Ömre ömür katan 7 besin
Amerikan Kanser Araştırmaları Enstitüsü (AICR), 2007’ye sağlıklı bir başlangıç yapmanız için, vücudu kanser, kalp krizi, Alzheimer ve diyabet gibi ciddi rahatsızlıklara karşı koruyan besinlerin listesini açıkladı. İşte Amerika’nın en iyi uzmanlarının hazırladığı besin reçetesi:
Kalbi koruyor
BADEM: Her gün, bir çay fincanın yarısını dolduracak miktarda, yani 30 gram badem yemeyi ihmal etmeyin. Omega-3 asitli yağları açısından oldukça zengin bir besin olan badem, kandaki kötü kolesterol (LDL) oranını yüzde 4.4 oranında düşürüyor. Badem böylece damar tıkanıklıklarını önleyerek, dolaşım sisteminin düzenli olarak çalışmasını sağlıyor; kalbi koruyor.
Diyabeti önlüyor
KAHVE: Günde iki fincan kahve, özellikle orta yaşlardan sonra görülen Parkinson ve Tip-2 diyabete karşı vücudu koruyor. Kahvede bulunan kafein maddesi, diyabete yakalanma riskini yüzde 35 azaltıyor. Ayrıca ağrı kesici özelliği de bulunuyor. Ancak kahveyi mutlaka kalsiyum deposu olan sütle için. Böylece kafeinin kemikleri zayıflatmasını engellemiş olursunuz.
Sinirleri rahatlatıyor
TARÇIN: Her yemekten sonra içinde bir miktar tarçın bulunan bir tatlı yemeyi unutmayın. Tatlı yemek istemiyorsanız, küçük bir çay kaşığı dolusu tarçını doğrudan suya ekleyerek içebilirsiniz. Tarçın kan şekerini düzenliyor, ayrıca sinir sistemini rahatlatıyor. Öte yandan köri baharatının içinde bulunan Tumerik adlı maddenin eklem iltihabını ve romatizmayı önlediğini unutmayın.
Patatesi haşlayın
PATATES: Antioksidanlar yönünden çok zengin. Amerikan Tarım Dairesi’ne göre en yararlı 100 besinler arasında 17’nci sırada yer alıyor. Akciğer kanseri, diyabet ve kalp krizine karşı koruyor. Ancak patatesi kızartmak yerine, yağsız bir şekilde haşladıktan veya fırında pişirdekten sonra yemeyi tercih edin.
Kaslar için faydalı
SEBZE ÇORBASI: Doyurucu ancak kalorisiz bir yiyecek olduğu için özellikle kilo vermek isteyenlerin bir numaralı tercihi. Ayrıca, özellike sebze çorbası sodyum bakımından zengin. Bir kase sebze çorbasında 500 miligram sodyum bulunuyor. Sodyum, sinir sistemi ve kasların düzenli olarak çalışmasını sağlıyor. Ayrıca vücuttaki sıvı miktarının dengesini düzenliyor. Ancak günde 1500 miligramdan fazla sodyum tansiyon ve kalp rahatsızlıkları konusunda tam bir ters etki yaratıyor.
Kansere karşı birebir
ZEYTİNYAĞI: Zeytinyağı kanser riskini azaltıyor. Günde 25 ml. zeytinyağı alanların idrarlarında, hücrelere zarar veren ’8oxodG’adlı maddenin seviyesinin azaldığını ortaya çıkardı. Zeytinyağı kanserin yanısıra iyi kolesterol (HDL) oranın artmasını sağlayarak kalbi koruyor. 1 çorba kaşığı zeytin yağında 120 kalori bulunuyor. Bu nedenle günde 6 çorba kaşığını geçmeyin.
Kanseri engelliyor
ÇAY: Siyah veya yeşil olsun, çayın her türü kanser riskinin azaltılmasında etkili bir rol oynuyor. Çay, kadınlarda rahim kanserine yakalanma riskini yüzde 50 azaltıyor. Göğüs kanseri içinse bu oran yüzde 60’a kadar çıkıyor. Çay ayrıca Alzheimer ve kalp krizine karşı vücudu koruyor.
