Wordpress Themes
Haz 24

Güzel bir sırt için yapmanız gereken egzersizler oldukça basit.

Bu egzersizleri haftada üç kez yapmanız yeterli;

Ayaklarınızı omuz genişliğinde açın, dizleriniz hafif bükük olsun. Sol elinize 5 kiloluk dambilleri alın ve kalçanızdan yere eğilin. Sol dirseğinizi yukarı kaldırırken, orta sırt bölgenizi sıkın. Bir saniye aynı şekilde kalın ve sonra başlama pozisyonunuza dönün. Elinizi değiştirerek bu hareketi sekiz defa yapın.

Bacaklarınızı omuz genişliğinde açıp yüzüstü yatın. Avuçlarınız yere dönük biçimde kollarınızı uzatın. Bacaklarınız ve kollarınız yerden 15-20 cm yukarı kalksın. Dört-beş saniye bu şekilde bekledikten sonra başlangıç durumuna dönün. Bu hareketi sekiz defa tekrar edin.

Haz 24

Yediğiniz her şeye dikkat etmenize, hatta çikolata, cips ve çerez gibi sevdiğiniz pek çok yiyeceği hayatınızdan çıkarmanıza rağmen kilo veremiyor musunuz? Yalnız değilsiniz.

A.B.D.’de, Amerikan Diyet Birliği tarafından, Gallup Araştırma Şirketi’ne yaptırılan bir araştırmanın sonucu oldukça ilginç. Kadınların yüzde 99′u sağlıklı bir şekilde beslendiklerine inanıyorlar. Oysa verdikleri yanıtlar; kendileri için gereken sağlıklı beslenme standartlarını, sadece yüzde 1 oranında sağlayabildiklerini ortaya çıkarıyor. Buradaki en büyük sorun, bolca lifli gıda ve doymamış yağ yerine, ağırlıklı olarak, az ama doymuş yağ, şekerin ve rafine besinlerin tüketilmesi. Oysa besinlerin niceliği kadar niteliği de önemli. Siz kalori hesabı yapıp, yediğiniz her lokmayı sayarken çok farklı nedenler kilo vermenizi engelliyor olabilir. İşte kilo vermenizi engelleyen hatta kilo almanıza yol açan 7 neden ve bunlarla baş etmek için en etkili çözüm önerileri.

1-Kahvaltıyı atlamak

A.B.D. Colorado Üniversitesi’nde, 3 bin gönüllü üzerinde, kahvaltı üzerine bir araştırma yapılmış. Bu kişilerden 1 yıl boyunca düzenli kahvaltı etmeleri istenmiş ve yıl sonunda ortalama 6 kilo verdikleri gözlenmiş. Özellikle, kepekli ekmek, müsli gibi lifli besinlerle kahvaltı eden kadınlar çok daha rahat kilo veriyor ve bu kiloyu korumakta da çok zorlanmıyor. Ayrıca kahvaltıyı atlamak dalgınlığa ve konsantrasyon eksikliğine de neden olabiliyor.

ÇÖZÜM: Tabii ki kahvaltı atlamamak. Sabahları sadece 10 dakika erken kalkarak, bir kase yağsız süt içinde müsli yiyebilir ve kendinize çok büyük bir iyilik yapabilirsiniz. Ancak kahvaltı etmek adına, yağlı poğaça ve açmaları sakın aklınıza getirmeyin. Lifli yiyecekler, taze meyve, meyveli yoğurt ve yağsız süt iyi bir kahvaltı için yapılacak en mükemmel tercihler.

2-Sadece tadına bakmak

Arkadaşınızın doğum gününde dayanamadınız ve o kadar ısrar karşısında incecik bir dilim pasta yediniz. Ardından akşam yemeği için gittiğiniz restoranda, salata ısmarlamanıza rağmen, eşinizin patates kızartmalarından bir iki tane aldınız, bir de diğer arkadaşınızın spagettisinin tadına baktınız. Ama tabii bunları kesinlikle yemekten saymıyorsunuz. Ancak beslenme uzmanları, kilo almanın altında yatan en önemli nedenlerden birinin, diyet planı uygularken, “tadına bakmak”, “küçücük bir lokma almak” gibi bahanelerle günlük kalori alımının üzerine çıkmayı gösteriyorlar. Hatta yapılan araştırmalar, bu şekilde tüketilen yiyeceklerin ortalama olarak günde 700 kaloriyi bulduğunu gösteriyor.

