Wordpress Themes
Haz 17

ildimizin yenilenmesi ve yaşlanmasının geciktirmesi düzgün ve bilinçli beslenmeyle mümkün.

Vücudun bağışıklık sistemi sağlıklı besinlerin seçimine, güzellik ve bakımını ise bağışıklık sisteminin dengesine bağlı olduğu artık bilinen bir gerçektir. Bağışıklık sisteminin korunarak cildin yaşlanmasını ertelemek için yapılması gereken en önemli doğal besinlerle ve doğru besinlerle cildin korunmasını sağlamak olacaktır.

Vücutta oluşan hücre hasarını (yaşlanmayı) geciktiren vitaminler proteinlerin alımına yönelik beslenme programını bize yarar sağlayacaktır.

Özellikle Vitamin E, Vitamin C, Vitamin A, Omega 3 (n-3), B Vitaminlerinden (Riboflavine -B2 Vitamini), Vitamin B6 cildimizin yaşlanmasını geciktiren, cildimizi dış etkenlerden koruyan önemli kaynaklarımızdır. Beslenme programımızda bu vitamin ve proteinleri içeren yiyeceklere yer verirsek hem bağışıklık sistemimiz korur, hem de yaşlanma etkilerimizi minimuma indirebiliriz.

VİTAMİN A: Cildimizi ve deriyi korur. En zengin A vitamini kaynaklarımız havuç, kayısı, kırmız biber.
VİTAMİN E: Kan dolaşımını düzenleyici etkisi ve cildin yaşlanmasını önleyen vitamindir. Bu açıdan kozmetik sanayide de kullanılmaktadır.
VİTAMİN C: Vücudumuzun direncini arttırır. Cildi güzelleştirir. Zengin C Vitamini kaynaklarımız; Limon, portakal, mandalina, kivi, greyfurt, biber, maydanoz, kuşburnu, salatalık, şalgam.
VİTAMİN B2 (Riboplavin): Bağışıklık sistemimiz güçlendirmenin yanı sıra cildi dış etkenlerden koruyarak yenilenmesine yardımcı olur. En yoğun Riboplavin kaynağı yiyeceklerimiz süt, yoğurt, yumurta ve kuru baklagillerdir.
VİTAMİN B6: Yaşlanma etkilerine karşı cildi korur ve yenilenmesine yardımcı olur. En zengin kaynakları et, balık ve kuru meyvelerdir.
OMEGA 3 (n-3): Lenf Dolaşımını çok iyi düzene sokarak cildin kendini yenilemesine yardımcı olur. En zengin kaynağı balıktır. Cildin yaşlanmasını geciktiren diğer önemli yiyecekler; yulaf, sarımsak, soğan, Hindistan cevizi ve zeytinyağını sayabiliriz.

ÖRNEK MENÜ:

SABAH: 50 gr peynir
2 dilim tam buğday ekmeği
Domates/biber/salatalık/ 5 ceviz
veya
1 bardak süt
6 kaşık yulaf+ 5 ceviz
5 kayısı

ARA: 1 portakal veya 3 mandalina Veya 2 kivi

Ö?LE: 1 porsiyon etli sebze yemeği veya etli baklagil yemeği
1 dilim tam buğday ekmeği
1 kase yoğurt
Salata bol limonlu
ARA: 1 portakal+ 5 kuru kayısı

AKŞAM: 350 gr balık ( haftada 3 defa balık yenilmeli)
1 dilim tam buğday ekmeği
1 kase yoğurt
Salata

ARA: 1 greyfurt veya 2 portakal

Haz 17

Doğru bir egzersiz programı ve sağlıklı beslenerek Hollywood yıldızlarının vücut hatlarına kavuşmanız mümkün. Önemli olan karar verip, önerileri uygulamak

Dizlerin, baldırların ve ayak bileklerinin kalın ve dolgun oluşu, genellikle kalıtımsal faktörlere bağlı. Dolaşım sorunları veya şişmeler bu problemin daha da kötü boyutlara varmasına neden oluyor. Ancak çok az bitkisel yağ ile bol miktarda lifli besin içeren, alkol ve tatlı tüketiminin sınırlı olduğu, vitaminler ve mineral tuzlar açısından zengin bir beslenme pek çok şeyi değiştirebilir. Taze meyve ve sebzenin de güzel bacaklara sahip olmak için şart olduğunu unutmayın. Öncelikle bilinçli beslenmeyle selülitten kurtulup, biriken yağlarınızı yakabilir ve şişliklerin indiğini gözlerinizle görebilirsiniz.