1-Öncelikle şunu unutma.Yalnız değilsin!Dünyada milyonlarca insan benzer sorunları yaşıyor ve bu sorunları çözen sayısız insan da var. Şöyle düşün bunu bir kişi bile çözebiliyorsa o halde bu çözülebilir bir şey!Şimdi seni kilo verme konusunda nihayet bir şeyler yapmaya karar verdiren ve harekete geçiren nedir?
-Daha iyi görünmek mi?Sen de güzel şeyler giymek istiyorsun.
-Takdir mi?Sen kilo vereceksin ve herkes ”vay be Ayşe’ye bak ”ya da ”Ali’ye bak başardı.Ne kadar da güzel görünüyor” mu diyecek?
-Sağlık sorunların mı var?
-Partner sorunların mı var?
Bu liste uzayabilir.Ama seni harekete geçiren her ne ise,lütfen ona tutun.Çünkü şişman bir insanın en büyük sıkıntısı motivasyon eksiğidir.En umutsuz anlarında yemeye teslim olmadan önce lütfen,seni harekete geçiren nedeni anımsa .Vazgeçme.Lütfen emeklerini ziyan etme.
2-Diyetin sürerken, birden bire kendini kontrolsüzce yerken buldun!Eskisi gibi.Belki koca bir pastayı bitirdin, belki eve kebaplar dürümler söyledin ya da en yakın marketten alabildiğin kadar abur cubur alıp, uyuşup bayılana kadar yedin.İçinde korkunç hisler var.Her şey bitti.Gene başa döndün!Başaramadın!
Hayır!Sen bir makine değilsin.Olabilir.Olmaması iyi olurdu ama oldu.Her şey biz insanlar için.Sen doktoruna bunu anlattığında eminim o da sana ‘evet.Bu olabiliyor .Sen ilk değilsin.Uzun süre diyet yapacağını önceden bilen her hastam,bazen böyle krizlere girebiliyor’ diyecektir.Senden istediğim tek şey ; ertesi gün diyetine kaldığın yerden devam etmen.Bu kadar basit.
Sen bu krizden sonra,ertesi gün tartıldığında,kilonu 1-2 kilo yüksek de görebilirsin.Ama bu gerçek değil.Esas olarak glikojen stoklarındaki artış nedeniyle ortaya çıkan bir durum.Bu, tek bir yemeğin ya da tatlının bir haftalık diyeti boşa çıkardığını görüp hayal kırıklığına uğramana neden olabilir. Muhtemelen daha ertesi gün tartıda çıkacak sonuç doğru olacaktır.Bu sadece ideal kilona giden yolu bir iki gün uzatmana neden olacak.Ne olmuş yani?
3-Her gün tartılmaktan vazgeç.Neden kendine bunu yapıyorsun?Hayatının merkezine kiloyu oturtmuş durumdasın.Biraz fazla kaçırsan, koşarak gidip tartılıyorsun.
Şunu hatırla, bazen bir film yıldızının adını ya da bir şarkıyı anımsamaya çalışırsın.Çabalarsın, durmadan bunu düşünürsün ama, bir türlü aklına gelmez.Nihayet ‘aman boş ver’ dersin, birden aklına geliverir.Şimdi bundan çıkacak sonuç:Eğer sürekli kilo vermek konusunda düşünür, hep bu çerçevede konuşursan bedenini de strese sokarsın.Bu durum senin direncini kırarak diyetten kolaylıkla vazgeçmene neden olabilir.Ya da sürekli bunu düşünüp bu konuda konuştuğundan sanki sana yıllar geçmiş ve hiçbir ilerleme kaydedememişsin gibi gelir.Oysa daha yeni başladın.Biz burada yeme alışkanlıklarının değiştirilmesinden ve hayatın geri kalan kısmında doğru beslenmekten ve bir daha aynı duruma düşmemekten söz ediyoruz.Gevşe.Hayatını yaşa.Sinemaya git.Çık dolaş.Beynini rahat bırak ki işini görebilsin.
