Wordpress Themes
Haz 07

Alkol sizin için artık bir sorun olduysa, bir türlü bırakamıyorsanız, bu yaz tatilinizi belki de alkol detoksu yaparak geçirebilirsiniz. Ayaktan ya da yatarak tedaviye yakınlarınızla birlikte katılmanız mümkün….

Balıklı Rum Hastanesi Alkol Bağımlılığı Kliniği Birim Başkanı Psikiyatrist Doç. Dr. Hasan Mırsal, alkol tedavisiyle ilgili soruları yanıtladı:

*Alkolizmi tedavi eden bir ilaç var mı? Alkolizm tedavisine yardımcı ilaçlar var. Alkol içme isteğini azaltıyorlar. Genel olarak bütün antidepresan ilaçlar bu işe yarar. Ama onun dışında alkolizmi bırakmak için kullanılan özel ilaçlar; içme isteğini önemli ölçüde azaltıp, tedavinin başarısını iki kat artırıyor. Bu ilaçları genellikle alkol içme isteğinin en yoğun olduğu ilk üç ay, altı ay ve bir yıl içinde kullanıyoruz.

*Alkoliklere haberi olmadan tiksindirici ilaç vermek işe yarar mı? Hastanın haberi olmadan yanlış olarak verilmesini asla önermeyiz. Hastaya bunu izah edip vermek gerekli. Hasta bunun üzerine alkol içtiğinde zehirleneceğini bilmeli.

*Alkolün etkisiyle aklı başında değilse ve alkol almayı sürdürüyorsa yine de yakınları bu ilaçlardan faydalanamaz mı? Kesinlikle öyle bir durumda da kabul etmiyoruz. Kişinin kendisinin akıl hastalığı yoksa, sorunu sadece alkolizmse, kendisini tedavi için ikna ediyoruz.

*Kadınlar mı erkekler mi daha kolay alkolik oluyor? Beş erkeğe karşılık bir kadın alkolik görüyoruz. Erkeklerde alkolizm daha yaygın ancak kadınlarda alkolün olumsuz etkileri daha çabuk ortaya çıkıyor. Erkek iki yılda olumsuz etkileniyorsa kadın bir yılda etkileniyor. Kadınların tedaviye uyumları çok daha zor. Kadınlar aileden daha az destek görüyor. Kadın bağımlı olduğunda erkek boşuyor, ama erkekler eşlerinden yoğun destek alabiliyor.

*Alkol tedavisi gören biri sosyal içici olabilir mi? Hayır böyle bir şey yok. Alkol problemi tanısı konmuşsa, o insanın artık problemsiz alkol kullanma olasılığı çok düşük.

*Yanlışlıkla yediği likörlü çikolata bile onun tekrar alkole başlamasına neden olabilir mi? Evet beyindeki reseptörler buna ayarlanmıştır. İstek bir anda iki katına üç katına çıkabilir.

*Alkolizm aileden çocuğa geçer mi, ırsi midi? Alkolizm, yüzde 60 oranında kalıtım etkili. Bunun anlamı da şudur; ailesinde, birinci derece yakınlarında varsa; risk genetik anlamda 4 kat daha fazla oluyor. Genetik olarak kurulumu hazırsa, çok kısa sürede alkolik olabiliyor.

*Tedavi görmüş birinin gece yarısı ‘alkol istiyorum’ diye sizi aradığı olur mu? Tabii olabilir. Bu durumda genellikle konuşuyoruz. Telkin ediyoruz. Kendini çok çaresiz hissediyorsa hastanede kalmasını öneriyoruz. Alkol etkisi altındayken de hastayı kabul edebiliyoruz. Bu durumda asla yalnız kalmalarını istemiyoruz. Uzaktan bir yerden arıyorsa en yakındaki hastaneye gidip serum taktırmasını önerdiğim hastalarım oluyor. Genellikle tatil yerinde bu hisse kapılabiliyorlar.

*Alkol tedavisi için mutlaka hastaneye mi yatmak gerekir? Bazı durumlarda ayaktan tedavi mümkün olabilir. Kriz tehlikesi yoksa, motivasyonu çok iyiyse, kendisine ve çevresine zarar verme potansiyeli yoksa, tedavi uyumu yüksekse; ayaktan bir dönem tedavi görebilir. Ama mutlaka alkol programına katılmalı.

