Wordpress Themes
May 24

Zamana ve yerçekimine meydan okuyan kadınların hayalini bir Türk bilim adamı gerçekleştirdi. İsviçre’de ‘En Başarılı Dermatoloji Araştırmacısı’ seçilen Gürkan Kaya, gençlik iksiri gibi bir formül geliştirdi: 80 yaşındayken, 30 yaşındaki bir cilde sahip olacaksınız.

Kadınlar; genç kalmak için artık zahmetli operasyonlara katlanmak zorunda kalmayacak. İsviçre’nin Cenevre kentinde 17 yıldır bilimsel çalışmalarda bulunan Dermatolog Gürkan Kaya, ciltte kırışıklığa neden olan molekülü buldu ve ürettiği özel bir formülle kadınların genç kalma hayalini gerçeğe çevirdi. “Kronolojik zamanı durdurmak mümkün değil, ancak cildin dermis ve epidermis tabakaları sürekli 30 yaş görünümünde tutulabilir” diyen Dermatolog Kaya, sadece bir aylık kürün yeterli olacağını söyledi. İsviçre’de ‘En Başarılı Dermatoloji Araştırmacısı’ ödülüne de layık görülen Kaya’nın bulduğu formül, şubatta tıp literatürüne girdi. İsviçre Dermatopatoloji Grubu’nun Başkanı olan Gürkan Kaya; kırışıklıkların giderilmesinde devrim yaratan projeye ilişkin sorularımızı yanıtladı:

* Yaşlanmayı durdurmak gerçekten mümkün mü?
Biri kronolojiye, diğeri ise dış faktörlere bağlı iki tür yaşlanma var. Kronolojik yaşlanmayı durdurmak mümkün değil. Tüm organlarla birlikte deri de yaşlanıyor. Organların yaşlanmalarını dışa verdikleri belirtilerle anlıyoruz. Deri ise en görünen organdır. Ancak biz dış etkenlerden kaynaklanan faktörleri azaltabiliriz. Bundan yola çıkarak yaptığım araştırmalar sonucunda, ‘CD44′ molekülünün kırışıklıkların oluşmasında etkili olduğunu belirledim. Ardından, yaşla birlikte bu molekülün etkinliğini azaltıp, cildi sürekli canlı ve sağlıklı gösteren özel bir formül hazırladım. Böylelikle kadınlar her zaman genç ve bir o kadar sağlıklı cilde sahip olabilecek.

* ‘Akıllı moleküller’ nasıl etkiliyor?
İlk defa 15 yıl önce fareler üzerinde yaptığım çalışmalarda, CD44 molekülünün deri incelmesine yol açtığını tespit ettim. ‘Bu molekülü nasıl yerine koyarız’ diye düşünürken; A vitamini ile tanıştım. A vitamininin, deri incelmesi tedavisinde olumlu sonuçlar verdiğini buldum. Büyüme faktörünün, A vitamini ile birlikte daha fazla etkisi olduğunu saptadık. Fareler üzerindeki çalışmalar olumlu sonuçlar verince krem haline getirdiğimiz formülü, dermatoporozlu (deri incelmesi sonucu hasara açık cilt grubu) hastalara denedik. Onlarda bir ay gibi kısa sürede normal deri kalınlığına geri dönüldüğünü gözlemledik. Bu aynı zamanda kırışıklıkların kısa bir sürede ortadan kaldırılması anlamına da geliyor. Örneğin; 40 yaşında bu molekülü içeren ürün kullanan kişi, gençlik yıllarındaki cilt yapısına ve görünümüne sahip olabilecek! İlk çalışma 20 hastada uygulandı. Şu anda 50 hastada çalışmalarım devam ediyor.

* Ne kadar sürede etki gösteriyor?
Bu moleküllerden elde edilen ürün, deri atrofisini (incelmesi) geriye çeviriyor. Çoğalan hücre sayısını artırıp deriyi kalınlaştırıyor. Sadece bir ay sonra deri kalınlığı 30′lu yaşlardaki görünüme kavuşuyor. Dermisteki hücre sayısı da artıyor. Aynı zamanda genç insan derisine bu uygulandığında herhangi bir etkisi olmuyor. Ortalama 60-74 yaş arasındaki insanlarda yapılan çalışmalarda, kadın ve erkeklerde aynı etkiyi gözlemledik. Bir aylık uygulama sonrasında o insanların gençlik yıllarındaki normal deri kalınlığı geri kazanıldı.