Bacaklarınızı kuvvetlendirecek en iyi egzersiz seçenekleri; bisiklet, yürüyüş, koşma ve yüzme. Bu sporları düzenli olarak yaptığınızda bacaklarınızın biçimlendiğini fark edeceksiniz.

1- Yere uzanıp yan dönün. Ağırlığınızı poponuzla baldırınıza verin. Sol dizinizi kendinize çekin. Ayak tabanınız yere değmeli. Sağ bacağınızı iyice uzatın. Ayak parmaklarınız dışarıya bakmalı. Bacağınızı 10 kez aşağı yukarı hareket ettirip, diğer yanınıza dönün.

2- Yüzüstü uzanın, ellerinizi çenenizin altında birleştirin. Bacaklarınızı yukarıya kaldırın ve makas şeklinde hareket ettirin. Egzersizi 30 kez tekrarlayın

Haz 17

Yaz mevsiminde daha belirgin hale gelen aşırı terleme problemi, ‘iyontoforez, botulinum toksini’ uygulaması ve gerektiğinde ise cerrahi yoldan başarıyla tedavi edilebiliyor.

Acıbadem Hastanesi Bakırköy Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Aslı Nar yaptığı açıklamada, vücut ısısının kontrolünü sağlayan terlemenin, birçok kişinin hem özel hem de sosyal hayatını olumsuz etkileyen önemli sorun haline gelebildiğini belirtti. Terin salgılanmasının, insanlarda sinir sisteminin sempatetik denilen kısmının çalışması ile ilgili olduğunu vurgulayan Dr. Aslı Nur, toplumun yüzde 1′inde bu sistemin aşırı düzeyde çalıştığını bildirdi.

Bu durumun sebebinin tam bilinmediğini ve doğuştan olduğunu ifade eden Dr. Nur, özellikle stresli durumlarda bu sistemin aşırı çalıştığını kaydetti. Genel olarak terlemenin, kış aylarında daha az rahatsız edici olduğunu anlatan Dr. Aslı Nur, “Bunun dışında tiroid bezinin aşırı çalışması, böbrek üstü bezinden kaynaklanan bazı hastalıklar, şişmanlık, menopoz, ağır psikiyatrik hastalıklar ve bazı kanserlerin tedavisinde kullanılan hormonlar, aşırı terlemeye yol açabilmektedirler” dedi.

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Aslı Nar, aşırı terlemenin, bakteri üremesini kolaylaştırdığı için kokuya da sebep olduğunu belirterek, ruhi ve fiziki sorunlara yol açan, sosyal hayatı zorlaştıran terlemenin, ellerde, koltuk altında, ayak altlarında, yüzde ve gövdede oluşabildiğini bildirdi.

Terlemenin sebebi

Tedaviye başlanmadan önce terleme sebebinin tespit edilmesi gerektiğini vurgulayan Dr. Aslı Nar, “Terleme sorunu olan kişinin öncelikle kilo durumu inceleniyor. Aldığı ilaçlar gözden geçiriliyor. Hastanın menopozda olup olmadığı araştırılıyor. Endokrinoloji uzmanının yapacağı değerlendirme ile sorunun tiroid bezinden veya böbrek üstü bezlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı belirleniyor” diye konuştu.

Dr. Nar, bu durumların hiçbirinde sorun tespit edilmez ise, doğuştan sempatetik sinir sisteminin aşırı çalıştığı kanaatine varılabileceğini ifade ederek, “Tedavide ilk olarak genel tedavi yaklaşımları uygulanır. Kişi öncelikle kıyafetini düzenlemeli ve daha hafif giyecekler giymelidir. Lokal olarak talk pudrası veya oldukça etkili olan alüminyum klorid içeren solüsyonlar mutlaka denenmelidir. Bazı hastalarda sempatetik sinir sisteminin çalışmasını azaltmak ve böylece de terlemeyi azaltmak için ilaçlar kullanmaktayız. Bazı hastalarda strese bağlı terlemeyi kontrol edebilmek amacı ile psikoterapi önermekteyiz” dedi.

