Wordpress Themes
Nis 30

Beslenme yanlışlarınızın şişmanlık, hipertansiyon, koroner kalp hastalığı, diyabet, kanser gibi 21. yüzyıl hastalıklarına yakalanma olasılığınızı artırdığını gösteren kanıtlar çoğalıyor. Sorun sadece çok yemekte veya aşırı miktarda gıda tüketmekte değildir. Yanlış besin seçimleri yapmak da önemlidir.

YANLIŞ beslenmemizin pek çok nedeni var. Bunlardan ilki yaşam temposunun müthiş hızlanması, bu hız ve telaş içinde beslenmenin ıskalanmasıdır. Hızlanmış hayat, fast-food gıdaların tüketimini körüklüyor. Aşırı kalori yüklü, vitamin, mineral, flavonoid, antioksidan ve posa fakiri fast-food besinler ve atıştırmalar sağlığımızın canına okuyor.

REKLAMA KANMAYIN

Yoğun bir reklam bombardımanı tüketiciyi yanlış besin seçimlerine yönlendirmede daha etkili hale geliyor. Reklamlarla tüketimi artan yiyecekler elma, üzüm marul, lahana, fasulye veya bakla değil!.. Doymuş ve trans yağlarla yüklü, şeker ve tuz deposu, kalori zengini, sağlığa yarardan çok zarar getiren hazır-paketlenmiş besinlerin tüketimi, reklamların etkisiyle daha da artıyor. Bu tür besinlerin renkli, parlak ve etkileyici ambalajlarda sunulması ve oldukça çekici hale getirilmesi de önemli bir etken. Özellikle atıştırmalık olarak pazarlanan gofret, çikolata , bisküvi, şekerleme ve cipslerin isimleri de paketleri de müthiş etkileyicidir.

LEZZET TUZAĞI

Yanlış besinlere yönelmenin arkasında başka faktörler de var. Bunlara lezzet unsurunu da eklemek gerekiyor. Hazır gıda üreticileri, ürünlerinde sağlıktan çok lezzet faktörüne önem veriyor. Bu ürünlerde bol bol kullanılan “yağ, şeker ve tuz” üçlüsünün oluşturduğu lezzet üçgeninin içine bir kez girdiniz mi çıkmanız oldukça güçtür. Bu besinler, yağları, tuzları ya da ihtiva ettikleri şeker miktarları yükseldikçe daha kolay satılıyor. Zararlı değilseler bile sağlığa yararlı olmadıkları kesin olan bu tür besinlerin tüketimini arttıran daha pek çok etken var: Bu ürünler doğal olanlara oranla çok daha kolay bulunabiliyor ve çok daha ucuzlar. Bir simitten bile ucuza alabileceğiniz gofretler, bisküvi ve cipsler her an her yerde kolayca bulabiliyorsunuz. Üstelik bunları okul, işyeri veya köşe başlarındaki paramatik kurgulu makinalardan kolayca temin etmeniz mümkün.

BESLENME EĞİTİMİ

Eğitim noksanlığı da önemli bir etken. Okullarımızda beslenme dersi yok. Öğrencilerimize beslenmeyle ilgili herhangi bir eğitim verilmiyor. Tıp fakültelerinde bile “beslenme-sağlık ilişkisi” yeteri kadar öğretilmiyor. Kısacası ilkokuldan üniversite sonuna kadar eğitim müfredatımız beslenme konusunu “es” geçiyor. Beslenme bilgisi ve bilinci fakiri çocuklarımız ve gençlerimiz, anne baba, nine ve dedelerimiz beslenmeyi sadece karın doyurmaktan ibaret bir süreç zannediyor.

SAĞLIK İÇİN BESİN

Lezzet odaklı beslenme eğilimi besinleri birer tatmin ya da keyif aracı haline getiriyor. Sebze ve meyvelerin, tahılların, bakliyat grubunun önemini yeteri kadar bilenimiz pek az. Besinleri sadece karın doyurmak, enerji ihtiyacımızı karşılamak ve keyif almak-lezzet tatmak için tüketiyoruz. Onların gelişmemizi, büyümemizi, kırılıp dökülen yanlarımızı tamir etmemizi sağladıklarından da, yeni hücreler, dokular üretmek, sağlığımızı koruyup güçlendirmek için kullandıklarından da (ne yazık ki) habersiziz.

