Wordpress Themes
Tem 17

Ağzıma lokma koymuyorum, sürekli spor yapıyorum ama yine de kilo veremiyorum…” Avustralyalı bilim adamları artık bu şikayetlerin sorumlusunu buldu: “Plato seviyesi.” Vücudun belli miktar kilo verdikten sonra “Plato seviyesine” ulaştığını söyleyen uzmanlar, bu seviyeden sonra artık beynin kilo kaybetmemek için programlandığını belirtti. Bu hafta sonu düzenlenen uluslararası Obezite Kongresi’nde de tartışılacak olan araştırma “İnsan vücudunun belli bir seviyeden sonra kilo vermeye şiddetle direndiğini” ortaya koyuyor.
ÇABUK ALIYORUZ
Queensland Üniversitesi Profesörü Dr. Neil King, “Vücudun kilo kaybetmeye karşı direnç mekanizmaları var. Ancak kilo almak söz konusu olduğunda bunun tam tersi geçerli. Çabuk kilo alıp zor veriyoruz” diye konuştu. Uzmanlar bu mekanizmanın nasıl devreye girdiği hakkında araştırmanın sürdüğünü belirtiyor.

Tem 17

ANTALYA (İHA) - Ata binerek saatte 600 kalori harcayabilirsiniz. Antalya’da Orfe at çiftliği, yerli ve yabancı turistlere yönelik hazırladıkları zayıflama paketleriyle, turistleri, hem zayıflatıyor hem de güzel bir tatil geçirme fırsatı sunuyor.
Konaklamasız 500 ile 750 YTL’lik paketlerin içinde biniciliğin dışında bir de en çok kalori kaybettiren sporların başında gelen yüzme ve tenis var. 4 ile 6 hafta arasında değişen paket programlarla, haftada 1 kilo verilmesi hedefleniyor.
Paket programa, en fazla bayanlar ilgi gösteriyor. Ata binerek zayıflamaya ve form tutmaya çalışan bayanlar, hem kilo veriyor hem de ata binmenin keyfini yaşıyor. Program boyunca her gün, 1 saat ata binen bayanlar, dakikada 9.7, saatte 600 kalori harcıyor. Aynı zamanda bacak ve karın kaslarının da güçlendiği spor sırasında selilütler de yok oluyor.
Çiftliğin genel müdürü ve aynı zamanda beslenme uzmanı Ayşın Gezer, paket programla en fazla kalori harcatan binicilik, yüzme ve tenis sporlarını sunduklarını belirti. Gezer, haftada 1 kilo verdirmeyi amaçladıklarını belirterek en fazla kalorinin, ata binerek verildiğine dikkat çekiyor.
Doğumdan sonra kilolarını vermekte zorlanan Selin Bengi Bayrak da ata binerek zayıflamayı tercih edenlerden. Bebeğini emzirdiği için diyet yapamayan Bayrak, sadece ata binerek kilo veriyor. Çocukluğundan bu yana ata binen Ligia Cin ise genç ve zayıf kalmasının sırrının ata binmek olduğunu söylüyor.

Tem 17

Obezite yani şişmanlık sadece oburluktan ya da irade eksikliğiyle açıklanamayacak, çevre koşullarına ve genetik nedenlere de bağlı olan kronik bir hastalık.
10. Uluslararası Obezite Konferansına katılan bilimadamları dünyadaki obezite hastalarının sayısının dramatik bir artışla 1,5 milyara ulaştığına ve özellikle çocuklarda obezite riskinin her geçen gün arttığına dikkat çekiyor. Öyle ki, tarihte ilk kez genç bir neslin obezite yüzünden anne babalarından önce ölme ihtimali bulunuyor.
Üstelik kalp ve şeker hastalığı gibi ölümcül ama önlenebilir pek çok hastalığın kaynağı da şişmanlık.
Dünyada halen yeterli beslenemeyen insanlardan çok obez insanların bulunduğuna dikkat çeken uzmanlar, bu duruma küresel tarım politikalarının yol açtığını söylüyor.

Küresel tarım politikaları obeziteyi körüklüyor
Zira izlenen küresel politikalarla, yağ ve şeker fiyatları ucuzlarken, meyve ve sebze fiyatları tırmanıyor. Bu da özellikle gelişmekte olan ülkelerde yoksulların giderek daha sağlıklıksız beslenmesine ve şişmanlamasına yol açıyor.

Obezite gelişmiş ülke hastalığı olmaktan çıkıyor
Bu nedenle şimdiye dek gelişmiş ülke hastalığı olarak bilinen obezitenin gelecekte asıl azgelişmiş ülkelerin sorunu haline geleceğine dair kanı güçleniyor.