* Literatürde yer alacak mı?
Cenevre Üniversitesi Hastanesi’nde çalışma arkadaşım Prof. Dr. Jean Hilaire Saurat ile birlikte yaptığımız çalışma ve elde ettiğimiz sonuçlar, bu ay Dermatoloji isimli bilimsel makale yayımlandı. İçteki yaşlanma süreci bir yandan sürekli devam ettiği için bu ürünle ilgili takibimiz sürüyor. Şu anda bir aylık yoğun tedaviden sonra nasıl sonuç alacağımızı araştırıyoruz.

ZAMAN TEK YÖNLÜDÜR!
* Yaşlanma süreci geri alınabilir mi?
Ünlü bilim adamı Albert Einstein’ın dediği gibi; ‘Zaman tek yönlüdür’. Yaşlanma da böyledir. Ama belki yaşlanma süreci sırasında azaldığı düşünülen bazı maddelerin yerine konulmasıyla, bu sürecin yavaşlatılması veya uzatılması mümkün olabilir. Ciltte yaşlanma, deri incelmesiyle birlikte gerçekleşir. Ancak hem dış etkenlerin olumsuz etkisi, hem de yaşlanma ile bu yenilenme yavaşlar ve kırışıklıklar oluşmaya başlar. Bunda hylorik asitin azalması da etkili olur. Bu asidi kontrol edip, sürekli aktif hale getiren özel bir madde ile zamana karşı durmak mümkün hale geldi.

* Yaşlanmanın tek belirtisi kırışıklıklar mı?
Kırışıklıklar, yaşlanmada cilt için en son nokta. Biz genellikle deri yaşlanmasını, deri incelmesi ile ölçüyoruz. Alt ve üst tabakadaki incelmeler bize derinin durumu ile ilgili bilgi veriyor. Gençlik yıllarında, derinin üst tabakasındaki devamlı hücreler, bölünme yoluyla yenilerini yaparlar. Ancak yaşlanma süreciyle birlikte bu hücrelerin protein fonksiyonlarında bir azalma meydana gelir. Bazı proteinler kaybolur, bazılarında fonksiyon azalması oluşur. Tüm bunların sonucunda deriye elastikiyetini veren ve su almasını sağlayan hyaluronik asit ile diğer bazı maddelerde azalma gerçekleşir.

May 24

Her geçen gün yeni bir yararı keşfedilen çayın bu kez de strese iyi geldiği anlaşıldı. İngiltere’de Psychopharmacology dergisinde yayımlanan araştırmada; 6 hafta boyunca günde 4 bardak çay içen erkeklerde, çay yerine başka bir içecek tüketenlere oranla stres hormonu seviyesinin daha düşük olduğu tespit edildi. London College Üniversitesi’nden Dr. Andrew Steptoe, stres hormonunun normal seviyeye gerilemesine çayın yardımcı olduğunu ifade etti. Dr. Steptoe; kronik stresin yavaş atlatılmasının kronik hastalıkların riskini de azaltması nedeniyle çalışmanın sonuçlarının önemli olduğunu sözlerine ekledi.

May 24

“İlk tüp ikizler olmak bizi hiçbir zaman ayrıcalıklı yapmadı” diyen Kenan ve Evren kardeşler şimdi 17 yaşında. Üniversite sınavına hazırlanan iki kardeş normal insanlardan hiçbir farkları olmadığını söylüyor.

Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde gerçekleşen tüp bebek denemesinin ardından 2 Mayıs 1989′da Kenan Kudret ile Evren Aykut Vatan dünyaya geldiler. Onlar; Türkiye’nin ilk tüp ikizleri oldu ve onların ardından Türkiye’de 20 bini aşkın tüp bebeğin yarıdan fazlası ikiz olarak doğdu. Eski Cumhurbaşkanı Kenan Evren’i çok sevdiği için anne Nermin Vatan, oğullarına Kenan ve Evren adını verdi. Türkiye’nin ilk tüp ikizleri şimdi 17 yaşında ve üniversite stresi yaşayan binlerce yaşıtları gibi onlar da ÖSS’ye hazırlanıyorlar. Kenan, Anadolu Lisesi son sınıf öğrencisi. Makine veya endüstri mühendisi olmak istiyor. Evren ise kamu yönetimi okumak istiyor. İkisinin de güzel hayalleri var. Vatan Ailesi ile geçen yıllarda neler yaşadıklarını konuştuk:

* Bir gün siz de baba olmak isteseniz tüp bebek yöntemini tercih eder misiniz?

Kenan Vatan: Evet, tabii ki. Eğer gerekirse tüp bebek yöntemi ile baba olabiliriz. Ben en fazla iki çocuk istiyorum; kız veya erkek fark etmez ama bir gün mutlaka çocuk sahibi olmak isterim.

* İlk tüp ikiz olmak size bir ayrıcalık getirdi mi?