BESLENMENİN ANLAMI

Eğer sağlıklı ve kaliteli bir hayat sürmek istiyorsak işe nasıl beslendiğimizi sorgulamakla başlamalıyız. Kilo fazlalığı ve şişmanlıktan, kalp hastalığı, inme şeker ve tansiyondan korunmak, kansere karşı güçlü bir koruma duvarı oluşturmak için buna mecburuz. Doğru besinlere yönelmek, onları yeterli miktarda, dengeli oranlarda ve uygun bir çeşitlilik zenginliği içinde tüketmek çok önemlidir. Sağlıkla ve huzurla yaşlanmak istiyorsak karbonhidrat, protein ve yağları tanımak ve onları uygun miktarlar ve oranlarda nasıl tüketeceğimizi bilmemiz gerekiyor. Doğru protein, karbonhidrat ve yağların neler olduğunu öğrenmemiz ihtiyacımızdan fazla enerji yüklenmememiz, antioksidan vitamin, mineral ve posa zengini gıdalara yönelmemiz bir zorunluluk haline geliyor. Beslenmek karın doyurmaktan daha fazla anlamlar taşıyan sihirli bir kelimedir. Sağlığımızı yanlış kötü veya iyi yönde etkileyen en önemli seçim yaşam tarzı seçimidir. Beslenmeyi ciddiye alın!

ÖNEMLİ BESLENME YANLIŞLARI

Kolalı, meyveli ve şekerli içecekleri fazla tüketmek

Hazır tatlı-tuzlu-yağlı atıştırmaları sık yemek

Doymuş yağların (margarin, tereyağı ve diğer hayvansal yağlar) yoğun olduğu besinlere yönelmek

Tuz ve şeker yüklü gıdalara ağırlık vermek

Fast-food ürünlere (burgerler, patates kızartması) öncelik vermek

Aşırı miktarda besin tüketmek

Tek yönlü beslenmek

Öğün atlamak

DİKKAT…

Beslenirken bunları unutmayın

1- Ne zaman nerede ve ne yiyeceğinizi şansa bırakmayın. Düzgün bir yeme düzeniniz olsun.

2- Yiyeceklerinizin enerji miktarlarını dikkate alın. Aşırı kalori yüklü gıdalardan uzaklaşın.

3- Tuzlu, yağlı ve şekerli gıdalardan uzak kalın.

4- Doğal besinleri tercih edin. Hazır gıdaları seçerken etiketlerini (içeriklerini ve son kullanım tarihlerini) dikkatle inceleyin.

5- Sofradan doymadan kalkmayı alışkanlık haline getirin.

6- Aşırı gıda tüketmeyin. Fazla yemenin 21. yüzyıl hastalıklarını hazırlayan iki temel faktörden biri olduğunu (diğeri hareketsizlik ve tembelliktir) unutmayın.

7- Ana ve ara öğünleri atlamayın. Ara öğünlerde sağlıklı atıştırmalar tüketmeye özen gösterin.

8- Diyet tuzaklarına yakalanmayın. Diyette olmaktan, diyet yapıp zayıflamaktan, özel diyetlerle form tutmaktan fayda ummayın. Bugün, bu hafta veya bu ay “diyette olma”nın bir başka gün, hafta veya ayda “diyet yapmamak” anlamına geldiğini hatırlayın.

9- Yatağa girerken veya gece uyanınca bir şeyler atıştırmayı bırakın.

10- Stresli, endişeli, üzgün veya kızgınsanız yemeğe başlamayın.

Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU

Nis 30

Londra Üniversitesi bilim adamları tarafından yapılan bir araştırma, insanların stres, depresyon, prostat, diyabet, tansiyon, alerji gibi birçok hastalıktan doğal besin maddeleriyle korunmanın mümkün olduğunu ortaya koydu.