Uygulanan yöntemler

Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Dr. Aslı Nar, terleme tedavisinde son derece başarılı sonuç veren yöntemleri ise ‘İyontoforez, Botulinum toksini uygulaması ve cerrahi girişim’ olarak sıraladı.

‘İyontoforez’ yönteminde, küçük su banyosu içinde el veya ayaklara hafif elektrik akımı verildiğini kaydeden Dr. Aslı Nar, “Sık tekrarlanması gerekmektedir. Hafif ve orta derecede terlemesi olan hastalarda oldukça iyi cevap alınmaktadır” diye konuştu.

Dr. Nar, ‘Botulinum toksini’nin ise, özellikle koltuk altı terlemesinde kullanılan bir madde olduğunu belirterek, “Aslında doğal bir zehirdir ve sulandırılarak tıpta çeşitli amaçlarla uzun zamandır kullanılmaktadır. Ter bezlerini çalıştıran sinirleri felç ederek etki göstermektedir. Oldukça etkili yöntemdir. Terlemeyi 3-4 kat azaltmaktadır. 6-12 ay gibi uzun aralıklarla tekrarı gerekmektedir” dedi.

‘Cerrahi’ tedavinin, ellerdeki ve yüzdeki aşırı terleme için önerildiğini söyleyen Dr. Nar, ‘Endoskopik transtorasik sempatektomi’ olarak adlandırılan teknikle, koltuk altından bir delik açılıp, akciğer bölgesindeki yüz ve ellere giden sinirlerin başlangıç bölgesinin kesildiğini bildirdi. Ellerde yüzde 99 civarında başarı elde edildiğini ifade eden Dr. Nar, “Ayaklardaki terleme için bel bölgesindeki sinirlerin kesilmesi uygulanmaktadır. Sadece koltuk altı terlemelerinde koltuk altı ter bezlerinin alınması ile iyi sonuçlar elde edilmektedir” diye konuştu.

Haz 17

Streslerimizin hayatımızdaki rolünü incelemeye kalkarsak ne kadar zarar gördüğümüze inanamazsınız. Fiziksel olarak yaşadığımız bazı sorunlarımızın kaynağı bile stres.

Bu kadar hayatımızı kontrol altında tutan strese karşı bir şey yapılabilir mi? Tabii ki yapılabilir. Peki stresle başa çıkma öğrenilebilir mi? Tabii ki öğrenilir. Bu konuda bir sürü kitaplar var. Ancak kitaplarda öğrenilenler bazen bizim yaşam biçimimize uymuyor. Neden mi? Çünkü Amerikan toplumunun yaşam standartlarına göre hazırlanmış kitaplar olduğundan aynen uygulamak isterseniz üzülürsünüz. Öğretilenleri kendi yaşam biçimimize göre uygulamalıyız.

Mesela yabancı kaynaklı bir kitapta şöyle diyordu; “Eğer bugünlerde kendinizi mutsuz hissediyorsanız, gardrobunuzu açın bütün giysilerinizi hemen çöpe atın ve kendinize yeni yeni giysiler alın. Mutlaka kendinizi iyi hissedeceksiniz.”

Evet yenilikler hepimizi geçici bir süre için mutlu edebilir. O günlük streslerimizden kurtarabilir. Ama bizim ekonomik durumumuz böyle bir zevki kaldıramaz. Biz Türkiye’de zaten yaşam mücadelesi veriyoruz. Var olanlara sahip çıkarak yaşamaya çalışıyoruz. Ayrıca bu tip motivasyon bence sivrisinekleri öldürmektir. Bataklığı kurutmadan sineklerden kurtulunmaz.

Hayatımızda çeşit çeşit stres var. Hiç birimizinki birbirine benzemiyor.

