Wordpress Themes
Tem 26
Bitki Çayları Nasıl Hazırlanmalı?

Eskiden büyük şehirlerde, çay denilince, sadece çay bitkisinin (Thea sinensis) fermente olmuş yapraklarından hazırlanan koyu renkli, buruk veya acı lezzetli sıvı akla gelirdi. Artık başka bitkilerden hazırlanan genellikle süzme torbalar içindeki çaylar da kullanılıyor ve bunlara “bitkisel çay” deniyor. Bu, son 10-15 yıldır ülkemizi de içine alan “Doğaya Dönüş, Yeşil Akım, Sağlıklı Yaşam” gibi kavramların yaygınlaşması sonucu ortaya çıktı.
Büyük şehirlerde sadece “kara çay” içilirken Anadolu’da köylerde, kasabalarda ve küçük şehirlerde değişik yabani bitkiler çay olarak içiliyordu ve hâlâ içiliyor. Köylüler çevrelerinde yetişen pek çok yabani bitkiyi çay olarak kullanıyor ve onlara dağ çayı, yayla çayı, adaçayı gibi değişik isimler veriyorlar.
Adaçayı: Güneybatı Anadolu’da ve özellikle Muğla çevresinde “adaçayı” (Salvia triloba) bitkisinin yapraklı dalları çay hazırlamada kullanılıyor. Bitkiye ve hazırlanan çaya adaçayı adı veriliyor.
Adaçayı, Batı ve Güney Anadolu’daki kahvelerde bildiğimiz çayın yanında yaygın bir şekilde satılıyor. Müşteriye iki şekilde servis yapılıyor: Birinde çay gibi demlenip müşteriye böylece veriliyor. Ancak tadı biraz acı oluyor. Diğerinde ise, küçük bir dal çay bardağına konup üzerine kaynar su ilave ediliyor ve bu şekilde servis yapılıyor. Yerel halk buna “dallı” adını veriyor. Müşteri istediği renk ve koku ortaya çıkınca dalı çıkarıyor. İkinci şekilde hazırlanan adaçayının kokusu daha hafif ve içimi daha hoş oluyor.
Yaprakları yüzde üç civarında uçucu yağın yanında flavonoitler ve triterpenik yapıda maddeler taşıyor. Koku, taşıdığı uçucu yağda bulunan sineol adlı maddeden ileri geliyor.
Soğuk algınlığında terletici, idrar artırıcı olarak da içilebiliyor. Yaprakları veya süzen torbayı hafif sarı renk ve koku saldığında çıkarmakta yarar var. Çünkü, fazla tutulursa acı maddeler de suya geçiyor ve içimi zorlaşıyor .
Dağ (yayla) çayıanadolu’da çay olarak en çok kullanılan bitki gruplarından biri de Sideritis türleri. Bu bitkiler Balıkesir çevresinden Kahramanmaraş’a kadar bütün kıyı şeridinde, İç Batı Anadolu eşiğinde, değişik mahalli isimler verilerek, çay olarak kullanılıyor. Sideritis türleri, ülkemizde yaygın olarak genellikle orman altında veya orman açıklıklarında yetişiyor.
Bu türlerden S. congesta, yetiştiği yörede kullanıldığı gibi, Ankara ve İstanbul’da da aktarlarda satılıyor. Genellikle dağ çayı, yayla çayı olarak isimlendirilen bu bitkiden, çay şu şekilde hazırlanıyor: Bir bardak su içine çiçekli küçük bir dal parçası konup bir süre bekleniyor, bardaktaki suyun rengi sarımsı olunca, dal parçası çıkarılıp içiliyor. Bu çay, tadı ve içimiyle son derece hafif olma özelliği taşıyor. Anadolu’da çok sayıda Sideritis türü çay hazırlamak amacı ile kullanılıyor.
Sideritis türlerinde yapılan kimyasal çalışmalarda, diterpenoitler, flavonoitler ve az miktarda da uçucu yağ, iridoitler, triterpenik asitler bulunmuş. Bu bitki çayı, soğuk algınlığında ve idrar artırıcı olarak kullanılıyor.
Kekik: Anadolu’da yetişen kekiklerin bir kısmı halk tarafından taze veya kurutulmuş halde çay olarak içiliyor. Halk değişik cinslere (Thymus, Origanum, Thymbra, Corydothymus, Satureja) ait çok sayıda bitkiye kekik adı veriyor. Bu bitkilerin en önemli ortak özelliği, kuvvetli veya hafif, karakteristik kekik kokusuna sahip olmaları. Kekik, kokusunu, taşıdığı uçucu yağda bulunan karvakrol ve timol adlı maddelerden alıyor. İşte bunlar arasında en çok kullanılanları:
Zahter: Thymbra spicata’ nın kurutulmuş yaprak ve çiçekleri, Güneydoğu Anadolu’da “zater-zahter” adı verilerek çay halinde evlerde ve kahvelerde içiliyor ve özellikle Urfa, Gaziantep ve Kahramanmaraş çevresinde çay olarak içildiği gibi baharat olarak da yaygın bir şekilde kullanılıyor.
Zahter yüzde 1-2 arasında uçucu yağ taşıyor. Bu uçucu yağın mühim bir kısmı karvakrol adı verilen bir madde. Bu madde suda da çözündüğü için, hazırlanan çayda da bulunuyor. Mide ağrılarında, soğuk algınlığında, öksürükte kullanılması tavsiye ediliyor.
Taş, aş ve limon kekiği: Anadolu’da Origanum vulgare’nin değişik alt türleri bulunuyor. Bu bitkiler yetiştikleri bölgelerde çay olarak içilmelerinin yanında değişik rahatsızlıklara karşı halk ilacı olarak da kullanılıyor. Bunlardan birinin toprak üstü kısımları Isparta civarında Toros dağlarındaki köylerde çay olarak içiliyor. Bitkiye de yetiştiği toprak çeşidine ve kullanılışına bağlı olarak “taş kekiği” veya ” aş kekiği ” adı veriliyor. Bir başka alt tür ise “güve otu” veya “güvey otu” adı ile çay gibi içiliyor.
Anadolu’da köylüler genellikle çevrelerinde yetişen Thymus türlerini toplayarak çay olarak içiyorlar. Thymus türleri çoğunlukla karvakrol bulunan bir uçucu yağ taşıdığı için kuvvetli kekik kokusuna sahip.
Orta ve Güney Anadolu’da yetişen Thymus spyleus ise, taşıdığı limon kokulu uçucu yağdan dolayı diğer kekiklere benzemiyor ve “limon kekiği” adıyla Beyşehir civarındaki köylerde çay olarak içiliyor.
Halk ilacı çaylar: Anadolu’da çok sayıda Thymus ve Origanum türü yetişiyor. Thymus türlerinin önemli bir kısmı halk ilacı olarak kullanılıyor. Origanum türlerinden ise, halk ilacı ve çay olarak kullanılanları da bulunuyor.
Alanya’nın Deretürbenas Yaylası’nda, Origanum saccatum’un toprak üstü kısımları taze iken toplanıp çay olarak içiliyor. Bu bitkide de karvakrol taşıyan bir uçucu yağ bulunuyor. Origanum saccatum’a dış görünüş olarak çok benzeyen, O. spyleum da Orta Anadolu’da, kurutulduktan sonra çay olarak içiliyor. Her ikisinden de içimi çok hoş çaylar yapılıyor.
Yabani nane: Batı Anadolu’da bazı yabani nane (Mentha) türleri de çay gibi içiliyor. Bunlardan en ünlüsü, Mentha pulegium. Bu bitkiye Batı Anadolu’da “filisgin-filiskin” adı veriliyor ve sulak yerlerde bol miktarda yetişiyor. Bitki az miktarda (yüzde 0.1-0.2) uçucu yağ taşıyor. Bu uçucu yağda yüksek oranda pulegon bulunuyor. Bu maddenin kokusu, tıbbi nanede bulunan mentolden daha hafif olduğu için filisginden hazırlanan çayların da kokuları daha hafif ve içimi kolay oluyor.
Nane ruhu: Kokusu naneye benzeyen bir başka bitki de Ziziphora tauric. Bu bitki “nane ruhu” diye isimlendiriliyor ve Isparta, Denizli, Aydın civarında çay olarak içiliyor. Bu bitkinin uçucu yağı da pulegon bakımından zengin ve içimi hoş.
Güney Anadolu’da Stachys lavandulifolia bitkisinin toprak üstü kısımları “tüylü çay” adı altında kullanılıyor. Hafif kokusu, taşıdığı uçucu yağdan ileri geliyor.
Anadolu’da çay olarak kullanıldığını tespit ettiğimiz 50-60 kadar bitki bulunuyor. Bu yazıda, bunlardan sadece bir kaçını sizlere tanıtmak ve dikkatinizi çekmek istedim.
Anadolu’da yaptığınız gezilerde pazarlarda satılan otlara daha dikkatli bakmanız ve yerel ürünler satan dükkanlara uğramanız bunlardan birkaçını bulmanıza yeter. Bu keşifleriniz, yeni bir damak zevkiyle birlikte misafirlerinizi değişik bir lezzetle tanıştırma keyfini de tattırır.