*Alkol tedavisi hastanede ne kadar sürüyor? Hastane tedavisi 15 gün sürüyor. Öncelikle alkol detoksu yapıyoruz. Bütün vücudunu alkolden arındırıyoruz, bu sırada alkol komasına girmesini engelliyoruz. Altı ay da ayaktan ve grup tedavi devam ediyor. Ondan sonra da iki yıl bu bağlantıya devam etmesini sağlıyoruz. Daha sonra isterlerse tedavi sürüyor. Hastalık ömür boyu ama detoks ve arınma 15 günde tamamlanabilir.

*Alkol tedavisi gören kişi bunu yakın çevresinden saklayabilir mi? Yok gizli gizli tedavi olmaz. Ancak belirli bir dönem, tedaviye adapte edilene kadar, başka bir psikiyatrik teravi görüyormuş gibi terapilere katılabilir. Ancak daha sonra bu sorununu çevresiyle paylaşmasını istiyoruz. Kişi ‘ben alkoliğim’ diyorsa; tedavide önemli bir adım atmış demektir.

*Alkolik kişi tedaviye yanaşmıyorsa, eşine ya da yakınına alkol tedavisini öğretip onun doktoru olmasını sağlayamaz mısınız? Eşi belli bir dönem alırız. Bireysel anlamda bunu öğrenir. Kişinin tedaviye gelmesine aracılık eder. Ancak profesyonel yardımı hastanede verebiliriz. Çünkü vücudunun önce alkolden temizlenmesi gerekir.

Haz 07

Beden ve zihin gelişimi için önem taşıyan beslenme konusunda Acıbadem Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Bülent Öztürk, şu tavsiyelerde bulundu: “Çocukların alışveriş, pişirme ve masa kurma işine aktif olarak katılmasını sağlayın. Öğün saatlerinin düzenli olmasına özen gösterin. Besin değeri yüksek, basit öğünler hazırlayın. Çocuklara küçük porsiyonlarda yemek sunup, tekrar istemesine izin verin. Ana yemek tüketilinceye kadar tatlılar sofraya getirilmemeli, ancak ödül olarak da sunulmamalı. Çocuğun masada rahat oturduğundan emin olun. Anne ve baba olarak masaya birlikte oturmaya çalışın.”

Haz 07

Havaların ısınmasıyla çocuğunuzun beslenme alışkanlıkları değişim gösteriyorsa; ona soğuk ve sıvı yiyeceklerin, dondurma, taze meyve, bol yeşillik ve suyun ağırlıklı olduğu bir mönü sunmalısınız.

Beslenme alışkanlıkları yaz sıcaklarının etkisiyle yetişkinlerde olduğu gibi bebek ve çocuklarda da değişiklikler gösterir. Minikler, daha çok sıvı ve soğuk içecek ve yiyecekleri tüketmeye yönelir. Çocukların çok enerji harcadığı, terleme nedeniyle bol su kaybettiği bu dönemde, onların ihtiyaçlarını karşılayacak sağlıklı mönülerin oluşturulmasında fayda var. Örneğin; yoğurt, sütlaç, soğuk sandviçler, taze meyve ve dondurma çocuklar tarafından bolca tüketilmelidir. Ebeveynlerin ise besinlerin hijyen ve saklama koşulları konusunda hassas davranması gerekiyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Hatice Karaböcüoğlu, Bebeğim ve Biz dergisinin son sayısında çocukların yaz aylarında nasıl beslenmesi gerektiği konusunda bilgi verdi.

YUMURTA YANLIŞ TANINIYOR

* Çorba yerine yoğurt ve sütlaç gibi sıvılar yemekle sunulmalıdır. Sıcak sebze yemekleri yerine bol yeşillik ve domatesle desteklenmiş soğuk sandviçler, tatlı olarak ise taze meyvelerin tüketilmesi sağlanmalıdır. Sıcak süt yerine çocuklara dondurma verilmelidir.

* Yazın terleme ile birlikte su kaybı fazla olur. Bu durumda günlük gereksinimin üstünde su tüketilebilir. Su biberonu veya bardağını çocuğunuzun ulaşabileceği yerlerde tuttun.

* Proteinler vücudun yapı elemanlarıdır. Yumurta, et, balık, soya fasulyesi, tahıllar, fındık, bezelye, mercimek, süt ve süt ürünleri protein kaynaklarıdır. Yumurta proteini büyüyen çocukta çok önemlidir. Halk arasında yanlış bir inanışla yazın yumurta tüketimi; sıcakla birlikte zararlı olur, alerji yapar gibi düşüncelerle kesilir. Oysa ki yumurta alerjisi mevsimle birlikte değişkenlik göstermez. Yumurta kolay bozulabildiği için az miktarlarda satın alınmalı ve buzdolabında saklanmalıdır.