4-Şimdi; muhtemelen doktorun zaten sana bunları uzun uzun anlatacak,ya da sen tecrübeli bir diyet uygulayıcısı olduğun için bunları da biliyorsundur ama gene de tekrar edeceğim: Diyetler genelde 3 ana ve 3 ara öğün olacak şekilde düzenlenir. Fakat ana öğünler kadar önemli olan ara öğünler her zaman ihmal edilir ve atlanır.Lütfen asla atlama.’Hazır acıkmamışken yemeyeyim’ diye bir mantık yok. Çünkü bedeninin bilimsel gerçekliği var.O ara öğünü atlatman belki de 10 dakika sonra yemeğe saldırmana neden olacak.Neden mi?Kan şekeri, kişi öğününü tükettikten 2-2,5 saat sonra yavaş yavaş düşmeye başlar ve böylece açlık hissi doğar. Buradaki ara öğünlerin amacı da kan şekerinin düşmesini ve açlık duyulmasını engellemektir.Ayrıca 3-3,5 saatte bir de mide asidi yükselir. Bu nedenle de ara öğünlere gereken önemi vermelisin.
5-Bunu da muhtemelen biliyorsun ama.Lütfen ağzına ne alırsan al, yavaş yavaş ve çok iyi çiğneyerek ye.Birincisi ; sindirim ağızda başlar.Koca koca lokmaları doğru dürüst çiğnemeden,midene gönderirsen mideni yorarsın.İkincisi,beynindeki tokluk merkezinin 20 dakikada uyarıldığını biliyorsun.Sen hızla önündekileri yalar yutarsan, bu en fazla 10 dakikanı alır ve bu sürede uyarılmayan merkez sende bir doygunluk,haz ve tatmin duygusuna neden olamayacağından yeme ihtiyacın sürer.
Lütfen sakin ol.Bunu namaz kılmak eylemi gibi gör.Bir ayin gibi.Her bir çiğneyiş bir dua olsun.20 kez çiğnemeden hiçbir lokmayı yutma.Namazda dua atlanmaz.Kuralları vardır.Saygılı,ağırbaşlı ve alçakgönüllü olmak gerekir.Baştan savma yapılamaz.
6-Su iç.Doktorunun belirlediği miktarı mutlaka günlük olarak tüket.Bu da genellikle 2-2.5 litredir.Bunu neden belirttim?Çünkü gereğinden fazla su tüketimi bazen böbrekleri yorabilir.Ya da vücut için gerekli elektrolitlerin kaybına neden olabilir.Su hayattır.Su metabolizmayı hızlandırır.Açlık hissini yatıştırır.Hücreler için çok gereklidir.Kabızlık için birebirdir.Ama deli gibi su içince daha çabuk zayıflamak diye bir şey inan ki yok.
7-Canlan.Yapabileceğin en güzel egzersiz yürümektir.Daha aktif olmaya,dışarı çıkman için yapılan teklifleri daha sıcak karşılamaya başla.Bu seni canlandıracaktır.Hatta bazen odana geç,müzik aç ve dans et.Hiç hayatında dans etmedin mi?Olsun ne fark eder.Bir yarışmaya katılmayacaksın ki! Sahneye de çıkmıyorsun.İnan bana hareketlendikçe daha olumlu bir bakış açın olacak.
8-Günde 2 adet maden suyu tüket.Bu sana mineral desteği yapacak ve kendini halsiz yorgun hissetmeni ortadan kaldıracaktır.
9-Çantanda ara öğün olabilecek bir şeyler taşı.Diyelim ki dostlarınla dışarı çıktın.Aslında acıkmamak için bir şeyler atıştırıp çıkmıştın.Ama gezip gördüğün yerlerdeki tatlılar, yemek kokuları mide asidini yükseltti.Çantanda bir elma,bir kepekli bisküvi,
belki galeta seni yatıştıracaktır.