ÇÖZÜM: Bu konuda yapabileceğiniz en mükkemel şey bir yiyecek günlüğü tutmak. Böylece, tadına baktığınız böreği, bir parçacıktan bir şey olmaz diye ağzınıza attığınız çikolatayı önünüzde yazılı görecek ve durumun ciddiyetini anlayabileceksiniz. Ayrıca yazacağınızı bildiğiniz için bir şeyler yerken çok daha dikkatli olacaksınız.

3-Şeker bağımlılığı

Şeker ve çikolata kadınların en çok sevdiği yiyeceklerin başında geliyor. Ama burada suçlular çay ve kahvelerimize attığımız kesme şekerlerle, atıştırdığımız şekerleme ve çikolatalar değil. Uzmanlara göre tükettiğimiz şekerin üçte birini gizli bir şekilde alıyoruz. Meyveli yoğurtlar, meyve suları, bazı alkolsüz içecekler nedeniyle farkında olmadan daha fazla şeker tüketebiliyoruz.

ÇÖZÜM: Öncelikle tüm tatlı ve pastaları kendinize haftada sadece bir gün sunabileceğimiz bir ödül olarak sınırlandırmalısınız. Onun dışında yediğiniz tüm besinlerin etiketlerini okuyun ve fruktoz, mısır şurubu ve sakkaroz gibi maddelerin de şeker sınıfına gireceğini unutmayın. Meyveli yoğurt, mısır gevreği ve müsli gibi yiyecekleri satın alırken de şeker içermeyen çeşitlerini seçin.

4-Yeterli miktarda gıda alamamak
Çoğu kişinin, bol bol lif, vitamin ve mineral içeren “tam” yani işlenmemiş gıdalardan yeteri kadar tüketmediği bilinen bir gerçek. Ne yazık ki, işlenmiş, rafine edilmiş ve pek çok katkı maddesi katılarak hazırlanmış gıdaların hayatımızdaki yeri çok daha fazla. Araştırmalar beyaz unla yapılan her türlü hamur işinin beslenmemizde en büyük yeri tuttuğunu gösteriyor.

ÇÖZÜM: Beyaz ekmek, pirinç ve makarna yerine, işlenmemiş kepekli ya da doygun ekmek, kepekli pirinç ve tam makarna tercih etmeye çalışın. Atıştırmak içinse cips, çikolata yerine, yağsız patlamış mısır ya da kuru meyveleri seçin. Evde yaptığınız kek ve hamur işlerinde de, eğer mümkünse, kepekli unu kullanmanız son derece akıllıca olur.

5-Çok fazla yağ tüketmek

Günlük yağ ihtiyacımız yaklaşık 67 gram. Yağ tüketimini kısıtlamak denince, aklımıza sadece yemeğe konulan ya da kahvaltıda kullanılan yağlardan vazgeçmek geliyor. Oysa tereyağ ve margarini keserken, salata soslarında, peynirde ya da sütte var olan yağı göz ardı ediyor, tüketmeye devam ediyoruz. Üstelik fazla yağların en önemli özelliği, kalça, karın ve bacak gibi bölgelerde depolanmaya çok müsait olmaları. Ayrıca fazla yağ tüketenlerin, balık, yağsız süt, C vitamini, A vitamini ve folik asit açısından zengin ve kilo vermeye yardımcı yiyecekleri daha az tükettikleri de gözlenmiş.

ÇÖZÜM: Genel olarak, “bir yiyecek ne kadar az işlenmişse o kadar az yağ içeriyordur” kuralını benimseyebilirsiniz. Ayrıca satın aldığınız besinlerin ambalajlarını okuyarak ne kadar yağ içerdiği hakkında bilgi edinmeniz ve seçimi buna göre yapmanız da olası. Bir besinin kaç kalori olduğu kadar, yağdan gelen kalorisinin ne kadar olduğuna da dikkat edilmeli. Yağ oranı, 100 kaloride 3 gramdan fazla olan besinleri tercih etmeyin.

6-Kalsiyum alımını önemsememek
Hemen hemen herkes kalsiyumun sağlıklı kemiklere sahip olmak ve osteoporozu engellemek için gerektiğini biliyor. Ancak kalsiyumun kilo vermede de etkili olduğu pek fazla bilinmiyor. Son yıllarda yapılan araştırmalar, kalsiyum açısından zengin olan yiyeceklerle beslenenlerin vücut kitle endekslerinin daha düşük olduğunu gösteriyor. Bunun nedeni kalsiyumun kalsitrol eksikliğini önlemesi. Kalsitrol, vücudumuz tarafından salgılanan ve yağların depolanmasını önleyen bir hormon.