Araştırmaya göre, hangi hastalıklara hangi besinlerin iyi geldiği şöyle sıralanıyor:

Portakal; içerdiği folik asit ve C vitamini sayesinde gribe iyi gelirken, kan pıhtılaşmasına karşı en etkin doğal yiyecek özelliği nedeniyle yaşlılıkta felç ya da kalp krizi riskini azaltıyor. Acı pul biber; cildin güzelleşmesine yardımcı olurken, cilt hastalıklarından korunmayı sağlıyor.

Tarçın; ‘e-coli’ bakterisinin vücutta yayılmasını engellerken, mideyi düzene sokuyor ve kusmayı engelliyor. Hardal; barındırdığı ’singrin’ maddesi sayesinde, sindirim sistemini düzenliyor ve mide ağrılarını gideriyor. Nane; içerdiği mentolse sayesinde gribe karşı savaştığı gibi, ileri yaşlarda ülsere yakalanma riskini azaltıyor. Çay olarak tüketildiğinde ise baş ağrısı, stres gibi rahatsızlıkların yanı sıra mide yanmasını da tamamıyla önlüyor.

Avakado; bebeklere başlangıç maması olarak öneriliyor. Barındırdığı yüksek E vitamini, kalbe iyi gelirken, yüksek potasyumu depresyona sebep olan uyuşukluğu engelliyor. İstiridye; içindeki demir sayesinde, sperm sayısını ve seks gücünü artırıyor. Kayısı; içindeki ‘betakarotene’ adlı madde sayesinde, hücrelere saldıran molekülleri kontrol altına alarak, kanseri önlüyor. Kuru kayısıya rengi bozulmasın diye eklenen sülfürdioksit ise, astım gibi alerjik hastalıklara iyi geliyor.

Enginar; ‘Cynarine’ adlı madde sayesinde en sert yiyeceklerin dahi sindiriminin kolaylaşmasını sağlıyor. Enginar ayrıca, karaciğer hastalarının yanı sıra romatizma, arterit ve gut hastalığına yakalananlarla, hamilelere de tavsiye ediliyor. Muz; barındırdığı yüksek miktarda karbonhidrat ve potasyumla kalbin düzenli olarak çalışmasını ve tansiyonun düzenli olmasını sağlıyor. Kuru fasulye ve mercimek; diyabet riskini büyük oranda azaltıyor. Hamsi; Omega-3 yağı zenginliğiyle kolesterol seviyesini düşürüyor, kanın pıhtılaşmasını önleyerek damar tıkanıklığı, kalp krizi, dolayısıyla felç geçirme riskini düşürüyor. Bezelye; prostata yakalanma oranını yüzde 35 düşürüyor. Havuç; kanserli hücre üremesini engellediği için kansere karşı koruyucu özelliği bulunuyor.”

Nis 30

İstanbul’da, aralarında hipermarketlerin de bulunduğu çeşitli satış noktalarından alınan 127 hazır kıyma örneğinde yapılan incelemede, muhafaza koşullarına göre yüzde 75′inin, zehirlenme etkenleri açısından yüzde 38′inin uygunsuz olduğu belirlendi.

İstanbul Perakendeci Kasaplar Esnaf Odası, Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği ve Tüketiciler Birliği tarafından hazırlanan “Gözümün Önünde Kıymamı Hazırlayan Kasabımı Geri İstiyorum” projesi çerçevesinde yapılan inceleme, İstanbul Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğinde basın toplantısıyla açıklandı.

Veteriner Gıda Hijyenistleri Derneği Başkanı Dr. Can Demir, satışı yasak olan “hazır” ya da “dökme” tabir edilen kıymanın ne kadar sağlıklı olduğunu sivil inisiyatif olarak incelemek amacıyla bu projeyi başlattıklarını ve destek istedikleri belediyelerden kendilerine yanıt veren Bağcılar, Bahçelievler, Bayrampaşa, Beşiktaş, Güngören, Kartal, Maltepe, Üsküdar, Tuzla ve Zeytinburnu belediyeleriyle birlikte çalıştıklarını söyledi.