Tem 26

Beslenme uzmanları, beslenme ile ruh hali arasında yakın ilişki bulunduğunu belirtirken bazı yemeklerin psikolojiyi kötü, bazılarının ise iyi yönde etkilediğini açıkladı.

Bezginlik
halinde olanların sebzeye ağırlık vermesi gerekir. Sebzelerin çiğ olmasına ve yavaş yenmesi gerektiğine de dikkat edilmesi öneriliyor.

Yorgunluktan
kurtulmak için bezelye ve havuç öneren uzmanlar; taze sıkılmış meyve sularıyla birlikte evde yapılan meyveli yoğurtların da yararı olduğunu söylüyor.

Çekingenlik
için kuru baklagiller ve fosfor açısından zengin besinler tavsiye ediliyor.

Agresiflere
örnerilen yiyecekler ise yağlı tohumlar; özellikle fındık, ceviz ve fıstık.

Keyifinizin yerine gelmesini istiyorsanız uzmanlara kulak vererek pizza, börek gibi hamur işi yiyeceklere yönelmeniz gerekiyor.

Endişe
anında vücutta aşırı sıvı kaybı olacağından hafif çorba, komposto, meyve suyu içilmesi tavsiye ediliyor.

Hayal kırıklığına
karşı enginar ile kerevizin etkili olduğu bilinirken, diğer sebzelerin de hayal kırıklığını hafifletici etkisi olduğu söyleniyor.

Yalnızlığından sıyrılmak isteyenlere domates, biber, patlıcan ve patates öneriliyor.
Aşırı öfke duygusunu hafifletmek için; ekmek, makarna, sebze, meyve yenmesi tavsiye edilirken, kırmızı et ve kafeinli içeceklerin aşırı öfkeyi arttırdığına dikkat çekiliyor.

Depresyona
ilaç olarak aşırıya kaçmamak şartıyla çikolata, şekerli ve sütlü tatlılar kullanılıyor. Bu durumlarda vücuda mutlaka şekerli besin takviyesi yapılması gerekiyor. .

Özgüveni arttırmak için C vitaminli yiyeceklere yönelmek özellikle yeşil biber, maydanoz, haşlanmış patates ve kuşburnu öneriliyor.

Tem 26

Genetik yapınızın diyetinizle yakından ilgisi olduğunu biliyor muydunuz? Araştırmalar, doğru diyet yapılabilmesi için kişilerin önce genetik tipinin belirlenmesi gerektiğini gösteriyor.
Tasarrufçular
Enerjilerini çok tasarruflu kullanırlar. Hatta enerji harcamakta cimri bile sayılırlar. Metabolizmalarında ortalamanın altında enerji sarfiyatı olduğu için şişmanlığa eğilimli olurlar. Bu nedenle az kaloriyle yetinmeli, yaşları ilerledikçe beslenme alışkanlıklarına daha fazla dikkat etmelidirler.

Savurganlar
Bu tipler enerji sarfiyatı konusunda çok savurgandırlar. Dinlenme anında bile çok fazla enerji harcadıklarından hayati faaliyetlerini devam ettirebilmek için diğerlerinden daha fazla enerjiye ihtiyaç duyarlar. Erkeklerde bu miktar yüzde 10 ile yüzde 25 oranında daha fazladır.

Sakinler
İç huzura sahip oldukları için kilo alırlar. Saatlerce sakinliklerini bozmadan oturabilirler. Bu nedenle metabolizmaları da oldukça ağır işler. Yapılan bir araştırmaya göre, günde fazladan 1000 kalori alan normal kilodaki ‘sakin’ bir kadın, altı ayın sonunda sekiz kilo alırken, aynı miktarda fazla kalori alan sinirli bir yapıya sahip başka bir kadın sadece bir kilo alır.

Hiperaktifler
Günde ekstradan 300 ile 800 kaloriye ihtiyaç duyarlar. Uyku sırasında bile kalp atışlarından kas çalışmasına kadar her şeyi kontrol eden sempatik sinir sistemleri çok fazla çalışır. Sandalye üzerinde farkında olmadan bacaklarını sallayıp, telefonla konuşurken orasını burasını çekiştiren tiplerdir.

Soğukkanlılar
Aldıkları enerjinin çok küçük bir bölümünü ısıya çevirirler. Bu yüzden genel olarak kilo almaya eğilimlidirler. Enerjinin ısıya dönüştürülmesi gıdanın türüyle ilgilidir. Örneğin, et gibi yüksek proteinli besinler ısı üretimini arttırır.

