İyi uyku uyumama; kilo artışına, diyabet ve hipertansiyon gibi ciddi rahatsızlıklara neden olabiliyor. Kanada’nın Vancouver kentinde Kuzey Amerika Obezite Birliği tarafından düzenlenen yıllık toplantıda, uyku eksikliği ya da uyku ritminin bozulmasının vücutta kimyasal değişiklikler meydana getirdiği belirtildi. Yaklaşık 800 kişi üzerinde yapılan çalışmanın sonuçlarına göre; uykusuzluk yemek yeme alışkanlıklarını değiştiriyor ve bu da kilo alımına neden oluyor. Gecede 7-8 saat uyumak, bu tip hastalıkların ortaya çıkma ihtimalini düşürebiliyor.
Estetikte sınır tanımayan kadınlar, alışveriş merkezlerinde botoks yaptırmaya başladı. Alışveriş arasında botoks ve dolgu maddeleri enjekte ettirip sonra mağazaları gezmeye devam ediyorlar. İş kadınları da öğle molasında 5 dakikalık bir işlemle 10 yaş gençleşmiş olarak ofislerine geri dönüyor.
Güzellikte artık mekan ve zaman sınırı kalmıyor! Kadınlar artık alışveriş merkezlerinde botoks yaptırıyor. Güzelleşmek için en çok tercih edilen adresler ise İstanbul’un en işlek alışveriş merkezlerinden Mayadrom, İş Kuleleri ve Galleria… Aynı zamanda ofislerin de bulunduğu bu alışveriş merkezlerinde çalışan kadınlar hafta içinde öğle yemeği saatlerini güzelleşme fırsatına çeviriyor. Üst düzey yönetici konumundaki kadınların daha fazla ilgi gösterdiği öğle yemeği arasındaki estetik uygulamalarda da, en çok botoks ve dolgu maddeleri tercih ediliyor. Sadece beş dakika alan bu uygulamalara, zaman zaman micro peeling ve lazer uygulamaları da eklenebiliyor. Yeni trend; yoğun iş koşuşturmacası arasında kendine zaman ayıramamaktan şikayetçi olan kadınlar kadar akşam partiye katılmak isteyenler ya da arkadaşının doğum günü kutlamasından son dakika haberdar olanları da kurtarıyor. Onlar da öğle tatilinde uğradıkları estetik merkezinde 5 dakikada çoğu kez 10 yıla kadar genç bir görünüm kazanmış olarak günlük hayatlarına devam ediyor.
ABD’DE ÇOK MODA
ABD ve Avrupa’da değişik kliniklerde plastik cerrahi eğitimi alan Dr. Teoman Doğan, İş Kuleleri’ndeki ofisinin öğle saatlerinde hayli yoğun olduğunu belirtiyor. Amerika’daki alışveriş merkezlerinde bunun çok fazla örneğini gördüğünü anlatan Op. Dr. Doğan, şöyle devam ediyor: “Böyle büyük iş merkezlerinde çalışan çok ünlü ortopedistler, psikiyatrlar, cildiyeciler ve dişçiler bile var. Bu herhalde günümüzün yoğun iş temposu nedeniyle ortaya çıktı. Ofis hayatı çok yoğun geçiyor ve şimdi güzelleşme imkanı ellerinin altında. Yakın olmak da avantajlardan biri. İnsanlar Nişantaşı’nda bir yere gideceklerine buraya öğle tatilinde gelebiliyorlar ki; bu büyük bir rahatlık. Ofislerinden iki kat aşağıda olmamız da onların kendilerini daha emniyette hissetmesini sağlıyor.”
GÜZELLEŞTİREN KAÇAMAK
Etiler’deki alışveriş merkezi Mayadrom’da bulunan M- Onep Güzellik Merkezi Direktörü Dermatolog Hayat Öz ise kadınların, kendilerine daha fazla zaman ayırma fırsatı yakaladıklarını ve bu fırsatı değerlendirmekten de büyük keyif aldıklarını söylüyor. Çevrede bulunan diğer ofislerin çalışanlarından da talep aldıklarını anlatan Dr. Öz, yılbaşı ve bayram üzeri en yoğun günlerini yaşadıklarını vurguluyor. Yaş gruplarına bakıldığında 18 üzeri geniş bir gruba hizmet verdiklerine dikkat çeken Dr. Öz, “Bazen uygulamalardan memnun olan genç kadınlar, annelerini de yanlarına alarak gelmeye başlıyor” diyor.
Sofralarıın vazgeçilmez konuğu yoğurdun üzerinde, buzdolabında kaldığı süre içerisinde açık yeşil bir su oluşur. Genellikle zararlı olduğu düşünülerek kullanmayan bu suyun, yoğurtta bulunan vitaminleri taşıdığına dikkat çeken uzmanlar, özellikle B12 vitamininin bu suda yoğun olarak bulunduğunu ifade ediyor. Yoğurdun, üzerinde oluşan yeşil su ile karıştırılarak tüketilmesi öneriliyor. Süzme yoğurdun ise bilinenin aksine, normal yoğurda oranla daha az vitamin içerdiği belirtiliyor.