Erkek çocuklarda yüzde 4, kız çocuklarda ise yüzde 5 civarında hipertansiyon görülüyor.
Çocuklarda obezite tansiyon nedeni
Prof. Dr. Enver Hasanoğlu, çocuklarda hipertansiyonun şişmanlıkla yakın ilgisi bulunduğuna işaret ederek, Türkiye’de son yıllarda beslenme bozukluklarına bağlı olarak çocuklarda hipertansiyon vakalarında artış yaşandığını söyledi.
Gazi Üniversitesi (G.Ü) Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Enver Hasanoğlu, son yıllara kadar çocuklarda hipertansiyon kavramının bilinmediğini, “Çocuklarda hipertansiyon olmaz” diye bir kanı bulunduğunu ifade etti.
Türk Hipertansiyon Derneği Yönetim Kurulu Üyesi de olan Prof. Dr. Hasanoğlu, Türkiye’de yapılan bir çalışmaya göre, erkek çocuklarda yüzde 4, kız çocuklarda ise yüzde 5 civarında hipertansiyon olduğunu anlattı. Çocuklarda kan basıncı değerlerinin yaşa ve boya göre değiştiğini belirten Hasanoğlu, bu yaş grubundakilerde hipertansiyonun ise belirli bir cetvele göre belirlendiğini söyledi. Hasanoğlu, “Çocuklarda hipertansiyon farklı özellikler taşımaktadır” dedi.
Böbrek damarlarının darlığı, kalp damarlarında ve akciğere kan götüren damarlarda bozukluğun bebeklerde yüksek tansiyona neden olabildiğini bildiren Hasanoğlu, bu çağlarda aynı zamanda hormonal nedenlerin de akla geldiğini söyledi.
6-7 yaşındaki çocuklarda böbrek hastalıklarına bağlı hipertansiyon gelişebildiğini belirten Hasanoğlu, 16 yaş üstündekilerde ise “primerhipertansiyon” (nedeni belli olmayan) ortaya çıkabileceğini söyledi. Primer hipertansiyonun başlıca nedenlerinden birinin stres olduğuna dikkati çeken Hasanoğlu, “16 yaşın üstündeki çocukların kan basınçları ölçülse büyük bölümünde hipertansiyon tespit edileceğini düşünüyorum. Primer hipertansiyonun başlıca nedenlerinden biri stres olduğu için yaklaşan sınavlara bağlı olarak bu durum ortaya çıkabilir” diye konuştu.
OBEZİTEYE DİKKAT
Hasanoğlu, çocuklarda hipertansiyonun şişmanlıkla da yakın ilgisi bulunduğuna işaret etti. Türkiye’de son yıllarda beslenme bozukluklarına bağlı olarak çocuklarda hipertansiyon vakalarında büyük artış yaşandığına dikkati çeken Hasanoğlu, “Maalesef son senelerde özellikle büyük şehirlerde fast-food kültürü geldikten sonra çocuk bilgisayarın başına oturuyor, ne hareket ediyor ne koşuyor ne de oyun oynuyor. Onun için obez oluyorve buna bağlı hipertansiyon gelişiyor” dedi.
Obezitenin diyabete, diyabetin de hipertansiyona yol açabileceği uyarısını yapan Hasanoğlu, bütün bu unsurların bir araya gelmesi halinde “metabolik sendrom” adı verilen durumun ortaya çıkabileceğini, bunun zamanında kontrol edilememesi halinde ise son zamanlarda gençlerde sık görülen ani ölümlerin görülebileceğini söyledi.
Çocuklarda hipertansiyonun nasıl anlaşılabileceği sorusu üzerine Hasanoğlu, büyüklerdeki baş ve ense ağrısı gibi belirtilerin çocuklarda da görülebileceğini söyledi. Böbrek hastalıklarına bağlı hipertansiyonda ise idrar renginde kırmızılık, ayak ve gözlerde şişlik gibi belirtiler olabileceğini ifade eden Hasanoğlu, ileriki çocukluk döneminde görülen lupus hastalığında ise dizde şişme, yüzde döküntü, baş ağrısı ve ateş görülebileceğini anlattı. Hasanoğlu, “Ön belirtiler görüldüğü takdirde hipertansiyon bulunup bulunmadığının tespiti için çocuğu 24 saat monitöre etmek lazım. Bu süre içinde tansiyonun ne kadar olduğu ve ne zaman yükseldiği tespit edilir” dedi.
Yüksek tansiyonun zamanında tespit edilmemesi halinde beyinde ödemoluşması sonucu çocuğun havale geçirebileceğini, görme ve konuşma duyularını kaybedebileceğini belirten Hasanoğlu, “Ayrıca beyin kanaması geçirebilir, müzmin hipertansiyon olursa kalbe vurur kalp yetmezliği, böbreklere vurursa böbrek yetmezliği gelişir” diye konuştu.
Hasanoğlu, çocuklarda hipertansiyonun tedavisi için hekim kontrolünün şart olduğuna işaret ederek, kan basıncının çok yüksek tespit edildiği durumlarda acil olarak damar içinden ilaçlar verildiğini, bunun kontrol altına alınmasının ardından ilaç tedavisinebaşlandığını bildirdi.
Kalp, damar ya da böbrek hastalıklarına bağlı yüksek tansiyonun buhastalıkların tedavisinin ardından ortadan kalktığını belirten Hasanoğlu, “Ama sebepsiz hipertansiyonların ömür boyu tedavisi gerekebilir” diye konuştu.
“KORUYUCU ÖNLEMLER ERKEN YAŞLARDA ALINMALI”
Yetişkinlerde tanımlanan primer hipertansiyonun çocuklukta başladığına işaret eden Hasanoğlu, şunları dikkati çekti:
“Çocuk ve ergenlerde hipertansiyonun ilerleyişinin takip edilmesi önemlidir. Çocuk hekimleri yetişkinliklerinde hipertansiyon riski taşıyan çocukları belirleyebilir ve erken yaşlarda koruyucu önlemleri başlatabilirler. Bu nedenle, hipertansiyon ve diğer kardiyovasküler risk faktörlerinin tanı ve tedavilerine erken çocuklukta başlanması önemlidir.”