* Et, balık ve tavuk gibi gıdaların yazın saklama koşullarına dikkat etmek gerekiyor. Bu gıdaları bir kerelik pişirmek ve pişirdikten sonra 1-2 saat içinde tüketmek bozulma riskini azaltır.

BESİN DEĞERİ YÜKSEK

* Karbonhidratlar enerji kaynaklarıdır. Karbonhidrat kaynakları ise süt, tahıl, meyve, sebze ve nişastadır. Süt yazın en kolay bozulan besinlerdendir. Günlük süt alırken tarihine mutlaka bakın.

* Dondurma; süt, şeker, salep, yumurta, vanilya, meyve püresi ve kakaodan üretilen besleyici özelliği yüksek bir gıdadır. 100 gr. dondurmada 100 gr. sütten daha fazla enerji, mineral ve vitamin vardır. Dondurma, meyve suyu ve soğuk gazlı içeceklerden daha yararlıdır.

* Domates, salatalık ve taze biberi çocuklar kahvaltıda tüketebilir. Kiraz, çilek, kayısı ve şeftali besleyici ve sağlıklı bir ara öğündür.

Haz 07

Çevrelerinde zeki, başarılı, çalışkan ve karizmatik olarak tanınırlar. Ama akıllarında hep seks vardır. Gündüz başka, öğle başka biriyle birlikte olurlar. Sonra da pişmanlık duyarlar. Seks bağımlısı ‘Don Juan’lar; özellikle modern toplumda sayıları giderek artan psikolojik vakalar….

Balıklı Rum Hastanesi Anatolia Klinikleri Sorumlusu Doç. Dr. Özkan Pektaş ve Psikolog Gözde Hatipoğlu, seks bağımlılığıyla ilgili soruları yanıtladı:

* Seks yapmadan duramamak bir hastalık mı?
Son yıllarda bu şikayetlerle ruh hekimlerine başvuruların olması dikkati çekiyor. ‘Seks bağımlılığı’ olarak adlandırılan bu durum henüz tam anlamı ile anlaşılmış olmamakla birlikte, bilimsel kitaplara konu olmakta ve bu konuda bilgiler verilmektedir. Seks bağımlılığında kişinin zihni uğraşı; tamamen cinsel doyum bulabilmek, cinsel ilişkiye girmek ya da cinsel uyarılar içinde olmaktır. Sık mastürbasyon yapar, aynı alkol ya da madde bağımlılığında olduğu gibi aradığını bulamadığında sıkıntılıdır, sinirlidir ve yoksunluk içindedir.

* Bir saplantı mı?
Seks bağımlılığına, mantıksız olduğunu bildiği halde kendini alıkoyamadığı düşünceler olarak bakarsak; evet saplantı diyebiliriz. Asla ‘hiperseksualite’ denemez. Çünkü seks bağımlısı olan kişi, ilişkiden çok zevk almaz, hatta ereksiyonlarının tam olamadığı belirtilmektedir. Peniste his eksikliğinden bahsedilir. Bu durum son 20 yıldır üzerinde çalışılmakta olan bir bozukluktur.

* Çapkınlıkla hastalık hangi noktada birbirinden ayrılıyor?
Literatürde ‘hiperseksüalite’ ya da ‘Don Juanism’ denen durumda cinsel uğraşılar çok önde olmakla birlikte, ‘Don Juanism’de; aslında dipte yatan aşağılık duygularını yenme ve maskeleme çabası olduğu, sık ve farklı kadınlar ile ilişkiye girerek, homoseksüel olmadığını neredeyse herkese kanıtlama arzusu vardır. İlişki sonrasında, Don Juanlar için kadın hiçbir şey ifade etmez. Bu duruma seks bağımlılığının bir türü de sayılan ’satyriasis’ denir. Seks bağımlılığı psikolojik bir hastalıktır. Cinsel davranışlarda seçici olamamak, kolay cinsel ilişkiye girmek, cinsellikle ilgili düşünceleri sürekli beyinde bulundurmak, monogam (tek eşlilik) yaşayamamakla ortaya çıkıyor.

