geliyor. Beslenmek karın doyurmaktan daha fazla anlamlar taşıyan sihirli bir kelimedir. Sağlığımızı yanlış kötü veya iyi yönde etkileyen en önemli seçim yaşam tarzı seçimidir. Beslenmeyi ciddiye alın!

ÖNEMLİ BESLENME YANLIŞLARI

Kolalı, meyveli ve şekerli içecekleri fazla tüketmek

Hazır tatlı-tuzlu-yağlı atıştırmaları sık yemek

Doymuş yağların (margarin, tereyağı ve diğer hayvansal yağlar) yoğun olduğu besinlere yönelmek

Tuz ve şeker yüklü gıdalara ağırlık vermek

Fast-food ürünlere (burgerler, patates kızartması) öncelik vermek

Aşırı miktarda besin tüketmek

Tek yönlü beslenmek

Öğün atlamak

DİKKAT…

Beslenirken bunları unutmayın

1- Ne zaman nerede ve ne yiyeceğinizi şansa bırakmayın. Düzgün bir yeme düzeniniz olsun.

2- Yiyeceklerinizin enerji miktarlarını dikkate alın. Aşırı kalori yüklü gıdalardan uzaklaşın.

3- Tuzlu, yağlı ve şekerli gıdalardan uzak kalın.

4- Doğal besinleri tercih edin. Hazır gıdaları seçerken etiketlerini (içeriklerini ve son kullanım tarihlerini) dikkatle inceleyin.

5- Sofradan doymadan kalkmayı alışkanlık haline getirin.

6- Aşırı gıda tüketmeyin. Fazla yemenin 21. yüzyıl hastalıklarını hazırlayan iki temel faktörden biri olduğunu (diğeri hareketsizlik ve tembelliktir) unutmayın.

7- Ana ve ara öğünleri atlamayın. Ara öğünlerde sağlıklı atıştırmalar tüketmeye özen gösterin.

8- Diyet tuzaklarına yakalanmayın. Diyette olmaktan, diyet yapıp zayıflamaktan, özel diyetlerle form tutmaktan fayda ummayın. Bugün, bu hafta veya bu ay “diyette olma”nın bir başka gün, hafta veya ayda “diyet yapmamak” anlamına geldiğini hatırlayın.

9- Yatağa girerken veya gece uyanınca bir şeyler atıştırmayı bırakın.

10- Stresli, endişeli, üzgün veya kızgınsanız yemeğe başlamayın.

Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU

Nis 30

Londra Üniversitesi bilim adamları tarafından yapılan bir araştırma, insanların stres, depresyon, prostat, diyabet, tansiyon, alerji gibi birçok hastalıktan doğal besin maddeleriyle korunmanın mümkün olduğunu ortaya koydu.

Araştırmaya göre, hangi hastalıklara hangi besinlerin iyi geldiği şöyle sıralanıyor:

Portakal; içerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde gribe iyi gelirken, kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek özelliği nedeniyle yaşlılıkta felç ya da kalp krizi riskini azaltıyor. Acı pul biber; cildin güzelleşmesine yardımcı olurken, cilt hastalıklarından korunmayı sağlıyor.

Tarçın; ‘e-coli’ bakterisinin vücutta yayılmasını engellerken, mideyi düzene sokuyor ve kusmayı engelliyor. Hardal; barındırdığı ’singrin’ maddesi sayesinde, sindirim sistemini düzenliyor ve mide ağrılarını gideriyor. Nane; içerdiği mentolse sayesinde gribe karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini azaltıyor. Çay olarak tüketildiğinde ise baş ağrısı, stres gibi rahatsızlıkların yanı sıra mide yanmasını da tamamıyla önlüyor.

Avakado; bebeklere başlangıç maması olarak öneriliyor. Barındırdığı yüksek E vitamini, kalbe iyi gelirken, yüksek potasyumu depresyona sebep olan uyuşukluğu engelliyor. İstiridye; içindeki demir sayesinde, sperm sayısını ve seks gücünü artırıyor. Kayısı; içindeki ‘betakarotene’ adlı madde sayesinde, hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önlüyor. Kuru kayısıya rengi bozulmasın diye eklenen sülfürdioksit ise, astım gibi alerjik hastalıklara iyi geliyor.

Enginar; ‘Cynarine’ adlı madde sayesinde en sert yiyeceklerin dahi sindiriminin kolaylaşmasını sağlıyor. Enginar ayrıca, karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, arterit ve gut hastalığına yakalananlarla, hamilelere de tavsiye ediliyor. Muz; barındırdığı yüksek miktarda karbonhidrat ve potasyumla kalbin düzenli olarak çalışmasını ve tansiyonun düzenli olmasını sağlıyor. Kuru fasulye ve mercimek; diyabet riskini büyük oranda azaltıyor. Hamsi; Omega-3 yağı zenginliğiyle kolesterol seviyesini düşürüyor, kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi, dolayısıyla felç geçirme riskini düşürüyor. Bezelye; prostata yakalanma oranını yüzde 35 düşürüyor. Havuç; kanserli hücre üremesini engellediği için kansere karşı koruyucu özelliği bulunuyor.”

Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın. diyet