Wordpress Themes
Tem 30
Tükettiğiniz Gıdaların Ne Kadarı Nereye Faydalı?
Her gün farklı gıdalarla besleniyorsunuz. Peki neyi, neden, ne kadar yemeniz gerektiğini biliyor musunuz? İşte size beslenmeye dair bildiklerinizi kontrol etmeniz ve doğruları öğrenmeniz için bir test… Hadi başlayın!.. Yanıtlarınızı bir yere not etmeyi unutmayın!…

1- Hangi besin bol miktarda lif içerir ve kalbinize daha yararlıdır (bir fincan)?
Barbunya
Kuru üzüm
Ahududu
Spagetti
2- Hangi besin kalsiyum içerir (bir fincan)?
Yağsız süt
Tam süt
Peynir
Haşlanmış ıspanak
3- Hangi gıda daha fazla vitamin içerir (55 gr)?
Badem
Kurutulmuş, kavrulmuş yer fıstığı
Fındık
Çamfıstığı
4- Hangi baklagiller kemik gelişimini destekleyici ve huzursuzluk önleyicidir?
Bezelye
Fasulye
Nohut
Pirinç
5- Göz sağlığını koruyan ve A vitamini içeren gıda hangisidir?
Haşlanmış balkabağı
Çiğ kırmızı tatlı biber
Çiğ havuç
Çiğ ıspanak
6- Kan basıncını düzenleyen en iyi potasyum kaynağı gıda hangisidir?
Kış meyveleri
Domates salçası
Hafif ateşte kaynatılmış erik
Haşlanmış mantar
7- Hangi sebze portakal suyundan iki kat daha fazla C vitamni içerir?
Haşlanmış karnıbahar
Kırmızı biber
Yeşil biber
Brokoli