Atılganlar
Bu tiplerin içlerinde adeta bir ateş topu saklı gibidir. Vücutları ısı üretimi için çok fazla enerji harcar. Ne kadar kaslı bir yapıya sahip olurlarsa ısı tüketimleri de o kadar fazla olacaktır.

Yağ Yakıcılar
Vücutları kolay yağ yaktığı için diyetlerden iyi sonuç alırlar. Özellikle yağsız öğünlerden oluşan bir beslenme tarzı onlar için idealdir. Bu tiplerin en iyi oksijen alıp karbondioksit soluyan bir makine şeklinde tarif edebilirsiniz. Alınan besinleri vücutta yağ olarak depolarken dörtte birini harcarlar.

Tatlı Tutkunları
Tatlı, pasta ve şekerlemelere karşı çocukluğundan bu yana zaafı olanlar karbonhidrat yanında vücutlarına çok fazla yağ depolar. Ama bu grup kendi içinde ikiye ayrılır. Tatlı ile birlikte salgılanan seratonin hormonuna bağımlı olanların tatlıdan vazgeçmesi güç olur. Ama uzmanlar böyle bir bağımlılığı olanların beş yıl içinde en sevdikleri yiyeceklerden telkinle vazgeçebildiklerini söylüyor.

Tem 26

Light / Diyet Ürünler Zayıflama Diyetlerinde Serbestçe Tüketilebilir…
Bir ürünün üzerindeki “light” veya “diyet” ibaresi o besinin gün içerisinde serbestçe tüketilebileceği, enerjisinin olmadığı anlamına gelmemektedir. Sonuçta lezzet veren birtakım öğeler (yağ, şeker, un, tuz…) mevcuttur. Unutmayınız ki bunlardan herhangi birinde yapılan bir azaltma diğerindeki artış ile kapatılmakta ve lezzet bu şekilde korunmaktadır. O nedenle besinler satın alınırken etiketleri iyi bir şekilde okunmalı ve yorumlanmalıdır. Uygun olan ürün de serbestçe tüketilmemeli, eşdeğeri olan başka bir besinin yerine tercih edilmelidir. Aksi taktirde farkında olunmadan yüksek oranda enerji alımına, dolayısıyla kilo kazanımına yol açabilir.

Aç Kalmak Zayıflatır..

Zayıflamak uğruna aç kalmak, öğün atlamak sanılanın aksine genelde kilo alımı ile sonuçlanmaktadır. Çünkü yeterince beslenemeyen metabolizma, durumu “kıtlık” olarak algılamakta ve tüketilen her besini savunma mekanizması olarak (yarın bir gün tekrar aç kalırsam enerji olarak kullanırım mantığı ile) vücutta yağ şekline depo etmektedir. Tıpkı bizlerin sular kesildiğinde depo ettiğimiz suyu kullanıp, suların geri gelmesi ile birlikte depoyu tekrar doldurmamız ve fazladan yedekleme yapmamız gibi. Önerilen; dengeli bir beslenme programına eşlik edecek egzersiz ile fazla kilolardan kurtulmaya çalışmaktır.
Zeytinyağı Mucize Bir Yağdır…
Zeytinyağı önerdiğimiz yağlardan biridir. Omega - 9 adı verilen yağ asitlerini içermektedir. Ancak ekmeğinizi zeytinyağına bandırarak, salatalarınıza gönlünüzce zeytinyağı gezdirerek bolca tüketmeyiniz. Sonuçta katı da olsa sıvı da olsa 1 gram yağ 9 kkal. enerji vermektedir. Dolayısıyla fazlası kilo aldırmakta ve oluşan şişmanlığa bağlı olarak birtakım sağlık problemleri de ortaya çıkmaktadır. O nedenle katı yağlar kötü olarak tanımlanıyorken, zeytinyağı da kötünün iyisi olarak görülmeli, aşırı kullanımdan kaçınılmamalıdır.
Karbonhidratlarla Proteinleri Karıştırmamak Gerekir…
Pratikte ve teorikte bu durum pek mümkün değildir. Örnek olarak bir süt kutusunun üzerindeki etiket bilgilerine bakacak olursanız içerisinde hem karbonhidrat hem de protein olduğunu göreceksiniz. Aynı şey yoğurt için de geçerlidir. Hatta karbonhidrat diye bildiğimiz pirinç ve makarna paketlerinin üzerindeki etiket bilgisini incelediğimizde protein de içerdiklerine tanık oluruz. Demek ki ayırma diyeti temelinde yanlış. Bu durumda bizim hiç süt ve yoğurt tüketmememiz gerekir. Peki ya kemik sağlığımız? Dolayısıyla bu durum kişiyi yetersiz ve dengesiz beslenmeye sürüklemektedir.
Aç Karına Limon veya Greyfurt Suyu İçmek Yağları Eritir…
Maalesef herhangi bir yiyecek veya içeceğin tüketilmesi ile vücuttaki depo edilen yağlardan kurtulmak mümkün değildir. Keşke kilo vermek bu kadar kolay olabilse, ancak beslenme tedavisi ve egzersiz programı birlikte sürdürülmeden fazla kilolardan ve depo edilen yağlardan kurtulmak pek mümkün olmamaktadır. Dilerseniz deneyebilirsiniz, bir paket katı margarin üzerine limon veya greyfurt suyunu dökün ve bekleyin. Yağda hiçbir değişmenin olmadığını göreceksiniz. Özellikle mide rahatsızlığı olan bireylerin aç karına bu içecekleri içmesi zararlı olabilir. Çözümü bilimde aramak gerekmektedir.

