Wordpress Themes
May 11

Elinizi kolunuzu oynatmadan, yiyip içtiklerinizi az da olsa azaltmadan kilo vermek istiyorsanız, her zaman bulabileceğiniz tehlikeli oyuncaklar hep vardı; bundan sonra da olacak: Doğal zayıflama destekleri!

Meslek yaşamının uzunca bir dönemini kilo sorunu ile mücadeleye ayıran bir uzman olarak neredeyse yirmi yıldır bu “kerametleri kendisinden menkul” mucizelerle uğraşır dururum. Reçete ile satılan ve doğru zamanda uzman hekimler tarafından kullanıldıklarında gerçekten yararlı olan ilaçlar bu tanımın dışındadır.

Şarlatan ilaçlar “her derde deva”
Her yıl özellikle Mart ve onu takip eden aylarda kilo verme sektörü(!) şöyle bir hareketlenir. Yaza daha ince girmek isteyenler, fazla kilolarına çözüm aramaya çoktan başlamışlardır. Akla ziyan etkilere sahip bitkisel veya doğal ürünler piyasayı dolduruverir. Bunlardan bazıları mucize içeceklerdir: Birkaç günde ya da en fazla birkaç haftada size bir kaç beden küçülme garantisi verir. Hiç birinin bilimsel olarak kanıtlanmış bir etkinliği, arkasında güvenilir bir bilimsel çalışma desteği filan da yoktur. İçlerinde daha atraktif olanları, bir taraftan zayıflatırken diğer taraftan detoks yaptıranları, hatta cildi sıkılaştırıp, kırışıklık azaltanları bile vardır. Bazıları size sadece kilo kaybını değil, selülitlerinizden kurtulmayı bile vaat eder.

“Masum” lafına kanmayın
Bu şarlatan ürünlerin ortak özellikleri piyasada en çok üç-beş ay kalmaları, ertesi yıl kutu ve adlarını değiştirip yeniden ortaya çıkmalarıdır. Bir başka özellikleri de çoğu kez “ağızdan ağıza pazarlama” yöntemi ile satılmalarıdır. Şarlatan ürünlerin önemli bir pazarlanma yolu da “evden eve, kapıdan kapıya teslim” sistemidir.

Bu sistemde bırakın doktoru-eczacıyı, eczacı kalfası bile devrede değildir. Bu ürünleri kullandığınızda sağlığınızı ilkokul ya da ortaokul mezunu üç-beş günlük pazarlama kurslarından geçirilmiş insanlara emanet edersiniz. Size bu ürünlerin bir ortak özelliklerini daha hatırlatalım: Bu ürünlerin neredeyse tamamı sağlık bakanlığından değil başka resmi otoritelerden izinlidir. Bu izinler sadece ithalatçı ya da üretici firmanın sunduğu evrakların onayından ibarettir. Çoğu zaman üzerlerinde yazanlar ile gerçek içerikleri aynı değildir. Son olayda karşılaşıldığı gibi çoğu kez insan sağlığını gerçekten tehlikeye atabilecek kimyasallar (sibutramin, tiroid ekstreleri, efetramin, efetra bitkisi ekstreleri) “doğal” diye pazarlanan bu ürünlerin içine eklenmiştir. Ve nedendir bilinmez bu ürünler hep masum(!) kaynaklardan, yosunlardan, çiçeklerden, yapraklardan, meyvelerden üretilmiştir.

May 11

Yaz sezonunda tüm kadınların hayali incecik vücutlarına giydikleri seksi bikinileriyle plajlarda boy göstermek. Mevsime formda girmenin ilk koşulu ise gece atıştırmalarını bırakmaktan geçiyor.