Tem 17

Gevşeme Çalışmaları
Akciğerlerimizi üç bölüm halinde düşünebiliriz. Üst kısım, orta kısım ve alt kısım. Derin nefes bu üç kısmın ortaklaşa çalışması ile mümkün olur. Derin nefes önce akciğerin alt kısmının hava ile dolması ile başlar. Mide ve kaburgaların alt kısmı genişler, sonra orta kısım hava ile dolar. Yani göğüsler genişler ve en son olarak da omuzlar hafifçe kalkar. İnsanların pek çoğu ciğerlerinin bir bölümünü çalıştırmamaktadır. Oysa sağlıklı bir nefes ciğerlerin üç kısmının da çalışması ile mümkündür. Sizde bu alıştırmaları yaparak ve öğrenerek zamanla ciğerlerinizin tümünü kullanabilirsiniz. Nefes alma egzersizleri sırasında sakınmanız gereken davranışlar şunlardır.
• Nefesinizi birden almayın, yani aniden ciğerlerinizi hava ile doldurmayın.
• Ağızdan değil burnunuzdan nefes alın.
• En önemlisi nefes egzersizlerini arka arkaya tekrar etmeyin. Her nefes
alışınızın arasına 5-6 kere de normal nefes alış verişinizi koymanız gerekir. Bunu yapmadığınız taktirde kandaki oksijen miktarı artacağından, sizde baş dönmesi yaratabilir.
Nefes Egzersizlerinden sonra kasların gevşetilmesine geçilecektir. Bu çalışma
vücudumuzdaki kas gruplarının iradi olarak gerilmesini, sonrada gevşetilmesini içerir. Bir kas gergin olduğunda bu gerginlik ne derece yoğunsa kas serbest olduğunda yaşanacak olan gevşeme yanı ölçüde yoğun olacaktır.
Gevşeme tekniğini uygulamak için en elverişli ortam loş ışıklı, sakin bir odadır. Egzersiz böyle bir odada sırt üstü yatarak yapılmalıdır. Eğer yatarak yapılan çalışmalarda uykuya dalıyorsanız uygulamalarınızı rahat bir koltuğa oturarak yapmayı tercih edin. Çünkü, gevşeme tekniği ile amaçlanan uykuya dalmak değil, tersine en fazla uyanıklıkla en derin gevşemeye ulaşabilmektir. Bulunduğunuz odada seslerin az olmasına dikkat edin. Ayrıca odanın ısısı sizi ne üşütmeli ne de terletmelidir.
Uygulama esnasında ayak ayak üstüne atmak, elleri ve parmakları kavuşturmak, üst üste koymak sakıncalıdır. Elleriniz ve ayaklarınız hafifçe iki yana açık olmalıdır. Alıştırmalar sırasında bedeni sıkan kemer, ayakkabı ve dar elbiseler çıkarılmalıdır. Bu tür giysiler nefes alışımızı, kaslarınızı gevşetmenizi olumsuz yönde etkiler.
Size verilen egzersizleri sırayla yapmanız çok önemlidir. Verilen egzersizi yapmadan bir sonraki egzersize geçmeyin. Acele etmenize gerek yoktur. Egzersizleri mümkünse günde iki kez, bu mümkün olmaz ise mutlaka bir kez uygulamalısınız.
Çalışmayı yaparken çok uykulu ve yorgun dahi olsanız uyumayın. Eğer zihniniz başka konular üzerine kayarsa, söyleyeceğiniz şeyler üzerine dikkatinizi yoğunlaştırmaya çalışın. Alıştırmalar ilerledikçe giderek daha sakin, daha gevşemiş ve huzurlu bir hale geleceksiniz.