ÇÖZÜM: Büyük bir bardak yağsız süt içerek hem kemiklerinizi koruyacak hem de sizin için gerekli olan kalsiyum miktarını alacaksınız. Üstelik sadece 320 kaloriyle! Süte karşı hassassanız ve süt içtikten sonra sindirim problemleri yaşıyorsanız laktozsuz sütlerden de faydalanabilirsiniz. Eğer süt içmek sizin için imkansızsa, yağsız peynir, yoğurt ve füme somon gibi kalsiyum açısından zengin olan yiyeceklerden bol bol tüketin.

7-Doğru sebzeleri seçememek

Yağ içermeyen, bol lifli ve hastalıklarla savaşan bir çok maddeyle dolu sebze ve meyveler aslında tüketmek için en mükemmel besinler. Oysa ne yazık ki pek çoğumuz taze sebze ve meyve tüketimine gereken önemi vermiyoruz. Sadece sebze yemiş olmak için ağırlıklı olarak patates ve marulu tercih etmek de yapılabilecek büyük bir hata. Oysa patates, özellikle de kızarmış olduğu zaman, fazla besleyici değeri olmayan bir gıda. Aynı şey büyük ölçüde sudan oluşan amerikan marulu için de geçerli.

ÇÖZÜM: Sebze seçiminde aklınıza ilk gelen koyu yeşil yapraklı (ıspanak ve pazı gibi) ve sarı (biber ve kabak gibi) sebzeler olmalı. Bu sebzeleri haşlanmış ya da buharda pişirilmiş şekilde yemeniz en doğrusu. Ayrıca, bol bol şeker ve boya içeren meyve sularının da meyve yemekle aynı şey olamayacağını aklınızdan çıkarmamanız gerek.

Haz 24

ABD’de 742 kişiye 20 hafta boyunca aynı egzersiz yaptırıldı. Deneklerin yarıya yakını egzersizden fayda sağlamadı.

Su içse yarayanlar olduğu gibi, başkalarıyla aynı egzersizi yapıp yarar görmeyenler de varmış. Herkesin vücudu oksijeni farklı ölçüde yakıyor

Bazıları tüm gününü spor salonlarında geçirse de bir işe yaramaz! Uzmanlar bunun nedeninin, bazı kişilerin spordan daha az fayda sağlaması olduğunu söylüyor.

ABD’deki Louisiana Üniversitesi araştırmacıları, 742 kişiyi 20 hafta boyunca egzersize tabi tuttu. 213 aileden gönüllü olarak araştırmaya katılan deneklerin son altı ay içinde düzenli bir egzersiz programı uygulamamış olmasına dikkat edildi. Tüm katılımcılardan egzersiz bisikleti kullanmaları istendi ve altı hafta sonra hepsinin haftada üç kez, 50′şer dakika ve kapasitelerinin yüzde 75′ini kullanır durumda egzersiz yapabildiği belirtildi. Araştırmacılar 20 hafta sonunda katılımcıların maksimum oksijen tüketimini ortalama yüzde 17 olarak ölçtü.

Oksijen tüketimi kişinin egzersizde sağladığı performansın bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Egzersizden en fazla yarar sağlayanların oksijen tüketiminin yüzde 40′a çıktığı bildirildi. Ancak en az fayda sağlayanlarda neredeyse hiç ilerleme görülmedi.

Uzmanlar kalp sağlığı, kan basıncı, nabız gibi diğer ölçütlere baktıklarında da benzer sonuçla karşılaştı. Katılımcıların ensülin seviyesini de inceleyen araştırma ekibi, katılımcıların yüzde 58′inde gelişme olduğunu, yüzde 42’sinin ise ya egzersiz programının ardından ya hiç gelişme göstermediğini ya da kötüye gittiğini açıkladı. Ensülin direnci, diyabet için sinyal niteliği taşıyor ve sonu kalp hastalıklarına kadar çıkıyor.