10-Dışarıda yemek yeme tekliflerine de açık ol.Yeme alışkanlıklarını değiştirmek için kendini evine kapatır ve manastır hayatı yaşayarak kilo verirsen bu başına dert olur.Eski sosyal tempona döndüğünde eski yeme alışkanlıklarına dönebilirsin.O yüzden bu
Konuda da kendini eğit.Bunların hepsi davranış değişiklikleri için gerekli egzersizlerdir.Seninde yeme davranışında sorunlar var ve değiştirmen gerekiyor.Bu yüzden bu sorunla karşılaşabileceğin her ortamda baş etmenin yollarını geliştirmelisin.
11-Sana şimdi klasik bir şişman davranışından söz edeceğim.Şişman kimseler,nedense başkalarının yanında olabildiğince az yerler.Bu az yemeye çalışma, ortam sakinleşince,bir yeme krizine yol açabilir.Senin başkalarının yanında bir kuş kadar az yemen sadece seni kandırır.Çünkü herkes kilonun nasıl alınıp yağ olarak depolandığını bilir.Kendini sıkma.Doktorunla belirlediğiniz diyete sadık kalmaya çalışarak,ne kadar yemen gerekiyorsa o kadar ye ve nefsini tatmin et.
12-Gerçekçi ol canımı ye!İdeal kilona göre 10-15-30 neyse, yani bu kadar kilo fazlan var.Bir haftada ya da bir ayda bu kilolardan kurtulmayı hedeflemek seni başarısızlığa mahkum eder.Şöyle düşün;sen bu kiloları bir hafta ya da bir ayda mı aldın?Bak ne diyorsun 6 ay,1 yıl ya da 3 yıldır bu kilodayım.E bir gecede bundan kurtulmayı dilemek gerçekçi mi sence?En doğrusu kendine haftalık hedefler koyman.Haftada 0,5-1-2 neyse o kadar kiloyu vermek.Hedefin 2 kiloydu.Ama 2 kilo değil de 1 kilo verdin.Bunun sebebini anlayabilmenin en iyi yolu yediklerini kaydetmektir.Kaydet.Ayrıca diyet listene bire bir uymana rağmen, gene de hedefinin altında kalmış olabilirsin.Olabilir.Metabolizman yeme değişikliğine uyum sağlamaya çalışıyordur!Bu kayıtlarda asıl önemli olan, yeme davranışını ne kadar değiştirebildiğini ve geliştirebildiğini görmektir.
13-Doktorunla belirlediğin bir gün ya da bir öğün serbest olsun.Kaçamak diyelim buna ya da adını sen koy.Nefsini bu kadar baskılama.O gün ya da o öğün ne istiyorsan onu ye.
14-Çevrendeki insanlar arasında enerji emiciler ya da negatif bakış açılı kimseler varsa lütfen onlardan uzak dur.Sana ‘o kadar diyet yapıyorsun hala şu kilodasın’ vs. diyen bir insan, senin moralini bozmak dışında hiçbir işe yaramaz.
15-Mucize diyet yok.Mucize senin içinde.Mucize senin göstereceğin sebat ve sabır.
Kendine inan.Lütfen sev bu adam ya da kadını.Sahip olduğun ve seni hiçbir şekilde terk etmeyecek bir sen varsın.Sihirli bir dokunuş ya da bir kurtarıcı yok. Hayatımızın bütün alanları için geçerli bu gerçek, diyette de geçerli.
16-Şişmansın diye kendini bırakman gerekmiyor.Hayatı kilo verdikten sonrasına erteleme.Kendine iyi bak.Hayatını eşofmanlarınla geçirme.Temiz ve üzerinde çirkin durmayacak, zevkine uygun bir şeyler giyin.Ve ruj sür en azından.Saçına fön çektir.Şişman birinin terlemesi kilosu normal birinden daha muhtemeldir.Kötü kokmadığından emin ol.Seksi ve çekici olmanın kiloyla çok da bağlantısı olmadığını unutma.Sen kendini, dışarı yansıtırsan o sun.