Belediye ekipleriyle birlikte Mayıs ayında söz konusu ilçelerden 127 noktadan hazır kıyma örneği topladıklarını anlatan Demir, bu örneklerin yüzde 50’sinin marketlerin et satış reyonlarından, kalan yüzde 50′nin de kasap olarak hizmet veren yerlerden alındığını belirtti.

Demir, örneklerin İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Besin Hijyeni ve Teknolojisi Ana Bilim Dalı Laboratuvarı’nda incelendiğini kaydederek, “Bu sonuçlara göre hazır kıymanın, muhafaza koşulları bakımından yüzde 75, hastalık ve zehirlenme etkenleri bakımından yüzde 38 oranında uygun olmadığı ortaya çıkmıştır. Ulaşılan sonuçlar ürkütücü olup, hazır kıymanın canımıza kıydığını ortaya koymaktadır” dedi.

Nis 30

Kurban bayramında aşırı besin tüketimi sonucunda karşılaşılacak sağlık sorunlarını; kardiyoloji, endokrinoloji ve diyet uzmanları, kurban kesimi sırasında çocukların yaşayabileceği psikolojik problemleri ise psikoloji uzmanları değerlendirdi.

“Kurban Bayramı’nı hastanede geçirmeyin!”

Kalp hastalıkları açısından yüksek risk altında olan ya da kalp hastalığı tanısı konulmuş kişilerin beslenme düzenine önem vermeleri gerekirken maalesef çok sayıda hasta bu konuda dikkatsiz davranmaktadır. Özellikle Kurban Bayramı’ndaki aşırı et tüketimi ile bu hastaların yaşadıkları sağlık problemleri hat safhaya ulaşabilmektedir.

Kolesterol içeriği yüksek olan et ve et ürünleri, kan yağlarını doğrudan yükselterek; kalp hastalarını olumsuz yönde etkileyebilir. Kırmızı et, kolesterolün en başta gelen sebeplerinden biridir. Kurban Bayramı’nda et tüketimi arttığı için kalp ve tansiyon rahatsızlıkları nedeniyle sağlık kuruluşlarına yapılan müracaatlarda büyük artış görülmektedir.

NASIL BESLENMELİ?
Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için kalp-damar, diyabet ve yüksek tansiyon hastaları, Kurban Bayramı’nda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli; aşırı et tüketmemelidir. Bu kişiler, doktorları tarafından kendilerine önerilen diyetlerini bozmamalıdır.

Özellikle ülkemizde Kurban Bayramları’nda yenilmesi gelenek haline gelen kavurma, içine tereyağı ve kuyruk yağı konulmadan kendi suyu ile kısık ateşte pişirilmelidir. Etin kendi yağı, yemeğin lezzeti için yeterli olup; ekstra yağ eklemeye gerek yoktur.

Kavurmada çok fazla tuz ve kuyruk yağı kullanılması sebebiyle; kalp ve tansiyon hastaları, kavurmadan uzak durmalıdır.

Kurban Bayramı’nda genel olarak sakatat tüketimi de artmaktadır. Ancak özellikle kolesterol hastaları ile yüksek düzeyde kalp-damar hastalığı riski taşıyan kişiler, sakatat tüketiminden kaçınmalıdır.

Kurban Bayramı’nda kırmızı et tüketimi ile birlikte tuz kullanımının artması, özellikle yüksek tansiyon hastaları için ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Fazla miktarda tatlı tüketimi, kalp ve tansiyon hastaları için risklidir. Bu hastalar, tatlı tüketimini minimum seviyeye indirmeli; içerisinde yoğun yağ bulunan baklava, kadayıf gibi tatlılardan ziyade, sütlü tatlıları tüketmelidir. Kalp ve tansiyon hastaları, bayram süresince ilaçlarını aksatmadan kullanmalı; sağlıklı yaşamın temel kurallarından biri olan fiziksel aktivitelerini artırmaya dikkat edilmeli, günlük tempolu yürüyüşlere devam etmelidirler.

eXTReMe Tracker
d�vme - tattoo diyet