Çare kişiye özel egzersiz

Araştırmayı yürüten Dr. Claude Bouchard, “Çoğunluktaki bir kesim egzersizden yarar sağlarken, hiç yararlanamayan bir grup olduğu ortada. Ortalama bir egzersizin yararlı olsa da herkes için geçerli olmayabilir. Kişiye özel egzersiz programları geliştirilmesi gerekiyor” dedi.

Haz 24

Sultanların form tutmak için kullandıkları kulplu gülle ‘girya’ sporuna ilham verdi.

Osmanlı İmparatorluğu’nda savaşa hazırlık dönemlerinde, şenliklerde sıkça kullanılan kulplu gülleyi andıran girya”, şimdi fitness tutkunlarının yeni oyuncağı. Spor hocası Murat Şinikçi, “Bu aletle aynı adı taşıyan ‘girya’ sporu, hız, kuvvet, esneklik, denge sağlıyor” diyor. Üstelik 7′den 70′e herkes girya yapabiliyor.

Padişahların sporu ‘girya’

Yüzyıllar önce Osmanlı padişahlarının form tutmak için kullandıkları kulplu gülleyi andıran girya, şimdilerde popüler sporlar arasındaki yerini almaya hazırlanıyor.

Topkapı Sarayı’na yolunuz düştüyse, Osmanlı padişahlarının kullandığı demir zırhları, dev gibi kılıçları da görmüş ve içinizden “Bunu üç dört kişi zor kaldırır” diye geçirmişsinizdir. Bırakın yerinden kaldırmayı, savaş meydanlarında ellerindeki kılıçları nasıl oradan oraya salladıklarını hayal bile etmek zor değil mi? Ancak onlar savaşlardan arta kalan zamanlarda yan gelip yatmıyorlarmış elbette. İşte onların kondisyon sağlamak için en çok kullandıkları spor aletlerinin başında gelen girya, yıllar sonra Türkiye’deki spor salonlarına girdi. Bu eski ata sporumuzu geri getiren ise 24 yıldır savaş sanatları ile profesyonel olarak ilgilenen, yurtiçi ve yurtdışında çeşitli eğitimlerde bulunan Murat Şinikçi olmuş. Yaklaşık bir yıldır Enka Spor Kulübü’nde girya dersleri veren Şinikçi bu ilkel tasarımın, modern zamanların gelişmiş spor aletlerini geride bırakarak kuvvet, dayanıklılık, hız, esneklik, denge, koordinasyon, kardiovasküler (kalp dolaşım sistemi) ve akciğer solunum sistemi, tendon, ligaman ve eklem sağlığı için en kullanışlı araç haline geldiğini söylüyor.

10 dakikası bile yetiyor

Yüzyıllar öncesinin ilk spor aletlerinden biri olan giryayı Tüm Orta Asya’da görmenin mümkün olduğunu söyleyen Murat Şinikçi, daha çok Rusya’da tanındığını ekliyor: “Osmanlı Devleti zamanında da savaşa hazırlık dönemlerinde, özellikle kılıç ve gürz kullanma çabalarında ve şenliklerde sıkça kullanılmış bir alet. 4. Murat bu konuda çok mimli bir adamdır. Onun hakkında çok ciddi hikayeler var. Kendisinin 200- 250 kiloluk gürzlerinden sözedilir. Antrenmanlarda 40 defa sol eliyle, 40 defa sağ eliyle çevirdiği anlatılır. Yeniçeriler de bunları kullanırmış. O dönemde bu tarz araçlar çok az. Ancak yapılan çalışmalar bu zamanın bütün bu spor çılgınlığının ötesinde çok daha etkiliymiş. Zaten girya ile yapılacak çalışmanın 10 dakikası fitnessdaki 1.5 saate bedel. Bu bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmıştır. Çünkü başka hiçbir alet tek başına girya’nın yaptığı sonuçlara veremez. Üç ders pratikten sonra istediğiniz her yerde tek başınıza çalışabilirsiniz. Ağırlıkları 4-40 kilogram arasında değişir.” Şinikçi giryayı 7′den 70′e, kadın-erkek herkesin rahatlıkla yapabileceğini ve fazla kilolardan kurtulmak için de ideal olduğunu söylüyor: “Yıkıcı diyetlere ve aerobiğe gerek duymadan girya ile kilolardan kurtulmak mümkün. Girya sahip olduğu gücü geliştirmek isteyenlerin yanı sıra, savaş sanatları ile ilgilenenler, özel kuvvet mensupları, profesyonel sporcular için de idealdir.”

Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın. diyet