Şimdi yanıtlarınızı kontrol edin!..
1- Barbunya lif bakımından zengindir. Bir fincanda (250 ml) ortalama 16.4 gr lif içerir. Ahududu 6 gr, kuru üzüm 7.3 gr ve spagetti 6.3 gr lif içerir. Günlük lif ihtiyacı ise 25 ile 30 gr arasındadır. Kolesterolünüzü düşürmek istiyorsanız günlük beslenme programınıza bu gıdaları ekleyebilirsiniz.
2- En fazla kalsiyum peynirde bulunur. Bir fincan (250 ml) peynir de 669 mg kalsiyum bulunur. Yağsız sütte 306 mg, tam sütte 276 mg ve ıspanakta 245 mg kalsiyum bulunur. Yetişkinler günlük 1000 mg kalsiyuma ihtiyaç duyarlar. 50 yaşından sonra ise alınması gereken kalsiyum mikarı 1200 mg’a çıkartılabilir.
3- Badem de daha fazla E vitamini bulunur. 55 gr’da 7.33 mg, kavrulmuş yer fıstığında 4.26 mg, fındıkta 2.65 mg ve çam fıstığında 2.21 mg E vitamini vardır. E vitamini kalp hastalıkları, kanser gibi hastalıklardan hücreleri korur. DNA’ya bağlı sorunlarda ve bağışıklık sistemi sorunlarında tamir edici bir rol üstlenir. Uzmanlar günde 15 mg (bir avuç içi badem, ceviz, fındık) E vitamini alınmasını öneriyor.
4- Fasulye, kemikler ve huzursuzluk için birebirdir. Bir fincan (250 ml) fasulye de 134 gr magnezyum bulunur. Yine bir fincan (250 ml) pirinçte 96 gr, beselye de 86 gr, nohutta 79 gr magnezyum vardır.
5- Göz sağlığı için gerekli A vitamini en fazla çiğ havuçta bulunur. Sonrasında haşlanmış bal kabağında, biberde ve ıspanakta A vitamini bulunur.
6- Kan basıncını düzenleyen en iyi potasyum kaynağı gıda domates salçasıdır. Bir fincan (250 ml) salça 2,657 mg potasyum içerir. Kış meyveleri 896 mg, kaynatılmış erik 796 mg ve haşlanmış mantar da 555 mg potasyum vardır. Potasyumdan zengin bir beslenme kan basıncınızı kontrol altında tutmanızı sağlar. Günlük alınması önerilen potasyum miktarı ise 4,700 mg olarak belirtiliyor.
7- Portakal suyundan iki kat daha fazla C vitamini içren gıda ise kırmızı biber. Bir fincan portakal suyunda 85 mg ila 125 mg arasında C vitamini bulunur. Oysa kırmızı biber 283 mg C vitamini içerir. Yeşil biber 120 mg ve brokoli de 53.3 mg C vitaminine sahiptir.
C vitamini proteinlere yardımcıdır ve cilde faydalıdır. Kadınlar 75 mg ve erkekler 90 mg Calsiyum’a ihtiyaç duyar. Sigara kullananlar ise metabolizmaları C vitaminini hızlı kullandığı için 35 mg daha fazla vitamin almalıdır.
Tem 30
Kiloların kalın ve uzun giysilerle saklandığı kıştan yaza geçtiğimiz bu günlerde şok diyetler yine revaçta. Ancak, zayıflayayım derken sağlığınızdan hatta hayatınızdan olmayın.
Saflaşma, kafein, İsveç, ot, yıldız, yoyo, savunma, soğan çorbası ve diğerleri… Havaların ısınmasıyla yine gündeme gelen bu şok diyetlerin hepsi, fazla kilolardan kısa sürede kurtulmayı sağlıyor. Ancak şok diyetlerle hızla verilen kilolar aynı hızla hatta fazlasıyla geri alınıyor ve ciddi sağlık sorunlarına neden oluyor. Diyetisyen Seçil Kenar, “Günlük 1000 kalorinin altında olan diyetler metabolizmayı harap ediyor” diyerek kısa sürede sonuç alınan şok diyetlerin ölümcül sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor.
’ŞOK DİYET ÇILGINLIĞI’ Havaların ısınmasıyla başlayan diyet çılgınlığında en popüler olanlar, kısa sürede çok kilo verdiren şok diyetler. Bunların başında ise sadece çiğ sebze, meyve yemeğe ve laksatif kullanmaya yönelik saflaşma; gün içinde üç adet meyve yiyerek sınırsız kahve, çay ve kola tüketmeyi öneren kafein; sadece su içmeye dayalı detoks, günde sadece 1 kilogram meyve yemeğe yönelik Holywood yıldızı; iki gün 400 kalori; sonraki iki gün 2000 kalori alınan yoyo gibi diyetler geliyor.
‘ŞOK DİYETLER METABOLİZMAYI YAVAŞLATIYOR’
Günlük 1000 kalorinin altında olan ve metabolizmayı hırpalayan şok diyetlerin, sağlık açısından son derece ciddi sakıncalar doğurabileceğini söyleyen Diyetisyen Seçil Kenar, ‘Zayıflayayım derken sağlığınızdan, hatta hayatınızdan olmayın’ uyarısınd bulunuyor: “Kişi, günlük alması gereken vitamin, mineral, yağ, protein ve karbonhidrat gibi temel besin öğelerini alamıyor ve metabolizmasını yavaşlatıyor. Örneğin, diyete başlamadan önce günde harcadığı enerji 1800 kalori iken, diyet yaptıktan sonra bu hız 1400 veya 1300’lere düşüyor. Metabolizma yavaşladığı için diyeti bıraktıktan sonra az yese de kilo alıyor ve durum, ‘Ne yesem yarıyor’a dönüyor.”
‘DİYET ÖLÜMLE SONLANABİLİR’Kenar’a göre, böbrek yetmezliği, kalp hastalıkları ve ileri düzeyde anemi, şok diyetlerin neden olduğu ciddi ve kalıcı hastalıklardan sadece birkaçı. “Safra kesesi bozuklukları, kolesterol, kalp ritminde bozulma, sinir ve sindirim sistemi hastalıkları gelişiyor. Vücutta yaralar oluşuyor, özellikle de ağız ve dilde yaralar çok görülüyor. Hormonal dengesizliklere bağlı adet düzensizlikleri ve adetten kesilme, saç ve tırnaklarda kırılma ve dökülme, B vitamini eksikliğine bağlı kronik yorgunluk şok diyetlerden arta kalan bazı sorunlar. Ama en önemlisi bütün bunların sonunda ölüm riski artıyor ve insanlar bu nedenle hayatlarını kaybediyor.”
‘DEPRESYONA YATKINLIĞI ARTIRIYOR’
Verilen kiloların kolayca alınmasının ve kişinin sürekli diyet yapmasının bir diğer sakıncası da depresyon yatkınlığının artırması: “Son zamanlarda üzerinde çok durulan konulardan biri de sürekli diyetlerin psikolojik etkileri. İnsanlar devamlı diyet yapmaya ve aç kalmaya çalıştıkları için mutsuz oluyorlar ve depresyon yatkınlığı oluşuyor.”
Ölümcül trend: Saflaşma diyeti
‘KİLO KAŞIKLA VERİLİP KEPÇEYLE ALINIYOR’
“Şok diyetler, kiloyu kaşıkla verdirip kepçeyle aldırıyor, bu diyetlere yönelenler bir haftada beş kilo veriyor ama 10 kilo alıyorlar” diyen Kenar’a göre insanların tartıda ne gördüğü değil, o kiloyu nereden verdiği önemli: “Kilonun, kastan mı yağdan mı gittiğini bilmek lazım. Bunun için mutlaka bir doktor kontrolünde ölçüm yapılarak kilo verilmeli. Metabolizmanın çalışma hızını bozmamak için diyeti bir kez ama tam yapmayı öneriyoruz. Üçüncü önemli nokta da şu ki kilo verme mutlaka egzersiz eşliğinde olmalı.”
‘KİLOYU KORUMAK ÖNEMLİ’
Her insanın metabolizması farklı çalıştığı için alınması gereken günlük kalori, yağ, karbonhidrat ve protein miktarının farklılık gösterdiğini, bu yüzden de diyetin kişiye özel olduğunu vurgulayan Seçil Kenar, “Diyetten zevk alarak yapmanın yollarını bilmek ve uygulamak lazım. Buradaki ince nokta kişinin sevdiği besinlerle sağlıklı ve kalıcı kilo vermesini sağlamak ve verilen kiloyu koruyabilmektir” diyerek, haftada yarım ila 1 kilo arasında vermenin sağlıklı ve kontrollü olduğunun altını çiziyor.
Tem 30
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr.Sadık Akşit “A vitamininin görme,bağışıklık sistemi ve üreme için önemli bir vitamin olduğunu,hamilelik sırasında iyi beslenemeyen annelerin çocuklarına 2 yaşına kadar D vitamininin yanında A vitamini desteğinin de sağlanması gerektiğini” söyledi.
Akşit “A vitamini eksikliğinde görme kaybı,ishal ve akut solunum yolu enfeksiyonlarının 2-4 kat daha fazla görülür.Solunum sistemi enfeksiyonları,bağırsak enfeksiyonları,kızamık ve suçiçeği gibi döküntülü enfeksiyonlar A vitamini gereksinimini arttırır.” dedi.
Tem 30