Neredeyse tüm diyet uzmanları ve diyet programları akşam yemeğinden sonra bir şeyler yemeyi kesmemizi hatta akşam saat 20.00�den sonra hiçbir şey yemememiz gerektiğini söylüyor. Çünkü araştırmalara göre ne kadar geç yerseniz, vücudunuzun yediklerinizi yağ olarak depolama oranı o derece artıyor. Sorun şu ki, uzmanlar hiçbir zaman bunu nasıl başaracağımızı söylemiyor. Oysa bu saatler atıştırmanın cazibesine kapıldığımız tuzaklarla dolu. Bu yüzden birçoğumuzun rejimi bu saatlerde son buluyor. Dekolte Yayıncılık�tan çıkan Nancy Butcher imzalı “Bir Bikini İstiyorum”la açlık kelimesi, akşamları hayatımızdan tamamen uzaklaşacak.

1- Hayır demeyi öğrenin
Kilo vermeye ve verdiğiniz kiloları geri almamaya ya da sağlıklı beslenmeye karar verdiyseniz, kendinize o kararı uygulayacağınıza dair bir söz verin. Abur cubur yemek için eliniz dolaba doğru uzanıyorsa durun ve kendinize “hayır” deyin.

2- 10 dakika bekleyin
Mutfağa gidip “kendinize ufacık bir şey hazırlama” konusunda bir istek duyarsanız, yalnızca 10 dakika bekleyin. Hepsi o kadar. Bir yere telefon edin, ertesi gün için gömlek ütüleyin veya dergideki bir makaleyi okuyun.

3- Dişlerinizi fırçalayın
Fransızlar�ın yaptığı gibi yapın, dişlerinizi akşam yemeğinden hemen sonra fırçalayın. Dişlerinizi bir kez daha fırçalama zahmetine girme düşüncesi sizi bir şeyler yemek fikrinden alıkoyar.

4- Kulaklarınızı çimdikleyin
Refleksiyoloji uzmanlarına göre kulaklarımızın ön kısmına baskı uygulamak, iştahınızın azalmasına yardımcı olabilir. Akşam yemeğinden sonra bir şey yeme isteği duyarsanız, sağ kulağınızın ön kısmına parmağınızla birkaç saniyeliğine basın.

5- Büyük bir bardak buzlu su için
Bu yalnızca midenizi dolu hissetmenizi sağlamayacak, aynı zamanda metabolizmanız buzlu suyu vücut ısısına getirmek için faaliyete geçeceğinden kalori de yakıyor olacaksınız.

May 11

İngiliz doktorlar, zayıf olmanın, kişinin iç organlarının yağlanmadığı anlamına gelmediği uyarısında bulundu.

Doktorlar, gözle görülmeyen ve hayati öneme sahip kalp, karaciğer ve pankreas gibi organları çevreleyen yağın tehlikeli olabileceğini söyledi.

Londra’da Imperial Üniversitesinde moleküler görüntüleme profesörü Jimmy Bell, ince olmanın, iç organların da otomatik olarak yağlanmadığı anlamına gelmediğini belirterek, 1994 yılından bu yana yaklaşık 800 kişi üzerinde MRI ile yapılan incelemelerde bu kişilerin yağları nerede depoladığının haritalarını çıkarttıklarını ifade etti.

Bell, araştırmaları sonucunda kilolarını egzersizi dışlayarak beslenme yoluyla koruyan kişilerin iç organlarında, zayıf olmalarına rağmen büyük yağ birikintilerine rastlandığını kaydetti.

İngiliz Tıp Araştırma Konseyinin fon sağladığı araştırma sonucunda şişman olma kavramının yeniden tanımlanması gerektiğini ifade eden Bell, zayıf kişilerin kendilerini sağlıklı sanma gafletine düşmelerinden endişe ettiklerini kaydetti.

Bell, vücut kitle endeksi hesaplamalarına göre normal gruba giren kişilerin iç organlarında da şaşırtıcı biçimde yağlanmaya rastlandığını belirtirken, Sumo güreşçilerinin, ince, ancak hareketsiz seyircilerinden daha iyi bir metabolik profile sahip olabileceğini bildirdi.