Evren Vatan: Tüp bebek olmak bize ne yazık ki hiçbir ayrıcalık getirmedi. Dünyaya gelmemiz belki ailemiz için sürpriz olmuştur; o kadar… Arkadaşlarımızdan bir farkımız hiç olmadı, sadece ikiz olduğumuz için bizi farklı olarak düşünmüş olabilirler. Her zaman normal hayatlarımıza devam ettik.

Nermin Vatan (anne): Bence onlar bilmese de her zaman ayrıcalıklı çocuklar oldular. En azından bizim için… Yıllarca bekledikten sonra onlara sahip olduk. Tüp bebek yöntemi o zaman çok yeniydi. Ancak şimdi geriye bakınca; tüp bebek yöntemiyle çok daha sağlıklı hamilelik ve doğum geçirdiğime inanıyorum. Normal doğumdan daha sağlıklı olduklarını düşünüyorum. Çünkü onların gelişimlerini doktorlar neredeyse adım adım, saat saat takip ettiler. Sağlıklı bir bebek dünyaya getirmek çok önemli. Ama ne yazık ki sadece doğum yaklaşınca doktora gidiyoruz. Oysa sakat doğumu engellemek için doktora önceden gidilmeli. Bir kan tahliliyle artık herşey anlaşılıyor. Doğum dönemi doktor kontrolünde geçmeli. İşte tüp bebek, bu işi zaten zorunlu hale getiriyor.

* Arkadaşlarınız size ne gibi sorular soruyor?

Kenan Vatan: Artık arkadaşlarım tüp bebeğin ne olduğunu biliyor, o yüzden sormaktan vazgeçtiler. Bizim için tüp bebek yöntemi hayatın bir parçasıydı. Çok küçükken bile özel şekilde dünyaya geldiğimizi biliyorduk. Okula başladığımızda, dünyaya nasıl geldiğimizi az çok anlatabilecek kadar bilinçliydik.

Evren Vatan: Arkadaşlarımız sorduğunda onlara da uzun uzun açıklamalar yaptık. Yanlış bilgi, önyargı ya da bilmemek nedeniyle dalga geçenler oldu. Ama öğrenenler artık dalga geçmeyi bıraktılar.

* O zaman insanların bakış açısı nasıldı, nasıl cesaret ettiniz? Şimdi tüp bebeğe bakış açısı nasıl?

Nermin Vatan: Ege Üniversitesi’ne gittiğim anda çok heyecanlıydım; ‘doktor bey ne olursunuz bizi çocuk sahibi yapın’ dedim. Sonradan doktor ‘tamam hayırlı olsun’ dediğinde inanamadım. Hiç beklemediğim bir andı. Hele de çocuklarımı kucağıma alınca en mutlu insan ben oldum. Ama o yıllarda ’sen bu bebeği tüp içinde mi büyüttün?’ diye soran gazeteciler bile oldu. Olacak iş mi bu? Ben cesaret etmişim, bir ‘ilk’im ve bana ne yazık ki böyle sorular sordular.


May 24

Çoğul gebeliklerde üçüncü ya da dördüncü bebeğin kalbine iğne yapılarak öldürülmesi tüm dünyada tartışılıyor; gebeliği riske sokan bu işlem ne zaman yapılmalı? Prof. Kavak’a göre Türkiye’deki sınır çok erken: Yalnızca 11′inci haftaya kadar izin verilmesi, sakat bebekler doğmasına yol açıyor.

Tüm dünyada patlama yaşayan çoğul gebelikler konusunda geçtiğimiz ay İstanbul’da toplanan farklı dinlerden, ırklardan ve cinsiyetlerden doktorlar bir deklerasyon yayımladılar. Dünya Gebelik Bilimi Derneği Başkanı Prof. Dr. Neşe Zehra Kavak, bu konuyla ilgili soruları yanıtladı:

Doğal yoldan bir anne, kaç çocuk sahibi olabilir? Dünya literetüründe en fazla sayı yediz. Tüp bebek yöntemi olmaksızın, Amerika’da yaşayan bir kadının yedi çocuğu oldu.

Dünyada çoğul gebeliklerde patlama mı oldu? Evet. Maalesef bugün dünyada ikiz gebeliklerde ve çoğul gebelik sayısında dünyada patlama oldu. 1971 ve 1991 yılları arasında dünyada üçüz gebelik yüzde 500 arttı. Tüp bebek yöntemiyle oluşan gebeliklerin yüzde 10′u çoğul gebelikle sonuçlanıyor. Oysa normal gebeliklerin sadece yüzde 2’si çoğul gebeliktir. Tüp bebek yöntemleriyle oluşan gebelikler çoğul gebelikleri patlattı!