Gözlerinizi yavaşça kapayın. ……..Sağ elinizi göbeğinizin üzerine, sol elinizi de göğsünüzün üzerine koyun. Nefes alıp verirken sol eliniz göğsünüzün inip kalktığını hissetsin. Şu anda ciğerlerinizin üst kısmı ile nefes alıyorsunuz demektir. Şimdi ciğerlerinizin alt kısmını hava ile doldurmaya, karnınızdan solunum yapmaya çalışın. Midenizin üzerindeki sağ eliniz inip kalkmaya başladıysa bunu başarıyorsunuz demektir.
Şimdi düşüncelerinizi tamamen nefes alıp vermeniz üzerinde odaklaştırın. Burnunuzdan havanın girip çıktığını hissedin. Yavaşça derin bir nefes alın, nefesinizi tutun ve nefesinizi verin. Kendinizi zorlamadan, gerilim duymadan oldukça rahat bir şekilde nefes alın.
Kısa bir alıştırma yapalım. Önce ciğerlerinizin bir balon gibi olduğunu hayal edin. Şimdi sönen bir balonda olduğu gibi yavaşça ve zorlamadan içinizdeki havayı boşaltın.
Başlayabilirsiniz… Artık ciğerleriniz boşaldı. Nefes almadan iki saniye bekleyin. Tekrar yavaşça derin derin nefes alın, tutun ve verin, bütün vücudunuzun gevşediğini hissedin… Çok güzel!..
Şimdi bu egzersizi tekrar edelim; Derin bir nefes alın… Nefesinizi tutun… Yavaşça verin… Tüm vücudunuz gevşiyor… Sakin, rahat ve huzur dolusunuz… Nefesinizi her verişte, sizi kaplayan gevşeme duygusunu hissedin… Gerilimin yerini alan derin huzuru hissedin…
Kaslarımızı gevşetme çalışmasına geçelim. En rahat olduğunuz şekli alın, oturun veya sırt üstü yatın. Başlangıçta bu çalışmayı sırt üstü yatar durumda yapmanız sizin için daha kolay olacaktır. Yatar durumdayken kollarınızın iki yanda olmasına dikkat edin. Bacak bacak üstüne atmayın.
Gözlerinizi kapatın… Daha önce öğrendiğiniz gibi derin bir nefes alın, nefesinizi tutun ve verin… İki yumruğunuzu da sıkın… İyice sıkın… Yumruklarınızın ve ellerinizin gerginliğini hissedin… Şimdi gevşetin… Bu gerginliğin yavaş yavaş ortadan kalktığını hissedin… Çok iyi… Ellerinizin ne kadar gevşediğini hissedin… Yavaşça derin bir nefes… Nefesinizi tutun ve bırakın.
Şimdi kollarınızı ve yumruklarınızı birlikte sıkacaksınız. Başlayın ve iyice sıkın… Ellerinizdeki ve kollarınızdaki gerginliği hissedin… Serbest bırakın… Tamamen gevşek bırakın… ne kadar gevşediğinizi hissedin… Çok iyi… ! Yavaşça derin bir nefes alın, nefesinizi tutun ve bırakın.
Sağ omzunuzu kulağınıza doğru kaldırmaya çalışın, iyice kaldırın… Şimdi gerginliği hissedeceksiniz. Yavaş yavaş serbest bırakın… Tamamen gevşemesini sağlayın… Omzunuzdaki gevşemeyi hissedin… Şimdi sol omzumuza aynı şeyi yapacağız. Sol omzunuzu kulağınıza doğru kaldırmaya çalışın… İyice kaldırın gerginliği hissedin… Yavaş yavaş serbest bırakın, gevşemesini sağlayın… Omzunuzdaki gevşemeyi hissedin… Yavaşça derin bir nefes alın, nefesinizi tutun ve bırakın.
Sağ ayağınızdaki kasları germeye çalışın, ayak parmaklarınızı iyice kıvırın ve bu gerginliği hissedin… İyice hissedin… Yavaş yavaş bırakın. Tamamen gevşemesini sağlayın… Bütün gerginliğin akıp gitmesini sağlayın. Şimdi de sol ayağınızdaki kasları germeye çalışın. Sol ayağınızın parmaklarını iyice kıvırın ve bu gerginliği hissedin. İyice gerin… Yavaş yavaş bırakın, tamamen gevşemesini sağlayın… Çok iyi…! Yavaşça derin bir nefes alın, nefesinizi tutun ve bırakın.