Ülkemizin ekonomik şartlarından dolayı gelecek ile ilgili kaygısı olanlar var.
Ülkemizdeki sağlık koşullarından dolayı hastalanmaktan korkanlarımız var.
Çocuklarını iyi yetiştirmek için çabalayan anne ve babaların kaygıları var.
Çocuklarına iyi eğitim vermek isteyip de veremediği için çok üzülen aileler var.
Çocuklarına çok iyi eğitim ve imkanlar verdikleri halde sevgi vermeyi unuttukları için olumsuzluklar yaşayan aileler var.
Ekonomik özgürlüğünü kazanmak ve ayakları üzerinde durmak için mücadele eden kadınlarımız var.
Ekonomik özgürlüğü olmadığı için kötü giden evliliklerini sürdürmek zorunda kalan kadınlarımız var.
Türkiye’nin bir bölümü medeniyetin izinden giderken bir bölümü hala gelenekler ile boğuşuyor.
Akşam bir davete giderken son zamanlarda bir kilo aldığı için elbisesinin fermuarının zor kapandığını görüp stres yaşayanlar var.
Ne güzel aylardır dikkat ediyordum tırnaklarımı uzatıyordum. Amacım hepsi aynı boyda olsundu. Allah kahretsin bugün bir tanesi kırıldı. Evet bunun için stres yaşayanlar var.
Bu tırnağı kırıldığı için üzülen kadının kocasının da stresi çok. Çünkü o da eşini mutlu etmek için didinip duruyor.
Ekonomik durumdan dolayı bir türlü evlenemeyen sevgililer var.
Para sorunu olmayıp tek derdinin sadece 2 tane sevgilisi olduğu için üzülenler var.
Şu hafta sonu aile muhabbeti bitsin de hafta ortası sevgilime gitsem diye stres yaşayanlar var.
Eşini ve çocuklarını daha iyi imkanlarda yaşatmak için mücadele eden erkeklerimiz var.

Gördüğünüz gibi stresin kaynağı çok verimli. İstediğiniz kadar üretebilirsiniz.

Streslerimizin nedenleri biraz ekonomik durumumuzla, biraz da kültürümüzle alakalı. Hangi kaynaktan beslendiğimize bağlı. Şimdi soruyorsunuz tabii ki…Peki bu streslerden kurtulmak için ne yapmalıyız?

Yukarıda ne kadar stres kaynağı varsa bir o kadar da çare var. Yeter ki yapılması gerekeni bul ve yap. Yaptım ama olmuyor. Gerçekten elinden geleni yaptın mı? Başka yapacak bir şey yok mu? Bir daha düşün bakalım. Eğer yoğun bir şekilde stres yaratan olayının üstene gider ve elinden geleni yaparsan o iş zaten biter. Ama bitmedi diyorsun.
İşte o zaman biraz hayata kendimizi teslim etmemiz gerekiyor. Yapabileceğim her şeyi yaptım bundan sonrasında beklemek gerekiyor deyip biraz da hayattan keyif almak gerekiyor.

Hayat kendi çizgisini çizer ve sen de onu yaşarsın. Bunu acizlik olarak düşünmüyorum. Sadece yapabilecekleri yaptım bundan sonrasını kabulleniyorum gibi bir düşünce. Çünkü senin veya benim başıma gelen kötü olaylardan dolayı dünya durmuyor. Robert Frost “ Hayatım boyunca öğrendiğim her şeyi üç kelimede özetleyebilirim; HAYAT DEVAM EDİYOR.”diyor.

Hani bir Çin atasözü var: TANRIM, DE?İŞTİREBİLECE?İM ŞEYLER İÇİN BANA CESARET VER, DE?İŞTİREMİYECEKLERİMİ KABULLENMEK İÇİN SABIR VER, İKİSİ ARASINDAKİ FARKI BİLMEK İÇİN DE AKIL VER.

Eğer paramız varsa bir sürü şeyi satın alabiliriz. Satın alamayacaklarımızın en başında akıl geliyor. Aklım olsun ki stresle başa çıkabileyim. Çok şükür aklım var ve stresim yok.

Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın. diyet