Çoğul gebeliklerin yarattığı sıkıntılar neler? Çoğul gebeliklerin artması birçok problemi beraberinde getiriyor. Çoğul gebelik sayısı arttıkça yenidoğan yoğun bakım ünitelerine ihtiyaç fazla oluyor. Çünkü çoğul gebelik demek, gebelik süresinin kısalması demek. Yeni doğan bebeklerin ölümünde en önemli faktör erken doğumlar. Çoğul gebelik sayısıyla birlikte erken doğum sayısı ve dolayısıyla yoğun bakım ünitelerine ihtiyaç artıyor.

Tüp bebekte anne karnına nakledilecek embriyo sayısı kısıtlanmalı mı? Kısıtlamalar ülkeden ülkeye değişiyor. Sağlık Bakanlığı yönetmeliğine göre; Türkiye’de en fazla üç embriyo sınırı konuluyor. Ama ‘annenin yaşı’ ve ‘tıbbi gereksinim’ gibi istisnalar var. Bu açık kapılar, çoğul gebeliklerin sayısının artmasına yol açıyor. Biz embriyo sayısının ikiye çekilmesini istiyoruz. Zaten bu sayı İsveç’te ve Avustralya’da iki. Amerika’da eyalete göre değişiyor. Ama dünyada neredeyse bir tane olması yolunda bile çalışmalar var.

Çoğul gebeliklerde bebeklerin yaşama şansı ne kadar? Üçüz gebeliklerde 35′inci haftada, dördüzlerde ise 32′nci haftada doğum gerçekleşiyor. Beşizlerde ortalama gebelik süresi 30 hafta sürüyor. Böyle olunca da bebekler neredeyse bir kilo 200 gram doğuyor. 36 haftanın altında dünyaya gelen bebeklerin, yenidoğan yoğun bakım merkezlerinde doğması şart. En az bir-iki ay kalıyorlar. Bu da hem aileye hem devlete ciddi bir maddi yük getiriyor. Bir bebek için özel merkezlerde tek gece bin YTL’ye geliyor. Diğer açıdan bakacak olursanız; erken doğması ve gebelik haftasının düşük olması nedeniyle bu bebeklerin zeka, duygusal ve kas gücü gibi motor gelişimleri yaşıtlarına göre düşük oluyor. Tüm bu saydıklarım, kabul edilen bilimsel gerçekler. Ayrıca bu çocukların okul başarıları da pek iç açıcı değil; düşük kilolu doğan bebeklerin okul başarıları daha düşük. Çocukta gelişme problemi haricinde körlük de olabiliyor. Kısacası; düşük kilolu doğum, bugün kadın doğumun sürekli karşısına çıkan bir sorun.

Sizce çoğul gebelik bir tüp bebek başarısızlığı mı? İkiz kabul edilebilir ama ikizin üzerindeki çoğul gebelikler telafi edilmesi gereken bir sorun. İdeali; ikizin üzerinde embriyo transfer etmemek olmalı.

Üçüz ya da dördüzler, gebeliği riske atıyorsa anne karnında bir-iki çocuk öldürülüyor; bu nasıl bir işlem? Buna ‘embriyo reduction’ (rediksiyon) yani gebelik sayısının azaltılması işlemi deniyor. İstanbul’da biraraya geldiğimiz doktorlarla yayınladığımız deklarasyon da bu rediksiyon işlemine onay veriyor. Rediksiyon yapılırken en önemli olay; en sağlıklı bebeğin yaşamasını sağlamak. Peki gebeliğin en erken döneminde en sağlıklı olanını nasıl seçeceğiz? İşte bunları ultroson ile inceleyip, ense kalınlığı en fazla olan seçilmeye çalışılıyor. Ama işlem çok sıkıntılı; iğne ile potasyum klorür vererek bebeğin kalbini durduruyoruz. İşlem kötü ama yapılması gerekiyor; çünkü aksi takdirde erken doğumlar yüzünden anneler kesinlikle bebek sahibi olamayacaklar.

Anneye bu işlemi nasıl yaptığınızı ayrıntılı olarak açıklıyor musunuz? Açıklamak zorundayız, çünkü onun seçimi. Anneden onay alınmadan bu işlem yapılamaz.

Anneler hangi çocuklarının öldürüleceğine kolay karar verebiliyorlar mı? Bu zaten annenin kararı değil. Erken dönemde ense kalınlığı en fazla olan bebeği seçiyoruz. Böylece Down Sendromu riskinden korunmuş bebekleri seçmeye çalışıyoruz. Tek plasenta varsa, bir bebeğin kalbine zehir verdiğinizde diğeri de etkilenebiliyor. Çok riskli bir durum. Tüm gebeliği de kaybedebiliyorsunuz.


Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın. diyet