Şimdi aynı şeyi kalçalar ve bacaklarla yapacağız…. Sol bacağınızı ve kalçanızı gerin… İyice gerin….. bu gerginliği hissedin….. Bırakın şimdi… yavaşça gevşetin, gevşemeyi hissedin… Sol bacağınızı ve kalçanızı gerin.. İyice gerin.. Bu gerginliği hissedin… Şimdi bırakın… Yavaşça gevşetin ve gevşemeyi hissedin.. Bütün gerginlik vücudunuzda akıp gidiyor. Yavaşça derin bir nefes alın, nefesinizi tutun ve bırakın.
Şimdi yumruklarınızı, kollarınızı omuzlarınızı ayaklarınızı ve bacaklarınızı hep birlikte ve aynı anda gereceksiniz. Yumruklarınızı sıkın. Kollarınızı omuzlarınızı gerin. Ayak parmaklarınızı, bacaklarınızı iyice gerin. Daha kuvvetli gerin… Öylece tutun..Şimdi bırakın… Tamamen bırakın..İyice gevşetin… Tüm vücudumuzu tatlı bir gevşeme kaplıyor… Şimdi karın kaslarınızı kasın, iyice kasın, karnınızdaki gerginliği iyice gerginliği hissedin. Serbest bırakın, tamamen gevşetin. Karın kaslarınızın tamamen gevşediğini hissedin. Karnınızın giderek yumuşadığını hissedin..Çok iyi!..
Yavaşça derin bir nefes alın. Nefesinizi tutun ve bırakın. Başınızı çeneniz göğsünüze değecek şekilde öne doğru bükün. Boynunuzdaki gerilimi hissedin. Yavaşça serbest bırakın. Gevşetin gevşemeyi hissedin.
Dudaklarınızı olabildiğince sıkın. Daha kuvvetli gerginliği hissedin. Tamamen gevşetin. Bu gevşemeyi hissedin. Dişlerinizi iyice sıkın.. Daha kuvvetli … Gerginliği hissedin.. Şimdi bırakın. Tamamen gevşetin.. çene kaslarınızda gevşiyor… Çok iyi..Derin bir nefes alın.. Nefesinizi tutun ve bırakın…
Şimdi alın kaslarınıza doğru ilerleyin. Bir şeye canınız sıkılmış gibi alnınızı iyice kırıştırın…. Alnınızdaki gerginliği hissedin …. Şimdi bırakın… Tamamen gevşetin… Güzel.. Sizi saran gevşemeyi, rahatlamayı hissedin.
Gözlerinizi sıkı sıkı kapatın… İyice sıkın… Gözlerinizin etrafındaki gerilimi hissedin .. Şimdi gözlerinizi gevşetin. Tamamen bırakın .. Çok iyi… Yavaşça derin bir nefes alın . Yavaşça derin bir nefes alın, nefesinizi tutun ve bırakın.
Şimdi son kez tüm vücudunuzu gereceksiniz. Kollarınızı, bacaklarınızı, ayaklarınızı, dudaklarınızı, alnınızı hep birlikte gereceksiniz. Tüm vücudunuz gerilmeli .. Başlayın .. İyice gerilin .. Tüm vücudunuz gerilsin. Şimdi yavaşça bırakın. Tüm vücudunuzu gevşetin. İyice gevşetin .. Çok iyi. Yavaşça derin bir nefes alın, nefesinizi tutun ve bırakın.
Vücudunuz tamamen gevşedi.. Sakin, rahat ve huzur dolusunuz. Tüm gerginlikler vücudunuzdan akıp gitti. Enerji dolusunuz. Zihniniz pırıl pırıl ve berrak. Kendinizi formda hissediyorsunuz.
Şimdi artık gözlerinizi yavaşça açabilirsiniz.

Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın. diyet