17-Kendini ödüllendir.O hafta ya da ay hedefine ulaştıysan,küçük bir hediye al kendine.Bu bir kitap,koku,fular .artık olanaklar neye el veriyorsa o olabilir..Ama bu bir yemek olmasın.Arada zaten kaçamakların olacak.Yemek bir ödül olmamalı.Biz burada davranış değişikliği yapmaktan,yeme davranışımızı geliştirmekten söz ediyoruz.Bu bir ceza değil ki ödülü yemek olsun.Bu doğru ve sağlıklı olana giden bir yol.Bu kız/ adam bunu hak ediyor.
Fazla kiloları olan kişiler bu kilolardan kurtulmak amacıyla çeşitli diyet yöntemlerine başvururlar. Çoğu zaman bir uzman kontrolü dışında yapılan bu uygulamalar kulaktan dolma biçimde gerçekleştirilir. Hatta bilinçsizce yapılan diyetler sağlığı tehlikeye bile atabilmektedir. Biz de buradan yola çıkarak sıkça yapılan diyet hatalarına düşmemeniz için yapmanız gerekenleri sizler için sıraladık…
Kendinizi hazır hissedin: Diyette başarılı olmak istiyorsanız öncelikle beyin olarak buna hazır olmanız gerekir. Eğer buna hazır değilseniz diyeti tam olarak uygulayamayacak, kaçamaklar yapacak ve başarısızlığa uğrayacaksınız demektir. Başarısız oldukça da umutsuzluğa düşecek ve sonuç olarak hem kilo veremeyecek hem de mutsuz olacaksınız. Bu nedenle diyete hazır olduğunuzda başlayın.
Bir hedef belirleyin: Diyete başlarken varmak istediğiniz hedefi, yani kaç kilo vereceğinizi ve bu kiloyu ne kadar sürede vereceğinizi belirlemeniz gerekir. Hiçbir zaman kısa sürede kilo kaybetmeyi planlamamalısınız. Bu şekilde uygulanan diyetlerle belki hedefe ulaşabilirsiniz ancak daha sonra koruma safhasında başarılı olamazsınız. Hatta diyet yapmaya başladığınız kilonun da üzerine çıkabilirsiniz.
Size uygun diyeti yapın: Standart diyet yoktur, her diyet kişiye özel olmalıdır. Bir diyet uzmanı tarafından, o kişinin beslenme alışkanlıklarına, yaşına, cinsiyetine, iş koşullarına, metabolizma hızına ve sağlık problemlerine (yüksek kolesterol, tansiyon, diyabet ) uygun diyet programı belirlenmelidir. Herkesin aynı diyeti yapması söz konusu olamaz. Her bireyin kişisel özellikleri farklı olacağından diyete vereceği cevap da farklı olacaktır. Kimi sağlıklı bir şekilde kilo verirken diğer bir kişi hiç kilo veremediği gibi metabolizmasına uygun olmadığı için birçok, geri dönüşü zor sağlık problemleri ile karşılaşabilir. Bu durumda konusunda uzman bir doktor tarafından size özel olarak hazırlanan bir diyeti yapmak çok da sağlıklı olacaktır.
Öğünleri dengeleyin: Diyette öğünleriniz, azar azar ve sık tüketilecek şekilde düzenlenmeli ve kesinlikle öğün atlamamalısınız. Genelde diyet yaparken birçok kişi tüm gün boyunca aç kalıp, metabolizmayı zayıflatır ve metabolizmanın en zor çalıştığı akşam saatlerinde çok daha fazla yemek tüketir. Bu en büyük yanlışlardan biridir. Buna paralel olarak da hızlı bir şekilde kilo alınır tabii. Bunu engellemek için akşam yemeğinizi en geç 19.00-19.30 saatleri arasında yemelisiniz.
Ara öğünleri atlamayın: Diyetler genelde 3 ana ve 3 ara öğün olacak şekilde düzenlenir. Fakat ana öğünler kadar önemli olan ara öğünler her zaman ihmal edilir ve atlanılır. Kan şekeri, kişi öğününü tükettikten 2-2,5 saat sonra yavaş yavaş düşmeye başlar ve böylece açlık hissi doğar. Buradaki ara öğünlerin amacı da kan şekerinin düşmesini ve açlık duyulmasını engellemektir. Bu nedenle de ara öğünlere gereken önem vermeli ve asla ihmal etmemelisiniz.