İç organları çevreleyen yağın, kalp rahatsızlıkları ve şeker hastalığı riskini artırdığından şüpheleniliyor.

May 11

Çocuk ve gençlerin fazla kilo problemi büyümeye devam ediyor. Çocuklar, eskisine göre daha fazla şeker, yağ ve tuz tüketiyor.

Tükettikleri besinler tıka basa (yağların en zararlıları) doymuş ve trans-yağlarla dolu. Elli yıl öncesinin çocuklarına oranla çok daha fazla şeker tüketiyorlar. Bir şişe meşrubatta, bir kutu kolada neredeyse 15 küp şeker var ve bir çocuğun günlük şeker tüketimi neredeyse yarım kiloya yaklaşıyor.

1960�lı yıllarda bir şişe meşrubat, 200-220ml civarındaydı, şimdi dev boyları söz konusu olduğunda 2 litreye kadar çıkabiliyor. Televizyon reklamları, sürekli çocuk ve gençlere yemelerini, içmelerini öneriyor. Bir saatlik televizyon izleme süresinde çocuk ve gençler, ortalama 15-20 dakika besin maddesi reklamı izlemek zorunda kalıyor. Üstelik bu besinlerin çoğu, sucuk, sosis, margarin, hamburger, bisküvi, cips, gofret, şekerleme gibi sağlığa yarardan çok zarar veren sağlıksız şeyler.

Sorunun nedeni çok
Daha da kötüsü, bu ürünler aileler ve çocuklara “akıllarını geliştirmek”, “beyinlerini güçlendirmek”, bedenlerini desteklemek, bağışıklıklarına güç vermek, boylarını uzatmak, kemiklerini desteklemek gibi “hayır” denilmesi güç vaatlerle sunuluyor. Kısacası çocuk ve gençler sürekli olarak kalori bombardımanına ve yanlış beslenme tüyolarına maruz kalıyor. Uzmanlar, çocuk ve gençlerin çok yedikleri için değil, yanlış besinler tüketip yeteri kadar hareket etmedikleri için kilo aldıklarını, şişmanladıklarını belirtiyor. Onlara yemeleri için önerilen besinler arasında ne portakal, elma, kiraz, erik; ne de marul, domates, fasulye veya kabak var. Dayatılan besinler katma değeri yüksek, kalorisi şişmiş, vitamin ve mineral fakiri hazır ürünler: Cipsler, browniler, kalorisi ikiye-üçe katlanmış çikolatalı bisküviler, kolalı içecekler…

Hazır kalori bombası
Çocuk ve gençlerin beslenmesinde ev yemeklerinin hiçbir önemi kalmadı. Sabah kahvaltılarını çoğu kez servislerde veya okullarda yapıyorlar. Öğle yemekleri okul kantinlerinin fast-food yiyecekleri ve şekerli içecekleri ya da okul idaresinin dışarıdan sağladığı sağlıksız besinlerden oluşmak zorunda. Akşam üzeri açlık krizleriyle evine dönen çocukları eskisi gibi evde bekleyen anneler, anneanneler de yok artık. Ya buzdolabından donmuş bir yiyecek çıkarıp yemek, ya da pizza veya hamburger siparişi vermek zorundalar. Yani günümüzde çocuk yemeklerinin çoğu hazır yemek restoranlarından temin ediliyor.

Sorun sadece anne babalardan da kaynaklanmıyor. Yeni hayat, çocukları ve gençleri de değiştirdi. Günümüz çocukları, gençleri, sokaklarda, parklarda koşup oynayarak değil televizyon, bilgisayar ya da DVD ile oyalanarak, chat yaparak eğleniyor. Artık onlar da yavaş yavaş bize benzemeye başladı, çoğu yerinden bile kımıldamıyor. Kısacası bir zamanlar eğlenmek için koşan çocuklar şimdi eğlenmek için oturuyor ya da uzanıyor.

Her türlü görüş ve şikayetleriniz için bizi betamedya@hotmail.com mail adresinden bize ulaşın. diyet