Diyette Yağı Kesmek Depo Edilen Yağların Yanmasını Sağlar…

Zayıflamaya yönelik diyet uygulasak da vücudumuzun belirli oranlarda yağa ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın diyetle karşılanmadığı durumlarda vücut savunma mekanizması olarak karbonhidrat ve proteinlerden yağ sentezler ve bu yağ, oldukça yüksek oranlarda kolesterol içerir. Halbuki yağda eriyen vitaminlerin kullanılması vücuda alınan yağlara bağlıdır. Hatta bazı yağ asitleri vücut tarafından üretilemediği için besinler yolu ile alınmak durumundadır. Ayrıca yağlar mideyi yaklaşık 3 saatte terk ettiği için uzun süre tokluk hissi verirler.
Bol Bol Soda İçmek Zayıflatır…
Soda, sindirimi bir miktar kolaylaştırdığı için özellikle yemeklerden sonra tercih edilen bir içecektir. Hazmı kolaylaştıran bu içeceğin yağ yakıcı bir fonksiyonu bulunmamaktadır. Zayıflatıcı etkisi bulunmayan soda, aşırı miktarlarda içildiği taktirde iştah açıcı bir etki göstermektedir.
Ekmek, Pilav ve Makarnayı Kesmek Zayıflatır…
Zayıflama ile kilo vermek arasında önemli bir fark vardır. Önemli olan nereden kilo verildiğidir. Eğer ki kas ve su kaybı sağlayan bir yöntem uyguluyorsanız onun adı tedavi değildir. Şişmanlık vücuttaki yağ oranının fazlalığı olduğuna göre; şişmanlıktan kurtulmak, zayıflamak için de vücutta depo edilen yağlardan kurutulmak gerekmektedir. Ekmek, pilav ve makarna gibi tahıl ürünleri kimyasal yapılarında bulunan hidroksil (OH) molekülü sayesinde su tutucu bir özelliğe sahiptirler. Eğer ki diyette bu besinlerin tüketimini en aza indirirseniz vücudunuz da su tutamayacağı için kısa sürede birkaç kilo ağırlık yani su kaybedeceksiniz. Tabi vücudunuzdaki %20’lik bir su kaybı sağlığınızı tehlikeye atacağı için savunma mekanizması olarak daha fazla su kaybetmemeye, kilo verememeye başlayacaksınız. Sonrasında ise kaybedilen su vücudunuza geri geldiğinde eski ağırlığınıza geri döneceksiniz. Hatta uyguladığınız bu yanlış diyet sonrası daha bile fazlasına.

Kepekli Ürünlerin Kalorisi Düşüktür…

Hemen hemen hiçbir ürünün kepekli alternatifi, normal çeşidinden daha düşük enerji içermemektedir. Hatta bazı kepekli ürünlerin enerjisi normallerine göre daha bile fazladır. Bir ürünün kepekli olması onun lif yani posa içerdiğinin bir kanıtıdır. Şeker, kolesterol ve tansiyon seviyelerini dengelediği, doygunluk ve tokluk hissi verdiği, dışkılama sayısını ve miktarını artırdığı için kepekli ürünler daha sağlıklıdır.

Çay, Kahve, Kola Suyun Yerini Tutar…

İçilen çay, kahve, kola gibi içecekler diüretik oldukları için asla suyu yerini tutmamakta, vücuttan su atımını artırmaktadır. En iyi çözücü, saf, katkısız ve doğal olan içecek su olduğu için günlük su tüketimine önem vermek gerekmektedir.

Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın. diyet