Yoğurdun yapısı ve içerdiği besin değerleri nedeniyle insan sağlığı açısından kaynağı sütte bile olmayan faydalara sahip bulunduğu, vücudun yoğurdun içindeki kalsiyum ve proteini süte göre daha çabuk emdiği, bu nedenle de kemiklerin gelişimi açısından süte göre daha etkili olduğu belirtildi.
Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Mühendislik Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Abdulkadir Hurşit, yoğurdun zengin besin değeri sayesinde bağışıklık sistemini güçlendirdiğini dile getirerek, bu özelliği nedeniyle vücudu kanserden, mide ve bağırsak hastalıklarından, mide, kolon ve ince bağırsak kanserlerine kadar birçok hastalıktan koruduğunu söyledi.
Yoğurdun kolesterol emilimini azalttığını, probiyotik aktiviteye sahip olduğunu, çocukların bulaşıcı karaciğer iltihabı (hepatit) hastalıklarının tedavilerinde kullanıldığını kaydeden Prof. Dr. Hurşit, “Yoğurt, bağırsaklarda bulunan tehlikeli ve zararlı mikropların yaşamasını engeller. Sindirimi kolaylaştırır. Çünkü, vücutta kendi kendine sindirilen tek gıda yoğurttur. Tüberküloz hastalığına karşı doğal bir antibiyotik etkisi gösterir. Stres, alkol, kolalı ve karbonatlı içeceklerle zarar gören sindirim sistemini korur. Bazı bünyeler yapısı gereği sütteki laktozu sindiremez. Bu durum fiziksel rahatsızlıklara neden olur. Sütte bulunan laktoz, yoğurtta laktik asite dönüştüğünden, bu kişiler gerekli besinleri yoğurttan sağlayabilir” dedi.
Güzellik için de çok önemli bir besin kaynağı olan yoğurdun cilde müthiş bir parlaklık kazandırdığını vurgulayan Prof. Dr. Hurşit, yüzde 61 oranında yağ yakıcı özelliği nedeniyle formda kalmayı sağladığını ifade etti. Prof. Dr. Hurşit, “Yoğurdun faydaları saymakla bitmiyor. Yoğurt, doğal bir nefes kokusu ve diş taşı önleyicisidir. Ayrıca yağ yakma özelliğiyle çabuk kilo vermek ve özellikle karın bölgesindeki fazla kilolardan kurtulmak isteyenler için de ideal bir besindir” diye konuştu.
Bu arada, Japonya ve ABD’de yoğurtla ilgili yapılan araştırmalar da dikkat çekti. Japonya’da yapılan ve sonuçları İngiltere’de yayımlanan araştırma, şekersiz yoğurdun nefes kokusunu giderdiğini, diş taşı ve diş eti iltihaplarını doğal yollardan önlediğini ortaya koydu.
Araştırma kapsamında 6 hafta boyunca günde bir porsiyon yoğurt yiyenlerin yüzde 80′inde nefes kokusuna yol açan hidrojen sülfit düzeyinin düştüğü, yoğurdun içeriğindeki maddelerin bu rahatsızlıkları önlediği ortaya çıktı.
ABD’de yapılan bir araştırma ise, düşük kalorili rejimlerine yoğurt seçeneğini ekleyen ve günde 3 öğün yağsız yoğurt yiyen aşırı kiloluların, yoğurtsuz bir diyet programı uygulayanlara oranla yüzde 22 daha fazla kilo verdiklerini tespit etti.

Zayıflama diyetlerinde yoğurt yiyenlerin yüzde 61 daha fazla yağ yaktıkları görüldü. Yoğurt yiyenlerin ayrıca, karın bölgelerinde yüzde 81 daha fazla yağ yaktıkları da belirlendi. Düşük yağ oranlı süt ürünlerinden oluşan kalsiyum ve protein ağırlıklı diyetin, yağ yakma ve kilo vermek için ideal olduğu vurgulandı.

Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın. diyet