* Birden ortaya çıkabilir mi?
Seks bağımlılığının altında depresyon yatabilir. Ağır bir sorunla karşılaştıklarında, akıllarına ilk gelen şey, cinsel eylemler oluyor. Her defasında bir daha yapmayacağına söz verdiği halde kendini tutamaz. Seks bağımlılığında seksüel eylem ön planda. O adam için o kadının güzelliği, çekiciliği önemli değil. Mühim olan eylem…

* Kimler seks bağımlısı olur?
Son yıllarda hem dünyada hem de Türkiye’de bunu provake eden şeylerin de olmasına bağlı seks bağımlılığının arttığını ve bu konuyla ilgili kliniklere de başvurunun arttığını görüyoruz. Seks bağımlılığı için bir kriter yoktur. Kadın, erkek, genç veya yetişkin herkes için olabilir. Bu kişiler sağlıklı ve normal bir cinsel hayat yaşayan kişiler gibi dürtülerini kontrol edemezler. Her durumda, her ortamda, hem zihnen hem de bedenen cinsel içerikli uğraşlar halinde olurlar. Çoklu partner arayışları vardır. Buna bağlı günlük hayatın gerisinde kalma, işte, okulda veya herhangi bir konuda performans düşüklüğü görülür. Gece hayatında artış gözlenebilir.

* Hangi şikayetlerle geliyorlar?
“Kendimi alamıyorum, gündüz başka, öğlen başka bir kadınla beraber oluyorum, Sonra da akşam gidip eşimle birlikte oluyorum… Çok zor durumlarda kalıyorum. Hem işte hem evde pornografik uğraşlar içindeyim, sokakta yürürken gördüğüm kadınlardan çok etkilenip güya onları mutlu etmek istiyorum. Çocuğumla geçirecek bir tek hafta sonum varken, ‘hangi kadınla birlikte olsam’ düşüncesinden kendimi alamıyorum… Ne olur beni kurtarın” yalvarışlarıyla gelenler oluyor. Bu insanlar çok tehlikeli yaşıyor. Saygınlığına, bulunduğu konuma uygun olmayan cinsel ilişkilere giriyor, zamanla bundan suçluluk duymaya başlıyorlar. Ve ancak bağımlılık bu aşamaya geldiği vakit bizden yardım istiyorlar. İntihar düşüncelerine kadar gidebilen vakalar var. Bu bağımlılık; alkol ve uyuşturucu bağımlılığı gibi kişinin itibarını, prestijini, kredibilitesini yok edebiliyor.

* Daha çok kimlerde rastlanıyor?
Seks bağımlılarının önemli bir kısmının kişilik yapılarında, kendine hayran olma ve kendini büyük görme halinin olduğu görülüyor. Hastalık sosyolojik olarak incelendiğinde, gelişmekte olan ülkelerde daha çok ortaya çıktığı söyleniyor. Toplumda insanlara birtakım hobilerin, zevk alabileceği olanakların verilmesi gerekiyor. Oysa, gelişmekte olan ülkelerde, iş dışında zevk alınacak imkanların olmaması yüzünden cinsel davranışların çok abartılı ve fazlaca olduğu göze çarpıyor. Erkek iktidarının körüklendiği, çıplak kadın fotoğraflarının bolca yer aldığı magazin dergileri de bunu özendiriyor. Bu bağımlılığı gösteren kişilerin genç yaşta monogamik ilişkilere yatkın olduğu saptanmış. Kötü bir çocukluk geçirmiş, parçalanmış aile ortamında büyüyen insanlarda daha çok görülüyor.

* Ortak özellikleri var mı?
Bu insanlar çevrelerinde zeki, başarılı, çalışkan ve karizmatik olarak tanınıyor. Ancak kişilik yapılarına baktığımızda bağımlı bir kişilik yapısı görüyoruz. Çabuk demoralize olan, sıkıntıya katlanma eşikleri düşük olan insanlar… Karşısındaki insanı 15 dakikada göklere yükseltiyor, 10 gün sonra yerin dibine geçiriyor. Hayata bakışı karamsar, hemcinsleriyle arası çok kötü… İlgilendikleri tek konu ise pornografi ve cinsellik. Bu insanlara pornografiyle ilgili birkaç soru sorduğumuzda, internette porno sitelerine üye olduğunu görüyoruz.

* Kadında ve erkekte aynı mı?
Küçük farklılıklara rağmen patoloji her iki cinste de benzerlik gösteriyor. Erkeklerde cinsel fonksiyon bozuklukları, alkol, kumar ya da madde bağımlılıkları daha sık. Mastürbasyon sayısı çocukluktan itibaren çok fazla.

Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın. diyet