Henüz tek bir aşıyla kanserden korunmak mümkün değil ama var olan bazı aşılar kanseri engelliyor. Tüberküloz aşısı olarak bilinen BCG, bağışıklık sisteminin kanseri yenmesini sağlıyor ve tedavide etkili oluyor.
Sağlık Bakanlığı Kanser Daire Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer, kanser aşılarıyla ilgili soruları yanıtladı:
* Sizce kanser aşıları konusunda yeterince gelişme var mı?
Kanser konusunda en önemli gelişmeler aşılar konusunda yaşanıyor. Kanserden koruyucu aşılar var; bazı virüslere karşı korunma sağladığı için bu aşılara ‘koruyucu aşılar’ diyoruz. İkinci tip aşılar ise tedavi edici olanları. Bilindiği gibi; kanserin oluş mekanizmasında insanın bağışıklık sisteminin yetersizliği çok önemli rol oynuyor. Her gün belki yüzlerce anormal ve kanser olmaya eğilimli hücre vücudumuzda oluşuyor. Ancak bağışıklık sistemimiz bu hücreleri yakalayıp yok ediyor ya da bu hücrelerdeki hatayı düzeltiyor. Yani bir otokontrol sistemi bağışıklık sistemi sayesinde işliyor. Bağışıklık sisteminin yorgun olduğu veya herhangi bir şekilde zayıfladığı bir anda da, bu anormal hücreler sistemden kaçarak kanserdeki ilk hamleyi yapabiliyor.
* Aşıların bu işleyişteki rolü ne?
Kanser ve bağışıklık sistemi ilişkisi sadece bu kadarla bitmiyor. Kanser, bu bağışıklık sistemini bazı değişik yollarla da yanıltabiliyor. Örneğin; kanser hücresi vücudumuzun normal hücreleri gibi davranıp, bağışıklık sisteminin anormal hücreyi tanıma mekanizmasından kaçabiliyor. Bağışıklık sistemi, kanserli hücreyi yanlışlıkla vücudun diğer hücreleri gibi algılıyor. Bağışıklık sistemimizi güçlü tutarak veya bu kanserli hücrenin özel tanımlama yollarını bağışıklık sistemine öğreterek, kanseri engelleyebiliriz. İşte bu aşamada aşılar devreye giriyor.
* Bağışıklık sistemimize kanserle savaşmayı öğreten aşılar var mı?
Var; örneğin çok uzun yıllardır tüberküloz aşısı olarak bilinen BCG, bağışıklık sisteminin kanseri yenmesinde görev yapıyor. Ve birçok kanserde bugün bile kullanılabiliyor. Örneğin mesane kanserinin tedavisini desteklemekte kullanılabiliyor. Mesela cilt kanserinin bir türü olan Melanoma’da; bağışıklık sistemini bu kanser hücrelerine karşı bazı genetik taşıyıcılar kullanarak aktive edebiliyoruz ve silahlandırabiliyoruz. Böylelikle bağışıklık sisteminin filtresinden kaçan bu hücreleri bağışıklık sistemi bularak yok edebiliyor. Ne koruyucu, ne de tedavi edici aşı olmadığı halde, yan fayda olarak bazı kanserleri engelleyen aşılar da var. Örneğin, menenjit aşısı olarak bilinen hemofilüs influenza tip B (hib) aşısı yapılan çocuklarda, lösemiye az rastlandığını bilmiyoruz.
* Yalnızca kanserli hücreleri tanıyıp, onlarla savaşmayı sağlayan aşılar var mı?
Her kanser hücresini, normal doku hücresinden ayıran ‘özel farklılık antijenleri’ dediğimiz bazı özellikler bulundu. Bu hücreler hastadan alınıp, vücut dışında tanıtılıp tekrar hastaya verildiğinde, o hücreler kansere karşı savaş verir hale geliyorlar. Ancak bu aşı sisteminde bugüne kadar yapılan bütün çalışmalar deneysel anlamda, rutin ruhsatlı bir çalışma henüz yok. Klinik deneyler yapılıyor.
* Kanserden aşıyla korunmak mümkün mü?
Koruyucu aşılardan; örneğin Hepatit B virüsü; vücutta karaciğeri tutarak karaciğer hücresi kanserine (hepataselüler) yol açabilecek kanserin oluşmasını engelleyebiliyor. Örneğin; Hepatit B virüsünün yaygın olduğu ülkelerde, Hepatit B aşısının rutine girmesiyle, karaciğer kanserlerinin azaltılması söz konusu olmuştur.
Son Yorumlar