Tek tip beslenmeyin: Diyetiniz her besin grubunda bulunan besinleri dengeli bir şekilde içermeli. Tek tip besinlerle yapılan diyetlerin çoğu en başta kilo kaybetmeyi sağlasa da başlangıçtaki hızlı kilo kaybından sonra eskisinden daha çok kilo alınmasına neden olmaktadır. Bu yüzden amacınız dengeli beslenerek kilo vermek olmalıdır.
Bol bol su için: Diyet sırasında en az 2 - 2,5 litre su içmelisiniz. Ancak suyu yemek arası veya yemekten hemen sonra değil de yemeklerden önce içmelisiniz.
Spor yapın: Diyet sırasında koşullarınız el verdiğince spor yapmalısınız. Bunun için illa bir spor salonuna gitmeniz de gerekmiyor. Günlük hayatta mümkün olduğunca hareketli olmak, mesela yürüyen merdivenler ve asansörler yerine merdivenleri, çok yakın mesafelerde yürümeyi tercih etmek de epey faydalı olacaktır. Ya da evde her gün düzenli olarak yarım saatinizi ayırarak mekik çekebilir, çeşitli hareketleri kolaylıkla yapabilirsiniz.
Her duyduğunuza inanmayın: Birçok kişi sabahları aç karnına içilen sıcak veya limonlu suyun vücuttaki yağları erittiğini düşünür. Ancak bunların vücuttaki yağları eritmek gibi fonksiyonları yoktur. Sadece aç karnına içildikleri zaman bağırsakları harekete geçirir ve kabızlığı ortadan kaldırırlar o kadar.
Meyve ve sebzelere daha fazla önem verin: Vitamin ve mineral açısından oldukça zenginlerdir. Aynı zamanda posa içerikleri de yüksektir. Posa içeriğinin yüksek oluşu kabızlık probleminin tedavisinde yardımcı olur. Ayrıca vücudumuz ihtiyacı olan sıvının bir kısmı da sebze ve meyvelerden almaktadır.
Kepekli ekmek tüketin: Meyve ve sebzeler gibi posa oranı yüksek bir diğer besin de kepek ekmeğidir. Bu yüzden beyaz ekmek yerine tercih edilmesi daha avantajlıdır. Bağırsak hareketlerinin düzenlenmesinde, kan şekerinin ve kan yağlarının dengelenmesinde, midede şişerek tokluk hissinin artmasında etkilidir. Aynı zamanda kalori değeri daha düşüktür. Bu arada beyaz ekmek tüketenler diyet sırasında kalorisi azalacağı düşüncesi ile ekmeği kızartırlar. Fakat bu şekilde sadece ekmekte su kaybı olurken, kalorisinde hiç bir değişiklik olmamaktadır. Aynı zamanda bu uygulamayla protein kaybı da söz konusudur. Bu yüzden en iyisi kepek ekmeği yemektir.
Diyabetik ürünlere aldanmayın: Kalorisi düşük olduğu için içeriğinde tatlandırıcı bulunan ürünler diyet süresince fazlasıyla tercih edilir. Fakat bunlar zayıflama diyetlerine yönelik ürünler değillerdir. Bu ürünler (reçeller, çikolatalar, baklavalar… vb. ) diyabet (şeker) hastalığı olan insanlara yönelik geliştirilmiş ürünlerdir.
Rejim sonrasında kilonuzu koruyun: Yapılan en büyük hatalardan biri de zayıflama dönemi bittikten sonraki dönemde kilonun korunamamasıdır. Genelde diyete başlamadan önceki, şişmanlamaya neden olan kötü beslenme alışkanlıklarına geri dönüş yapılır. Burada yapılması gereken, sağlıklı beslenme alışkanlığının bir yaşam tarzı haline getirilmesi ve diyet süresince belirlenen ilkelerin bu dönemde de benimsenmesidir. Bu arada bazı davranış değişikliklerini de yapmak gerekir. Örneğin; alışverişe giderken liste yapıp onun dışına çıkmamak, her zaman tok karnına alış veriş yapmak, tabağı çok doldurmamak, yemek yerken yiyecekleri çok çiğnemek ve gereksiz yere masa başında vakit geçirmemek, fast-food türü besinlere, hamur işlerine ve tatlılara ağırlık vermemek…
Bir gecede karar almayın
En kısa tanımı ile motivasyon, bir amacı gerçekleştirmek için belli miktarda çaba harcamaya istekli olmak demektir. Motivasyon bir şeyi yapmak istememizi sağlayan, içimizden gelen arzu ve güçtür. Bir şeyleri zorla da olsa yapabiliriz ancak yapmayı istemek ayrı bir durumdur. Kimse içimizdeki yapma isteğini, arzusunu zorla uyandıramaz.
İsteyerek yaptığımız her şeyden zevk alır ve kendimizi iyi hissederiz. Bunun sonucunda da verimli sonuçlar gelir. O halde her şeyde olduğu gibi zayıflama diyetleriyle başarılı sonuçlara ulaşmak için de motivasyonun önemi açıktır.
Kilo vermek bir gecede karar verip uygulanacak bir şey değildir. Bir uzman eşliğinde verilen beslenme programına bağlı kalmak çok önemlidir. İşin başında büyük bir heyecan ve kararlılık içindeyken, çok geçmeden mazeretler bulmaya veya şikayet etmeye başlarız. Daha ne olduğunu anlamadan, bir de bakarız ki başladığımız noktaya dönmüşüz. Bu durumla karşılaşmamak için motivasyon sağlanması gerekir. Motivasyon için de yapılması gereken istek uyandırmaktır.
Motivasyonun sağlanabilmesi için öncelikle olumsuz düşüncelerden arınma gerekir. Sizi iyi sonuçlara götürecek olumlu düşüncelere yönelmelisiniz. Daha sonra kilo vermek için kendinize bir hedef belirlemeli ve o hedefe nasıl ulaşacağınıza dair makul ve kısa vadeli küçük hedefler koymalısınız. Çünkü ulaşılması çok zor bir kilo verme hedefi vazgeçmenize neden olabilir. Çok kolay bir hedef ise size bir şey kazandırmaz. Başlangıçta, hızla ulaşabileceğiniz ılımlı hedefleriniz olsun. Mesela, tam yağlı yerine yarım yağlı süt için. Daha sonra xxxxxnızı yükseltip yağsız süte geçin.
Bir diğer motivasyon yöntemi de yerine koyma olarak isimlendirilebilir.
Kendinize gerçekçi olmayan sınırlamalar getirerek zalimce davranmak yerine makul olmaya çalışın. Yemek istediğiniz çikolata ve hamur işleri vb. yerine ara öğünlerinize masum tatlılar ve besin değeri yüksek, sizi tatmin edebilecek besinler koymaya çalışın. Böylece, ileride bir suçluluk duygusu ile baş başa kalmaz, kendinizi mutlu hissettiğiniz ve olumlu sonuçları bizzat gördüğünüz için motivasyonunuzun artmasını sağlarsınız.
Hayat tarzı hedefleyin
Başka bir nokta ise yanlış şartlandırmadır. Kendinizi “Bu hafta iki kilo vereceğim” diye şartlandırıp bu şekilde hedef belirlerseniz, bu tam tersine motivasyonunuzun azalmasına neden olur. Her gün tartının üzerine çıkar, “Acaba bugün kaç gram gitti?” diye bakar ve bunu takıntı haline getirirsiniz. Bunun yerine kendinizi davranışsal hedeflere odaklayın. “Bu hafta her gün yürüyeceğim” veya “Öğünlerimi atlamayacağım” gibi. Unutmayın her şeyden önce sağlıklı ve kaliteli bir yaşam için doğru beslenme şeklini hayatınıza sokmaya ve uygulamaya çalışıyorsunuz. Bu süreçte de hedefleriniz sadece kilo vermek değil, devam ettirebileceğiniz bir hayat tarzını uygulamaya sokmak olmalı.
Son Yorumlar